İNSANLIĞIN ARİFESİNDEYİZ
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

İNSANLIĞIN ARİFESİNDEYİZ

19 Haziran 2018 - 09:58

İNSANLIĞIN ARİFESİNDEYİZ
Fazla değil bir hafta öncesine gidelim. ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un yaklaşık 40 dakika baş başa görüştü. Görüşmeler sonrasında Trump “Bütün dünya için bu büyük sorunu çözeceğiz" derken, Kim Jong-un, "Dünya büyük bir değişim görecek" ifadesini kullandı. Tarihi zirvenin yemek menüsü ve ABD başkanının özel aracına kadar her konu hakkında bilgiler verildi. Ancak çözülecek büyük sorun ve yaşanılacak değişimin ne olduğunu bileniniz var mı? Bilemiyorum… Bir araya gelme sebepleri neydi? İkisinin de elinde dünyayı yok edebilecek boyutlarda nükleer silahların bulunması… Nefesler tutuldu. Zaten amaç nefeslerin tutulması değil miydi? Yeter ki kesilsin nefesiniz, nasıl olduğunun bir ehemmiyeti yok. Buluşma sonrası hadi gel kardeşim silahlarımızı yok edelim, artık pasta çörek börek yiyelim insanlık için güzel şeyler yapalım dediler öyle mi? İnanmakta serbestsiniz. Bu kadar silahı bugüne kadar ne için ürettiler? İnsanlığın geleceği için, öyle mi? Tüm dünyaya silah satarak ve savaş götürerek kazanan bir gücün bu dönüşümünü ayakta alkışlamak gerekir diye düşünüyorum. İnsanlık geri dönüyor. Yaşasın insanlık!
Bayramı bayram tadında dahi yaşayamazken Sakarya’nın Sapanca ilçesinde patileri kesilmiş halde bulunan köpek yavrusu insanlık değerlerimizin nerelere gelmiş olduğunu çok acı bir şekilde bize hatırlatıyor. Savunmasız bir varlığa yaptığımızı açıklamamız mümkün değildir. Ne yapmamız gerekiyor? Hemen sarıldık telefonlarımıza, sosyal medyadan başladık insanlık dersi vermeye. İnsanoğlu işte… “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.” Hafızalarınızı yoklarsanız çok fazla değil, yakın bir geçmişte bir köpeğin arabanın arkasında dakikalarca sürüklendiğini çabucak unutuvermişti işte. Sosyal medyadan dersini verince bir daha olmayacaktı. İnsanlık ölmeyecekti. 
Bu olaylar henüz çok taze oldukları için hafızalarımızdalar. Ancak insan olarak olayları çok çabuk unutmak gibi bir özelliğimiz var. Amerika’nın kendi büyüttüğü Ladin’i okyanusun suları dibine nasıl gömdüğünü unuttuk, Afganistan’ı bitirdikten sonra. Saddam’ın insanlıktan çıkmış halini unuttuk, Irak’ta yaşam durduktan sonra. Libya’da Kaddafi’nin yerlerde sürüklendiği görüntüleri unuttuk, Libya insanlığa geri dönmeye çabalarken. Bu örnekler dünyada çok fazla maalesef…
İslam âlemi mübarek Ramazan ayı sonrasında Şeker ya da Ramazan tartışmaları içerisinde bayramını kutluyor. Ülkemizde artan nüfus, gelişen teknoloji ve sayabileceğimiz vesair nedenlerle eski bayramların tadı kalmadı dediğinizi duyuyorum. Kapınızı çalarak şeker isteyen çocuklar artık yoklar. Kalabalık aile sofraları artık eskisi kadar kalabalık değiller. Büyük şehirlerin büyük binalarında birbirlerini tanımayan insanların kapıda karşılaştıklarında dahi iyi bayramlar dilekleri için zorlandıklarını kabul etmeliyiz. Değerlerimizi yaşatmak için çırpınıyoruz belki ama o kadar, sadece çırpınıyoruz.
Unutma kabiliyetimiz olmasa elbette yaşamı sürdürmek biz insanoğlu için belki de çok daha zor olacaktı, ancak insanlık ölmesin diye bazı şeyleri unutturmamak zorundayız. Bizim kültürümüz “ insanı yaşat ki” anlayışında bir kültürdür. Bu kültürün yaşaması, dünyaya örnek olması çocuklarımızın çok daha güzel bir dünyada yaşaması için elzemdir.
Bizlere çeşitli kanallardan empoze edilmeye çalışılan ve içerisine insanlık değerleri serpiştirilmiş hemen her konuda düşünmek zorundayız. Geçmişte yaşananları hatırlamak zorundayız. Büyük ülke dediğimiz emperyalist zihniyet bizi neden bu kadar seviyor. Anlamaya zorlamalıyız kendimizi. Aksi taktirde iktisat biliminin temel kuramı olan kıt kaynakların yetmeyeceği prensibini işletmeye devam edecek ve nüfusun azalması için doğal sistem dışında hareket etmeyi sürdüreceklerdir. Bu durum gün geçtikçe insanlığımızı kaybetmemize, insani değerlerimizden uzaklaşmamıza ve bir müddet sonra kendimizi tanımaktan uzaklaşmamıza sebep olabilecektir. Unutmayalım ki insanlığın arife sonrası bayram değil!

YORUMLAR

  • 0 Yorum