MÜLAKAT-LİYAKAT-SADAKAT
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

MÜLAKAT-LİYAKAT-SADAKAT

06 Temmuz 2017 - 10:15

Ülkemizde müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı boş bulunan okullarımızın kadrolarına görevlendirmeler için mülakat süreci başladı. EK-1 adı verilen belgede mevcut kriterlerin toplamından oluşan puan ile yapılan sıralama sonucunda boş bulunan okul/kurum kadroları için üç katı kadar aday mülakata davet edildiler. Mevcut yönetmelik gereği boş okul/kurum sayısının üç katı kadar aday sayısına bazı illerimizde ulaşılamadı. Bu durumu eğitimi yönetenlerin doğru okuması gerekmektedir. Geçmiş yıllarda üç katı adayın fazlası puan sıralaması neticesinde dışarıda kalır ve mülakat sürecine dâhil olamaz iken şimdi sayıya ulaşılamamasının nedenlerini görmezden gelemeyiz.

Uzun yıllardır yönetici seçimlerinde yazılı ve mülakat uygulaması sürdürüle gelmektedir. Bugünlerde geçmiş yıllarda çokça tartışılan 1709 Şube Müdürü atamaları yeniden eğitim gündemine oturmuş durumdadır. Şube müdürlüğü yazılı sınavına katılan arkadaşlarımızın belirlenen puan barajını aşmaları halinde Ankara’da yapılan mülakata katılmaları ve sonraki zamanlarda sadece mülakat sonucuna göre atamaların gerçekleşmesi yargıdan dönmüştü. Ancak bakanlığın itirazı, uygulama süreci derken bugünlerde yeniden tartışılmaya başlanılan bu konu mülakat süreci ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir konudur. 2014 yılından bugüne devam eden bu süreçten almamız gereken dersler vardır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2017/304 sayılı kararında “ …sadece sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulan başarı listesi ve bu listeye dayalı atama işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” Demektedir. Şimdi konuyutüm boyutlarıyla değerlendirmek, bir anlam çıkarmak ve ülkemizin eğitim geleceği planlamasında bu durumlara dikkat etmemiz gerekmez mi? Ya da bildiğimi okurum kardeşim! Diyerek bildiğimiz yoldan devam mı denilmelidir? Milli Eğitim bakanımız Sayın İsmet Yılmaz’ın basında geçen “ mülakata objektif kriterlergetireceğiz “ sözü mülakat sürecinin eğitim sisteminde devam edeceğinin bir göstergesi sayılabilir mi? Elbette burada sorulması gereken soruyu toplumun tamamı gibi bende sormak durumundayım: “ Şimdiye kadar yapılan mülakatlar objektif kriterlere bağlı değil miydi?” Bu sorunun cevabı yoktur. Maalesef.

Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum, Ortadoğu’da yaşananlar, küreselleşme denen ve bütün dünyayı batağa götüren, ancak kendi menfaati dışında gözü bir şey görmeyen emperyalizmin vahşi çarkından sıyrılışın çaresi eğitim geleceğimizi doğru planlamaktan geçmektedir. İmam- Hatipler tek başına çözüm olabilir mi? Tartışılır. Dini cemaat ve gurupların eğitim ayağının denetlenebilirliği ne derece mümkün olmaktadır. Tartışılmalıdır. Küreselleşmeden etkilenme düzeyimizin diğer İslam ülkelerine göre daha düşük seviyede olmasının sebepleri doğru tahlil edilmelidir. Eğitim geleceğimiz tüm bu tahliller neticesinde ithal ikamesi şeklinde değil, tamamen milli değerlerle bezenerek gelenek ile modernite bağlamında yeniden ele alınmalıdır.

Geleceğimizin belirleyicisi olan eğitimde atacağımız adımların planlamasında geri adım atılmayan ve bugünlerde gerçekleşmekte olan mülakat süreci geleceğimizin belirlenmesinde büyük önem arz etmektedir. Bugüne kadar yapılan mülakat süreçlerinde yaşananlar eğitim camiamızın hafızasındaki tazeliğini korumaktadır. Sonuçlar açıklandığında hep birlikte geleceğimizle ilgili verilen kararı da görmüş olacağız:

Liyakat mi? Sadakat mi?

Liyakatin esas alınacağı bir süreci geçiriyor olmamızı diliyorum. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum