NE PAPAZMIŞ AMA!
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

NE PAPAZMIŞ AMA!

17 Ekim 2018 - 08:12


Türkiye kamuoyu uzun zamandır Papaz Brunson olayına kilitlenmiş durumda. Papazla yatıp papazla kalkar durumdayız. Papaz olayının bu kadar büyümesinin asıl sebeplerinden birisi ve belki de en başta geleni her önüne gelenin bu konuda konuşmasıdır. Konjonktüre göre hareket etmek zamanımızın modası haline gelmiş durumdadır. Bu modaya uymayan neredeyse kalmamıştır. Modayı yakından takip eden aydınlarımız! Papazı her türlü kalıba soktuktan sonra şimdi de aklamanın peşine düştüler. Allah yarınlarımızı hayreyleye.
Misyonerlik faaliyetleri ülkemiz topraklarında çok eski geçmişlere dayanır. Bu faaliyetlerle ilgili yazılmış onlarca eser vardır. Bu faaliyetlerin çeşitli hikâyelere konu olanlarına da rastlamanız mümkündür. Sun Tzu Savaş Sanatı adlı eserinde bütün bu yaşadıklarımızın ipuçlarını ve günümüzde de geçerliliğini koruyan tekniklerini vermiştir. Kitabın adı üzerinde Savaş Sanatı. Kitapta mevcut teoriler günümüzde de geçerli ve yer yer kullanıldığına şahit olduğumuz uygulamalardır.
Ülkemizde geçmişi çok eskilere dayanan misyonerlik faaliyetlerini okumamız yanlış olmalı ki bugünlerde halen daha en üst noktada devlet başkanları düzeyinde böyle bir konuyla muhatap olmak zorunda kaldık.
Konuya asıl yaklaşmamız gereken yerden yaklaşamadık ve okuyamadık. Üstüne bir de SÖZ söyleme sanatının yerlerde süründüğü konjonktüre göre hareketin pirim yaptığı bir zamanda bu çıkmaza girdik.
Günümüz teknoloji dünyasında bütün işlemlerin bilgisayarlar vasıtasıyla yapıldığı ve bilgisayarların hayatımıza çok daha farklı noktalardan gireceğini hesaba kattığımızda en büyük tehlikenin güvenlik açığı olduğunu biliriz. Dolayısıyla sızmaları engellemek için güvenlik açıkları ile ilgili tedbirler alırız. Özellikle belgesellere konu olan çok özel konulardaki devletlerarası siber savaşların var olduğu da bilinen bir gerçekliktir. Bunun en üst düzey örneği İran nükleer araştırmalarına sızma girişimleridir. Bilgisayarların beynine girmeye çalışanları engellemek için her türlü tedbiri alırız da milletimizin beynine sirayet eden asalak fikirlerle neden mücadele etmeyiz konusunda oturup düşünmemiz gerektiği gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz.
Misyonerlik konusu da beyinlerimize sirayet eden fikirlerle yüzyıllardır mücadele etmekte zafiyet gösterdiğimiz konuların başında gelmektedir. Nerede hata yapıyoruz? Daha bu sorunun bile cevabını bilmiyorsak vay halimize…
Bu ülke toprakları 1071’den bugüne emperyalizmin gizli sevdasıdır. Bu sevdasına kavuşabilmek için SunTzu’nun Savaş Sanatı eserindeki tüm teorileri kullanarak saldırmaktadır. Yaşadıklarımızdan ders çıkarıp önlem almıyorsak kabahati başkasında arayamayız. İğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmalıyız.
Başlamamız gereken yer ilmin ışığında hareket tarzı olmalıdır. Konjonktüre göre hareket edenleri kapının önüne koyarak başlayabiliriz. Vatan diyen, millet diyenleri dinlemeli ve Bilge Kağan’ın şu sözünü rehber edinmeliyiz:
'Türk-Oğuz beğleri, milletim, işitin! Üstte mavi gök çökmedikçe, alta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir... Ey Türk! Titre ve kendine dön!...'
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum