NEREYE GİDİYORUZ?
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

NEREYE GİDİYORUZ?

14 Eylül 2017 - 17:12

Siyaset için söylenmiş en akılda kalmış sözlerden birisi “24 saat çok fazla bir zamandır” sözüdür. Söylendiği dönem günümüz açısından değerlendirildiğinde gelişen teknoloji ve sosyal ağlar sayesinde bu söz çok daha fazla anlam bulmaktadır. Özellikle son zamanlarda dünyada yaşananlara baktığımızda 24 saat sürekli hareketliliğin olduğu ve bu hareketliliğin zaman zaman savaş tamtamlarıyla renklendirildiği bir dünya görmekteyiz.

Kuzey Kore ve ABD gerginliği ile ilgili geçen yazımızda ufukta savaş diyerek çığırtkanlık yapanlara katılmadığımızı ifade etmiştik. Bugünlerde görülen ortamda bu savımızın doğru çıktığını da görmekteyiz. Burada okumamız gereken kim ne kazandı? Kim ne kaybetti? Hedef neydi?  Uluslararası bu gibi konularda her ne kadar olayların akabinde çok erken analizler yapılsa da birçoğu zaman içerisinde yanlış oldukları ortaya çıkan analizlerdir. Ulusal çıkarlara dayalı bu tarz ülkeler tarafından yapılan bazı hareketler ve verilen tepkilerin okumasının tarihsel perspektif içerisinde değerlendirilerek sağlam zeminlere oturtulması gerekmektedir. Akşamdan sabaha yapılan analizlerle bir yerlere varmak bizi çok sağlıklı sonuçlara götürmeyecektir. Burada elbette birçok analizin “ hafıza-i beşer nisyanla maluldür “ diyerek ön alma ve ortaya bir rota çizme düşüncesine saygılı olmak gerekir.

1648 yılındaVestfalya Barış Antlaşması ile temele alınan ulusal devlet anlayışı günümüz dünyasında yaşanan teknolojik gelişmelerle farklı noktalara gelmiştir. Son zamanlarda sıkça kullanılmaya başlanıldığını gördüğümüz Atlantik ve Avrasya rekabeti ulus devlet anlayışı ve devletlerin geçmiş şaşaalı günlerinin de kendi içlerinde tartışıldığı bir süreci yaşadığımızı göstermektedir.

Tüm bunların planlamasının teknolojik gelişmeleri göz ardı edilerek yapılması uzak ihtimaldir. Günümüz dünyası 24 saatin dahi anlık çok büyük değişkenlerin bir arada yaşandığı ve yine tüm dünyanın anında haberdar olduğu bir dünyadır. Bu değişimlerin aynı anda sosyal medya dediğimiz ortamlarda yapılan yorumlarla teste tabi tutulduğu ve elde edilen verilerle anında gerek iç gerek dış hamlelerin yapıldığı bir dünyayı yaşamaktayız.

Teknolojik gelişmelerin nerelere varabileceğini tahayyül etmemiz mümkün değildir. “ Moore Yasası “ olarak bilinen Intel şirketinin kurucusu Gordon Moore’un daha 1965’lerdeki fikirlerinin teknolojide nerelere geldiğimizin ve nerelere gideceğimizin bir habercisidir. Teknolojide ulaşılacak noktayı uluslararası rekabet ortamında yakalamak, aslında bu noktanın ilerisinde ön almak zorundasınız. Dünyanın Atlantik ( deniz ) ve Avrasya ( kara ) rekabeti asırlar boyu devam edecektir. Bu rekabette ülkelerin yaşam süreleri de dikkate alınarak yerinizi ve geleceğinizi kurgulamak durumundasınız. Teknolojik yarışta yer almak zorundasınız.

Bu yarışta yer almanın yolu eğitimde yapacağımız atılımlardan geçer. Eğitimde bilgi teknoloji ağırlıklı ortaokul seviyesinden başlamak üzere lise ve sınavsız geçişlerle üst öğrenimlerin alt yapısını hazırlamak durumundayız. Öğrencilerimizin ilgi ve istidatlarıçerçevesindeeğitim sistemimiz içerisinde ilk etapta en azından büyük illerimizden başlamak üzere alt yapısı düzenlenmiş okullar planlamak durumundayız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum