Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ÖĞRETMEN-II

22 Mart 2017 - 11:41

Öğretmenliğin meslek anlamında tanımı oldukça yenidir. Öğretmen, eğitim sisteminin en kritik öğesi durumundadır. Öğrencilerin potansiyellerinin keşfedilmesi, öğrenciye rehberlik, öğrencinin gelişimine yardım gibi rollerinin yanında günümüz gelişen dünyasında bir öğretmenin sahip olması gereken beceriler artmaktadır. Gelişen dünya şartlarına ayak uydurma hususunda öğretmenlerimiz gerekli hassasiyeti göstermektedirler. Tek başına gelişen dünya şartlarına uyum sağlamada ne kadar başarılı olabilir? Sanırım bam teline dokunduk. Bir söyle bin ah! İşit noktasındayız.

Böylesine ehemmiyetli bir hususta konuya nerden başlayacağınız önemlidir. Biz konuya statü açısından bakarak başlayalım. Yapılan uluslararası bir araştırma sonucuna göre toplumda her şeye rağmen öğretmenlerin statüsünün insanlarımızdaki algısının yüksek olduğu görülmektedir. Dünya ülkeleri içerisinde üçüncü sırayı almış durumdayız. Bu durum mesleğimizin toplum nezdindeki algısı açısından mutluluk vericidir. Mesleğimizin toplumsal statüsü devletin ve halkın eğitime verdiği değer çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir durum olması açısından önem arz etmektedir. Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler açısından refah düzeyinin artırılmasında eğitim önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Toplumda statüsü zayıflayan bir öğretmenin, öğrenmenin gelişimi ve sürdürülebilirliği açısından öğrenme konusunda artı değer katmaktan uzak kalmasına ve dolayısıyla toplumun da zayıflamasına sebep olacağı gerçeği göz önüne alınmalıdır. Statü, ayrı bir tez konusu olabilecek teferruatlı bir konudur. Biz burada gerek devleti yönetenlerin, gerekse öğretmenlerimizin ve paydaşlarımızın bu hususta azami hassas olmaları gerektiği kanaatini paylaşabiliriz. Öğrenmenin mimarı öğretmenlerimizin sosyal statülerinin ülkenin geleceği konusunda oynayacağı rol de doğru tespit edilmek durumundadır.

Ülkemizde öğretmenlerin özlük hakları konusunda ise tartışmaların uzayacağı noktayı kestirebilmek mümkün olamayacaktır. Bir öğretmen ve aynı zamanda bir sendika temsilcisi olarak bu konuda iğneyi kendimize batırmak mecburiyetindeyiz. Hele bu konuda sürekli eksiklerimizi görüyorsun diyen bir kesim varken bunu yapmamamız düşünülemez. Elbette bu arkadaşlarımıza da ayrıca verilecek cevabımızın her zaman bulunduğunu ifade etmek isterim. Ülkemiz için artı değer yaratmaktan başka bir uğraşımız olmadığını, tek amacımızın da bu konularda üzüm yemek olduğunu toplumun büyük bir kesimi bilmektedir ki bu da bizim için yeterlidir. Özlük hakları konusunda öncelikli olarak ülkemizde geçtiğimiz yıllarda yaşanılan okul müdürleri değerlendirme sürecinde yaşananlar ve kariyer basamakları yükselme çerçevesinde öğretmenlik mesleğinin kariyer geleceği açısından ele almamız gerekir. Öğretmenlerimizin ekonomik anlamda diğer meslek gurupları içerisinde farklı bir yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki avukatlık, mühendislik, doktorluk gibi bazı meslek guruplarına nazaran daha düşük ücretle çalışmaktadırlar. Her ne kadar öğretmenevi, sosyal tesisler gibi olanaklara sahip; il içi ulaşım hizmetleri, tiyatro, müze gibi bazı sosyal ayrıcalıkları var gibi görünse de kullanım oranları ve işlerliği açısından ele alındığında elde var sıfır durumundadırlar. Öğretmenlerimizin içerisinden seçilen okul müdürlerimizin de hafızalarımızda tazeliğini koruyan değerlendirme süreci sonucunda tekrar öğretmenliğe dönüş süreleri de bazı tez çalışmalarına konu olmuş geniş perspektiften değerlendirilmesi ve gelecekte aynı yanlışlıkların yaşanmaması adına örnek olarak kulağımızda küpe kalmalıdır. Kaldığımız yerden haftaya görüşmek ümidiyle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum