ÖNCESİ VE SONRASIYLA:15 TEMMUZ
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ÖNCESİ VE SONRASIYLA:15 TEMMUZ

13 Temmuz 2017 - 14:19

Güzel ülkem üzerinden tam bir yıl geçen bir darbe kalkışması daha yaşamıştı. İlk değil yaşadığımız darbeler, tarihin derinliklerine indikçe farklı şekilleriyle ve belirli aralıklarla sıkça yaşadığımızı görmekteyiz.

Dünyanın en kudretli devleti Osmanlı dönemlerinde de yaşanmış bazı olayları incelediğimizde esasında karşımıza hep aynı mevzu çıkmaktadır. Tarih okumalarımızı ve yorumlarımızı bununla birlikte geleceğe dair yol haritamızı nasıl planladığımızın da sebep-sonuç ilişkileri tartışmalıdır. Bugünlerde TV’lerde bolca olan ve her kafadan bir ses diyebileceğimiz bir ortamda yol haritamızın şekli ehemmiyet arz etmektedir. Dün yapılan tartışmalarla bugün yapılanlar arasında bir fark görebiliyor musunuz? Kendine çeki düzen vermesi gereken ilk kurum siyaset kurumu olmak durumundadır.

Yaptığımız bugüne kadar çizilen haritanın üzerinde verilen rotanın takibinden başka bir şey midir? Eğitimden ekonomiye ne zaman biz olabildik? Ne kadar biz kalabildik? Maalesef her defasında kimin sesi gür çıkıyorsa onun çizdiği yolu doğru olarak benimsedik, o yolda yürüdük. Kimin sofrasında çorbası varsa o çorbaya kaşık salladık. Tuzu fazla, salçası eksik demeden.

Osmanlı’da yaşananlardan sonra gelinen nokta Çanakkale’dir, Sakarya’dır. Türk milletinin çekilişi Sakarya’da sona ermiştir. Bu topraklarda hayalleri olanların bu durumu kabullenmesi mümkün müdür? Buna inanmak tarih bilmemek, zamanı okuyamamak demektir. Yüz üstü sürünen Sakarya’nın ayağa kalkmasıyla birlikte yaşadıklarımızın ve attığımız her adıma takılan çelmenin sonunda ayakta kalmakta neden bu kadar zorlandık?

27 Mayıs, 22 Şubat, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve 15 Temmuz. Her darbenin ülkemizi yıllarca geriye götürdüğünü kabul etmeyen var mıdır aramızda? Yaşadığımız bu kadar ağır darbeler karşısında halen Elif gibi dik durmaktayız, duracağız ve bu işlerin planlayıcıları da artık şunu anlamak zorundadırlar ki bu milletin çekilişi Sakarya’da bit-miş-tir.

Bundan sonra yapmamız gereken bellidir. Dünya dengeleri gözetilerek bütün alanlarda milli bir rota çizmek, milli kültürümüzün olgunlaşması ve hukuku üstün kılmak için gayret göstermeliyiz.

Millet-devlet ele ele sözde kalmamalı, uygulamalarda milletin geleceğe dair atılan adımları benimseyebileceği, kabullenebileceği ve içine sindirerek artı değer katabileceği işlere imza atmalıyız.

Yol arkadaşlarımızı doğru seçmeliyiz. Yaşanmışlıklar için ah vah etmelerin kimseye bir yarar sağlamayacağını bilmek zorundayız. Medeniyetler Çatışması çerçevesinde coğrafyamız ve bütün dünyadaki kardeşlerimizle birlikte geleceğe dair planlamalar yapmalıyız. Planlamalarımızı milli değerlerimiz çerçevesinde oluşturmalıyız. Yeter ki kendimize inanalım, kendi değerlerimize sahip çıkabilelim.

Unutmayalım ki; Bilge Kağan’ın dediği gibi:

"Ey Türk! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir"

YORUMLAR

  • 0 Yorum