SAMSUN'DAN İZMİR'E
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

SAMSUN'DAN İZMİR'E

26 Mayıs 2017 - 11:41

19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan ülkemizin kurtuluş ve kuruluş mücadelesi 9 Eylül’de düşmanın İzmir’de denize dökülmesiyle perçinlenmiş ve 29 Ekim 1923 tarihinde son nokta konulmuştur.

Emperyalizme mücadelenin dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mücadele sürecidir 1915 ile başlayan süreç. Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyanın en güçlü olduğu dönemlerden kalma hikâyeleri ve yaşanmışlıklarını okuduğunuz zaman bu topraklarda hüküm süren Türk Devletlerinin nasıl adalet ve hakkaniyetli davrandıklarına şahit oluyoruz. Bugün dahi bu ülkelerde yaşayan torunlardan dinlediğimiz hikâyelerin birçoğunda özellikle Osmanlı’nın adaletinin izlerini görmemiz mümkündür.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonrasındaki zamanlardan bugünlere dünyada yaşananlar ve ülkemiz perspektifinden adalet çizgisini yakalamaya çalışırsak elimizde tutacağımız ipin emperyalizmin eline geçtiğine şahit olacağız.

Soğuk savaş dönemi üretilen önce komünizm, akabinde kapitalizm ve devamında liberalizm adları altında dayatılan ve belirlenen çizgi üzerinde yürümememizin ve çizgi dışına taşıldığında tepemizde emperyalizmin yumruğunu hissettiğimiz zamanları yaşadık, yaşıyoruz.

Francis Fukuyama’nın “ Tarihin Sonu” ve SamuelHungtinton’un “ Medeniyetler Çatışması “ tezleri esasında tarihte zaman zaman belirli çevreler ya da akademisyenler vasıtasıyla dünyaya verilen mesajlar ve bu mesajlar etrafında bindirilen dönme dolabın esasında sahibinin belli olduğu bir sürecin sadece iki örneğidir.

Ülkemizin bu dönme dolaptan inme çabaları için en güçlü mesaj en güçlü şekilde 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlarda verilmiştir. Kongrede alınan kararlardan olan “Dışarı ile rekabet edebilmek için sanayi bir bütünlük içinde kurulmalıdır. Yabancıların tekellerinden kaçınılmalıdır.” Maddesinde yabancıların tekelleşmesinden kaçınmalı ifadesi önemlidir.

Bugün dünya artık ekonomik anlamda farklı noktalara savrulmaktadır. Bazen aklın sınırları zorlayan üretimlerle ya da toplumlara farkında olmadıkları dayatmalarla toplumların nerelere evrilmeye çalıştıklarına şahit olmaktayız.

Bütün bu yapılmaya çalışılanlarla mücadele etmenin yolu ülkemizin geleceğini doğru planlayabilmekten geçmektedir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın eğitim müfredatının değiştirilmesi gerektiği yönündeki ifadesi önemlidir.

Eğitim konusunda radikal adımlar atmalı, geçmişimizin geleceğimize doğru ve sağlıklı anlatılması sağlanılmalı; milli ve manevi bağları güçlü nesiller yetiştirmek için ince eleyip sık dokuyarak gelecek stratejimizi adaleti sağlam temeller üzerine oturtmalıyız.

Millileşme konusunda eğitim-ekonomi ilişkileri sağlam zeminlerde oluşturmalı ve işbirliği azami düzeyde ele alınmalıdır. Unutmayalım ki:

“ Sabır; boyun eğmek değil, mücadele etmektir. “

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum