ÜLKEMİZİ SARAN KANSER
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ÜLKEMİZİ SARAN KANSER

13 Şubat 2017 - 12:45

Türkiye 15 Temmuz sonrasında her alanda yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Yaşananlara bakılacak olunursa güzel yurdumun her yerini kanser gibi sarmış olan bir vakayla karşı karşıya kalmıştır. Bütün bu olaylar coğrafyamızın çok uzun geçmiş yıllara dayanan ve maalesef kaderi olmuştur diyebileceğimiz bir gerçekliğidir.

            İkinci Dünya Savaşı sonucu oluşturulan iki kutuplu Dünya çerçevesinde inşa edilen yenidünya ile birlikte egemen güçlerin ülkeler üzerinde belirlediği roller ve bu çerçevede yazdığı romanın aktörleri olarak görevini yapanların zaman zaman nasıl el üstünde tutulduklarını yaşayarak öğrenmiş bir neslin mensupları olarak tarihe şahitlik etmekteyiz. Egemen güçlerin biçtiği roller ve oyunun aktörleri belirli periyotlarla değiştirilse de amaçlanan son bellidir. Esasında çok uzun araştırmalar yapmaya ya da uzun uzun kafa yormaya da gerek yoktur. Dünya sistemi üzerinde kayda değer! Analizleri olan Samuel Huntıngton’un Medeniyetler Çatışması adlı eseri ve ülkemiz üzerine yazmış olduğu makaleler bazı gerçekleri bir tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır. Gerçek bu kadar çıplak karşımızda dururken nerelerdeydik? Neden farkına varamadık? Diye sorduğunuzu işitir gibi oluyorum. Cevap kısa ve nettir. Romanın aktörlerini izliyorduk. Ve çoğu zaman da bu aktörlere tezahüratlar yapıyor, methiyeler diziyor ve attıkları nutuklar sonrasında ağdalı sözlerini ayakta alkışlamak için saf tutuyorduk. Yok, yok, kendinizi yargılamayın. Ne bu romanın içerisinde bir rol kapabilecek, ne de romanın yazarı olabilecek bir durumunuz yoktur, olamaz da… Biz seyirciyiz…

            Maalesef, yazıklar olsun ki sadece seyirci olabildik. Ne mutlu en azından kenarından dahi olsa bu romanın içeriğini fark ederek kenarından da olsa ateşi yakabilenlere…

            Birileri sesleri her ne kadar cılız çıkıyor gibi görünse de haykırıyordu; bu romanı okumayalım diye. Seviyorduk biz roman okumayı. Seviyorduk biz filmlere konu olan romanları. Okudukça inceden inceye vücudumuzu saran hastalığın farkına varamıyorduk.

            Bu hastalık geçmişten geliyordu ve genlerimize işlemişti. Sadece bizi değil bizden sonraki nesilleri de kendine çekiyor, vücudunu sarıyor, beynini kemiriyor ve izleyici sıralarına oturtuveriyordu. Ne diyordu her akşam kumandası elimizde zannettiğimiz cam ekrandan güzel kardeşlerimiz: Bizi izlemeye devam edin!

            Evet; izlemeye devam ede ede bugünlere geldik. Şimdi çok acı da olsa kanseri fark ettik. Söküp atmaya gayret ediyoruz. Elbette kolay değil. Büyük mücadeleler gerektiriyor. Bu illet hastalığı yenmenin ilk koşulu; inanmaktır. Biz inanıyoruz. Yeneceğiz. Çünkü zamanında yendik. Atalarımız bu hastalığı yendiler. Biz de yeneceğiz. Mücadele azmimizden bir an olsun taviz vermeden, yılmadan yorulmadan mücadele vererek üstesinden geleceğiz bu illet hastalığın.

            Bizim bu hastalığa müdahalemiz sadece bizim değil, tüm insanlığın da geleceği açısından büyük ehemmiyetler taşımaktadır. Bu toprakların insanları yaşamını İslam inancının temeli olan barış üzerine kurmuştur. Tüm dünyada barışın temini için hastalığımızın tedavisini bitirmek ve üzerimize düşen ulvi görevi yerine getirmek için kolları sıvamak zorundayız.

            Ne duruyoruz o zaman? Sabahı beklemeyelim, şimdiden başlayalım. Bugünün değil, geleceğin inşası için kolları sıvayalım. Geleceğimiz için ilk işimiz olarak onların bu hastalığa yakalanmaması adına ne yapabiliriz? Eğitimden başlayarak büyük adımlar atalım. Var mısınız?

           

            

YORUMLAR

  • 0 Yorum