Bir orkinos masalı
Nezih Bilger

Nezih Bilger

Bir orkinos masalı

24 Nisan 2019 - 07:00

Türkiye'de altı şirketin "orkinos çiftliği" var. Bunların çoğu Çeşme, Karaburun-Urla arasındaki Gerence Körfezi'nde, birkaç tanesi de Antalya'da. Bu çiftliklerle ilgili davalar devam ederken en yoğun tartışmalar "Yavaş Şehir" unvanlı Seferihisar'ın Sığacık açıklarında yaklaşık 9 yıldır "Orkinos çiftliği" tartışmalı "hızlı" bir şekilde sürüyor.

Seferihisar'daki tartışma, 2010 yılında bir şirketin "Sığacık'ta orkinos çiftliği" kurmak için yaptığı başvuru ile başladı. Bu başvuruya "ÇED olumlu karar" verince ilçe halkı, çevreciler ve balıkçılar başlattığı hukuk mücadelesinde tam "3 defa" zafer kazandı...

Ancak özel şirket de yerel mahkemelerin verdiği son karara karşı Danıştay’a başvurdu. Danıştay "eksik inceleme yapıldı"ğı gerekçesi ile yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı bozdu. Bunun üzerine 1’inci İdare Mahkemesi 2017 yılının ilk aylarında "orkinos çiftliği kurulacak bölgenin incelenmesi" için keşif ve bilirkişi raporu istedi...

Bu incelemenin ardından mahkeme iptal kararı verdi. Şirket kararından vazgeçmedi ve "orkinos çiftliği" isteği için tekrar Danıştay'a başvurdu. Bu kez Danıştay kararı ikinci kez inceledi ve yerel mahkemenin iptal kararını onadı.

İPTAL NEDENLERİ

Danıştay’ın onama karanın gerekçesinde de orkinos çiftliğinin sakıncalı maddeleri;

"Orkinos yetiştiriciliği, Sığacık Koyu ekosisteminde, geri dönüşü olmayan çevresel riskler oluşturuyor.

Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca, turizm merkezi olan bölgenin yakınında, ekosisteme, doğal ve kültürel değerlere zarar verme olasılığı çok yüksek olan balık çiftliğinin kurulması, Seferihisar’ın ‘yavaş şehir’ uygulamalarına aykırıdır.

Sığacık Körfezi’nin çevresel, deniz tabanı ve akıntı sistemi ile kapasitesi hakkında yeterli veri bilinmemekte, bu durumda ‘ÇED olumlu’ kararında hukuka uyarlık bulunmuyor" şeklinde sıralandı.

Şimdi bu gerekçeleri inceleyelim.

Balık çiftliklerinin dünya standartları, "İnsan yaşamayan yerlerde, 100-200 metre derinlikte, çok kuvvetli akıntı alan denizlerde ve iki yılda bir yer değiştirecekler" şeklindedir.

Ancak Türkiye'de, kıyıdan uzaklık, derinlik ve akıntının olduğu bölgelerde "akuakültür"ün yani "havuz içlerinde balık yetiştirmek" için bir yönetmelik ve politika yok. Olan kısımları da göstermelik olmaktan öteye geçmeyen ve uygulanmayan sistemler.   

Bir başka sorun da "Orkinos çiftlikleri"nin üreme alanları olmamasından kaynaklanıyor. Çünkü deniz içine kurulan kafesler, "üreme alanları" değil, "orkinosların beslenme" yerleridir. Denizlerden toplanan orkinoslar buradaki kafeslerde besleniyor ve daha sonra da kesiliyor...

Hızlı, güçlü, hassas bir balık olan orkinoslar göçmendir ve her yıl bu günlerinde Akdeniz'e yumurtlamaya gelirler. İşte bu anda avlanılırlar. Çünkü "havyarlı" oldukları için daha üremelerine fırsatı verilmeden ve kolayca yakalanırlar.

ORKİNOSLARIN ÖZELLİKLERİ

Orkinosların boyları beş, altı metre, ağırlıkları ise 900 kilograma kadar ulaşabiliyor. Normal olarak toplu tutulduklarında yarattıkları dışkı ve gıda atıkları denizleri kirletiyor. Kafes içlerinde yapılan kesimlerde de bütün kanlar ve balıkların kafaları denize atılıyor. Çünkü, orkinosların kanı ne kadar çabuk vücutlarını terk ederse lezzetlerinin o kadar iyi olacağı iddia ediliyor...

Şirketler; kesimleri gemi içlerinde yaptıklarını iddia etseler de kıyıya vuran kanlar ve orkinos kafaları yapılan işlemlerin öyle olmadığını gösteriyor...

Genel anlamda "orkinos çiftlikleri"nden sızan yem artıkları ve hayvanların dışkıları da ayrı bir kirlilik nedeni...

Bence, "Akuakültür ortamları" belli yönetmelik ve yasalarla belirtilmeli, denetleme işlemleri de çok sıkı bir şekilde yapılmalıdır. Ekosisteme aykırı şekilde yapılan bu üretimler ileride telafi edilemeyecek zararlar oluşturabilir...

Aksi durumda ise övünç kaynağımız olan denizlerimize ve tabiat güzeli kıyılarımıza veda edebiliriz...



YORUMLAR

  • 0 Yorum