Büyük dönüşüm...
Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Büyük dönüşüm...

04 Mayıs 2019 - 07:00

"Hayatın kendisi çılgınca görünürken deliliğin ne olduğunu kim söyleyebilir? Hayallerden vazgeçmek. Belki budur delilik" diyen Miguel De Cervantes, Don Quixote’da belki sınırımızı bize çiziyordu.

*

Peki zaman neden seni bağladı?

Neden sürüklendin hep?

Neden hep kapalı duvarlar ardındasın?

Aç kapılarını.

Bir adım öne geçmek için aç.

Rahat ve huzur için aç.

O duvarlar arasında sıkışmamak için aç.

*

Şekiller vardır hep.

Kopyalar vardır.

Ancak kurucu sizsiniz.

Tekrar eden, süregelen, devam eden yinelemeler biziz.

Her katman, her giz, her anlam biziz.

"Büyük dönüşüm" biziz.

*

Bu bilgi ile kendi kendinize çektiğiniz kısa filminizdir bu aslında.

Siz çekersiniz.

Siz izlersiniz.

Fon müziğini siz eklersiniz.

Bu müzik bazen kitabınız, bazen uyumanız, bazen de kaçıp gitmenizdir.

Ama hep siz varsınızdır.

Başrollerde hep siz oynarsınız, gerisi figürandır.

*

Hayatı kucaklarsın.

Zaferlerini yaşarsın.

Kederini yaşarsın.

Bu filminizde değişim zorunludur ve değişimlerde böyle karmaşık işler hep.

Daim kurcalayan düzende işler.

Azalır, çoğalır, bölünür, birleşir.

"Değişim" ve "dönüşüm" olur.

İşte bu senin "değişimin"dir.

*

Hayaller hedefi gösteren aynalardır.

O aynaları biz temizlemeliyiz.

O ayna bazen kirli olabilir, kırık olabilir.

Onu biz düzeltebiliriz.

Düzelttiğimiz aynanın her yüzünde yine kendi yansımalarımız ile oyalanırız.

*

‘Derin hakikatler’ bulmamız gereken bir hikaye anlatıldığını düşünün. Genelde, iki basit şeydir anlatılan.

‘Parça-parça’dır ama basittir.

Kurgusu, gelişimi, bitişi ile o hikaye de her şey bölünür.

Hangi duruma denk düşerse düşsün siz ana karaktersinizdir.

Sağda ve solda bölünenler sizsiniz her versiyonda, olasılıkda sizin içindir.

*

Ve hiç görmediğimiz biçimde güzel bir varoluş için şekillenirsiniz.

Bir yükseliş, bir sevgi yükselişi için yol katedersiniz aslında.

Bu sevgi yükselişinde ilk önce aşığılara bakın.

Sonra gökyüzüne.

Karşınızda bir çok görünenler dünyası dururken.

Yukarıda ise büyük boşluklar sizi gözler.

Görünen dünya "aydınlık ve karanlık" iken, boşluklar sizi yansıtır. Yükselir, yükseliriz.

*

Önce kişisel belleğin, sonra, insanlığın yükselir.

Yer ve gök arasında alınmış son hal.

Süreç...

İçinde bulunduğun her hale getirdiğin tepkiler.

Kendini eleştirmeler.

Saçmalamalar evrimleşir.

Varoluş denen saflıklar kendini belli eder.

Asıl değişim o zaman başlar.

*

Aklın tüm zamanlarında değişim başlar.

Adı üstünde dönmelidir hayat.

Bırakımlıdır.

Her şey bitimlidir.

Bırakmadan giden var mı?

Malını, mülkünü, çoluğunu, çocuğunu, anneni, babanı, eşini, sevdiklerini bırakmadan giden var mı?

Bitimlidir hayat.

*

İrkilerek işte bir kavrayışın içine düşersiniz.

Ölüme değin ucu bucağı sonu görünmeyen sensizliklerle dolu biten bir hayatı izlersiniz.

Bomboş zamanlarınızın harcanmışlıklarını izlersiniz.

Eski ölür, yerine değişimle yenisi gelir.

*

Kariyer, iş, sevdikleriniz derken kahkahalarla uğurlarsınız eskiyi. Veya acılarla, hüzünlerle.

En güzel muhabbetler ve sevgiyle, huzurla karşılarsınız yeniyi. Veya yine hüzünlerle.

Bulunduğunuz tepe düzleşmiştir.

Dümdüz bir ova içinde değişimin size sundukları ile sanki birbirine benzeyen yaşamlar ile yoğrulursunuz.

*

Bulanık dalgalanmalar gider.

Görüşünüz keskinleşir.

Değişmeyen tekdüzelik sizi artık bitirmeyecektir.

Sinirli, şüpheci, saygısız, haset, nefretli sen gider.

Özündeki sevgi, merhamet, şevkat ve beklentisizlik gelir.

*

Biz yine biz oluruz o an.

Her halimizle biz oluruz.

Hüzünler, acılar, sevgiler ile biz oluruz.

Uzun zamandır içinde bulunduğumuz karamsarlık da bile biz oluruz.

*

Sürekli planlanan yaşamları, sevinçleri, hüzünleri aynı şekillerde aynı zamanlarda yaşarız.

Kişiler değişir, mekanlar değişir, zamanlar değişir.

Sen değişirsin.

Senin dengenin kritik zamanlarıdır bunlar.

*

Sendeleme dönemi biter, çöküş biter, uzaklaşmaya başlarsın eskiden. Yavaş yavaş kendi içine dönerek yeniye yer açarsın.

Büyük değişim böyle bir şey.

Dönmek gibi.

Bağımsızlık gibi...

İçinde varolmak gibi...

Yaşayabilmek gibi...

*

Formüle edilmiş hayat parçası olsa da her şey, başroldeki insanlar değişik olsa da, siz varsınız ya!

Dip notlar;

Dönüşmeliyiz...

Dönüşmeliyiz.

Her olanın kendi sorumluluğumuz olduğunu kabul ettiğimizde dönüşürüz zaten...

O zaman tepki göstermek ortadan kalkar.

Sizi üzen üzemez.

Hazırlanan sınav değil, yaşamınız olur.

Eskinin tekrarlarını siler geçersiniz.

Bazen bazı şeyleri değiştirmek için ne kadar uğraş verseniz de, vazgeçişler sizi kuşatsa da ısrarla yeniliğe yer açın.

Sonunda hep bir vazgeçiş olsa da ısrarla o kapıyı çalın.

Uzun bir dinginlik ve yeni başlangıçlar için hevesli olun.

Geçmişte kendini ifade etmemişseniz veya dönüşmemiş enerjiler ile oyalanmışsanız veya travmalar ile yıkılmışsanız yine de yılmayın.

Karşımıza çıkan kişilere mutlaka bir tepki veririz ve biz her tepki verdiğimizde açığa çıkan dönüşmemiş enerji yeri gelir dönüşür.

Bütünsellik...

Bazı insanlar, yaratma eylemini ifade edemez.

Eş anlamlılar da vardır, zıt anlamlılarda.

‘Hiçlik’ mesela ‘varlığa’ giderdir zıtlıkta.

(Adem) hiçlikdi. Varlığa (vücûd) a gidendi...

İlahi takdirdi.

İlahi görünüm, ilahi icad ve tasvirlerdi. Yaratım anlatımları...

Allah, her şeyi yaratandır. Kusursuzluktur.

Biçimlere kusursuzluk veren, güzellik veren, güç veren, şekil verendir yaratımında. Kusursuz bir düzendir.

Bu nedenle, her şeyi tam olarak kavramak için,

dünyanın bütünselliğini de düşünmek gerekir.

Ayrıntısını, kaosunu, yerli yerine olmasını, tüm evrimini...

Tek bir amacı gözeterek koordine olmak gerekir...

Fıkra;

Erzurumlu iki sevgili konuşur;

Erkek:

- Seni 365 gün düşünirem verene gurban olim.

Kız:

- Galan 6 saatte ne yapisan?

Erkek:

- Ne diyisen canın yiyim çaydamı içmiyağ.

Günün sözü;

Bunca yılın ardından dönüp geriye baktığımda, böylesi bir varoluş altında katlandığım değişikliklere hayret ediyor, dehşete düşüyorum...  (Anayurt), R. A. Salvatore


YORUMLAR

  • 0 Yorum