Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Döngü...

13 Nisan 2019 - 07:00

Bazen gitmek vardır aklımızda.

Zaman makinası içinde sıkılan insanlık kaybolma vaktindeki döngüdedir belki.

Ve o zaman makinası içinde gel- gitler hiç bitmez.

Bir gözlerinizi kapatın göreceksiniz ki, istediğiniz yerde var olmuşsunuz.

Bu nedenle bir insanın gerçekten sahip olabildiği yegane şeydir zamanda var olmak.

*

Yaşamınız başlar ve çember gibi yıllar yılı hep kovalarlar birbirini.

Siz çemberinizi bir köşede biriktirirsiniz. 

Her yıl o döngü içinde biriktirirsiniz. Ve ölüm ile o döngü tamamlanacaktır bilirsiniz.

*

İnsanı mutsuz eden midir, mutlu eden mi? Bilinmez. Ancak elimizdeki tek şey budur.

Hayat için önemli maddelerin döngüleri de yok mu? 

Var. Elementlerin döngüsü, üretim döngüsü ya da doğum-ölüm döngüsü.

İçinde savrulup gittiğimiz akışın devir daimi hep var.


*

"Oradaydık ve şimdi buradayız."

Neredeydik?

Nerelere geldik?

Baktığımızda fotoğraflarımıza o çemberin ilerleyişini, dönüşünü görebiliriz. Gözlerimizi kapatarak kurduğumuz kısa hayalleri görebiliriz.

Gerçekten gidenleri.

Gelen tüm yanılsamaları ile kısa hayalleri görebiliriz.


*

Siz gerçek olduğunu kabul etmeseniz bile, zaman boyutu bir kere onu size sunar.

Kafanız karışır.

Hayat sonsuz şimdilerdir.

Bu nedenle de; sonsuzluğun ortasındasınızdır.

Yolculuğunuz sonsuzluktur.

Geçmiş değil, o döngü sonsuzluktur.

*

Onun adına sıfır noktası da deseniz, bitmeyen yol da deseniz farketmez. O döngünüzdür.

Onu tamamladım diyemezsiniz.

Döngüden çıktım diyemezsiniz.

"Bu gördüğüm düş mü yoksa gerçek mi?" diyemezsiniz. 

Hayat döngüsü adı.

*

Sileriz hayatı. 

Çizeriz en baştan. 

Ve içinde ruh vardır. Uçarız, düşeriz. 

Kaçarız, gideriz, geliriz.

Dururuz, umutlanırız, karalara bağlarız.

Yoruldukça dururuz, durdukça vazgeçeriz.

Yeri gelir doyumsuz oluruz, yeri gelir sineriz.

Gider-geliriz hep gelgitlerde. 

Döner dururuz hayat döngüsünde.

Kıvranır dururuz.

Sonsuzluğa doğru yol alırız.


*

Kitabında hep kazanmak olmaz, kaybetmek ekseni de olur.

İşte bu senin döngündür.

Bu seni hep bir adım ileriye taşır.

Bu döngü ile yaş alırsın.

Bununla yüzleşirsin.

Bununla ilerlersin.

Anne olursun.

Baba olursun.

Çocuk büyütürsün. Hırslanırsın. 

*

Bu döngü içinde ‘ne oldum, ne olacağım’ dersin. 

Ve hayatın tam ortasında bulursun kendini.

Tercih edilmiş bir döngü değildir bu aslında, varoluş tarzı belki de bu.

İrade senin de olmayabilir.

Belki de sadece yaşamak için varsın.

Belki de sadece hayatının gerektirdiklerini deneyimliyorsun. Yaşanılması gerektiği için yaşıyorsun.

Belki de yalnızlık galip geliyor sana.

*

Aklınıza gelen tüm düşünceler, geceleri gökyüzündeki yıldızlar gibidir. Şehirde sahte ışıklar içinde göremezsiniz, karanlıkta görebilirsiniz, dengelendiğiniz de görebilirsiniz. 

İşte o zaman, yıldızların çokluğuna hayret edersiniz. 

Hepsi yeni takılmış kandil gibi ışıl ışıl sizi kuşatır.

*

Bir düş kadar uzak gelen hayalleriniz sizinle var olur. 

Hatta gördüğünüz bir düşten fazlası olur. 

Başkasının gördüğü düş, sizin gerçeğiniz olur.

Fırtınalı hayatlarınız düzelir.

Görkemli hayatlarınız basitleşir.

Yatağınızda uzanırken vicdanınız rahat olur. 

Gerçek zamanlı düşünceleriniz vücut bulur. 


*

Dengede olduğumuz günler yeniden gelecek.

Tadını almak için şu andaki günlerin içinde boğulmuş olsak da o günler gelecek.

Binlerce geniş aile içinde yalnızlık, şehir çölündeki küçük bir sanrıdan ibarettir aslında.

Yalnız olduğunuza inanmaya başlamışken, kendinizi ait olduğunuz yerde denge de hissetmelisiniz.

*

Büyük ülkenin kayıp günleri, büyük ailelerin kayıp kişileri hep kendisini arayanlardır. 

Buna sebep olmuş ve hissettirdiği yalnızlıklar ile dünyasına dengesiz bakan, yabanileşen insan aslında o denge için genişlemiştir. Büyümüştür.

*


Bilinç ve/veya bilinçsiz olarak biz bireyiz ve kendimize bu denge aleminde mutlaka ama mutlaka duvarlar öreriz.

O duvarlar içinde, maalesef ki bizler kendimizden bile sıkılmaya başlarız.

Hayatın sadece tek düzeliğini, sıkıcılığını, acı verici halini görmeye başlarız. Ve hemen ardından boşveririz.

Bekleriz.

Bekleriz.

*

İşte o dengeyi bekleriz.

Birinin gelip seni o girdiptan çıkarmasını bekleriz. Seni duymalarını.

Yalnızlığı paylaşmalarını bekleriz.

Ağır gelir sonra da bütün her şey, yük gelir omuzlarına.

Sonra yavaş yavaş kabullenirsin. Kabullenme ile de hayallerin yavaş yavaş söner.

*

Hayatında yaşadığın tüm güzel şeyler azalır, en kötü şeyler iz bırakır.

Ve usulca sen de hayattan çeker gidersin.

Yok edersin güzelleri.

Kaybedişlerin içinde kaybolur gidersin.

Yaşadıkça dahasını da yaşarsın. Kötü bekledikçe daha da kaybolursun.

O döngü de kaybolursun.

*

Şu anda içinde bulunduğumuz durum tam olarak da bu olsa gerek.

Ülkece de bir kısır döngünün içinde değil miyiz?

Bu döngü içinde kavgalar yok mu?

Gidenler yok mu?

Birleşenler.

Yasaklar, ayrılanlar, ölenler yok mu?

Var.

*

Ders de var, sınav da var. İyisi de kötüsü de var.

Öfkelenme de var. Sevme de. 

Savaşın en derini de var, acımasızlık da var. Hak yiyenler, harama el uzatanlar, kobay faresi misali bizle oynayanlar da var.

Acılar var acılar. Önümüze sundukları derin acılar var.

Barış da var. Bahar da var.

Kabullenişler de var. İsyanlar da.

Katledenler de var, katledilenler de. 

Yaşadığımız evimizi, çevremizi, doğamızı katledenler de var.


*

Sayısını bilmediğimiz ölülerimiz var.

Yitirdiklerimiz var.

Hakkımızda hazırlanan onca senaryo var.

Uygulayan da var, isyan edende.

Diyebiliyor muyuz? Hatalıyım. İşte budur döngünü kabullenmek.

Çaresizliğimiz kısır döngü ise şayet, önümüze sunalacak acılara dur diyebilmek de döngümüz eseri değil mi?

*

Yorulmadınız mı?

Biz yorulduk siz yorulmadınız mı?

Var olmaktan, artık acıdan yorulduk.

Çarkı döndürenlerden yorulduk. Siz yorulmadınız mı?

*

Dönüp dolaşıp kendimizi aynı noktada bulmaktan yorulduk.

Siz yorulmadınız mı?

Geçmiş, hayat ilerliyor, her seferinde aynı yerde durmaktan yorulmadınız mı?

*

Düz bir çizgi de değiliz bilin, akışta sonsuzluk var.

Çünkü evreni var eden her şey tekrarlardan ibaret.

 "Üzülme, kaybettiğin herşey başka bir surette geri döner" derken Hz. Mevlana, bizlere büyük sırrı da vermiş.

Modern insan maalesef ki, döngüsünde bu sırrı unutup devleştirdiği egosu ile, bireysellik ile sadece kendini büyütmekte.

Tüm evrenle, iç içe paylaşım ile yürüyememekte.

Naif, saf, temiz olabilse insan o döngüde, üzerine yepyeni şeyler alıp dışarı çıkacak.

*

"Dinlemezsen anlayamazsın!" 

"Dinlemezsen anlayamazsın. Ve bil ki; anlamazsan da hiç dinleyemezsin." 

İşte biz bu döngüye katılıp akışa doğru gitmeliyiz.

Diyebilirizki ‘döngü’ için; ‘başından sonuna kadar biziz.’

Dibine kadar...

*

“Döngüdeyiz, döngü olanca hızıyla.

Gecesi, gündüzü saklanır ard arda.”

Tekrar eden, yinelenen döngümüzde zaman algımız sadece ‘şimdi’de. Geçmiş ve gelecek olasılıklarını sıkıştırmamalıyız bu gidişata.



Dip notlar;


Dragaera İmparatroluğu’nda döngü...

Yazar: Steven Brust ...

Bir Vlad Taltos Macerası "Jhereg": 

Dragaera İmparatorluğu‘nda geçen sürprizlerle dolu hikâye de imparatorluk on sekiz ailenin sırayla hükümdarlık yapmasını sağlayan bir ‘döngü’ye sahiptir.

Bir Vlad Taltos Macerası "Jhereg": serisinde, Dragaera İmparatorluğu'na göre ‘döngü’ nasıl da bambaşka kısa kısa bilgi vereyim:

Sefahat sürerek çürüyen ‘phoenix’, arzuyla öldüren kibirli ejderha’, hayal kurduğunda, fesat planlar doğuran ‘tiassa’, yükseklerde süzülen atmaca, sessizce yaklaşıp geceye, karışan ‘dzur’. 

Parçalayıp, yeniden birleştiren ‘vallista’, başkalarının öldürdüğüyle beslenen ‘jhereg’, akıllara hükmeden, ‘athyra’ vs diğerleri değişik özellikleriye bir çeşni.

Tüm hikayedekiler gibi o döngülerde bizlerde şekilleniyoruz.

Tüm enerjimizi kazanıyoruz ve sona yaklaştıkça başlangıca daha çok yaklaşıyoruz değil mi?


L Dünyayı Değiştir...

“Wammy Evi'nde ‘L’ harfinin alfabenin 15. harfi olmasından başka bir anlamı daha vardı. O, halefi olmayan anlamındaki İngilizce ‘Last (L)’ yani sonuncuyu ifade etmekteydi. Yerine gelebilecek kimse yoktu. Çünkü o, henüz sekiz yaşında bir çocukken ünlü dedektif ‘L’ olarak tüm istihbarat ve polis teşkilatlarını kontrol edebilir hale gelmişti. O, Wammy Evi'nin varoluş nedeniydi. Onunla birlikse Wammy Evi'nin misyonu ‘L'in halefi olabilecek’ veya ‘ikinci bir L olabilecek’ kişiler yetiştirmek olmuştu. 

...L Dünyayı Değiştir, Tsugumi Ooba...


Mutlu kalın...


Fıkra; 

Trabzonlu imamlarla, Rizeli imamlar turnuva düzenleyip maç yaparlarmış; ama her defasında Rizeli imamlar yenerlermiş. 

Trabzonun takım kaptanı Temel Hoca demiş ki; "uşaklar bu böyle gitmez, bizim Trabzonsporlu Hami'yi takıma alalım, diyelimki bu bizim merkez caminin yeni hocası." 

Diğerleri de kabul etmişler ve maça gitmişler Rize'ye. 

Dönüşte takım kaptanı Temel Hoca'ya sormuşlar, "maç ne oldu? diye; 

"2-1 yenildik" demiş. "

Peki golleri kim attı?" diye sormuşlar; Temel "bizim golü Hami Hoca attı; onların golleri de Del Pierro Hoca ile Roberto Carlos Hoca attı." demiş.


Günün sözü; 

“Sona yaklaştıkça başlangıca daha çok yaklaşan bir dairenin içinde dönüp duruyorum. Yolun açılıp temizlenmesi gibi bir şey. Yüreğim uzun zaman önce uykuya dalan pek çok hatırayla sızlıyor." Charles Dickens.


YORUMLAR

  • 0 Yorum