Sanal yaşamda kadın...
Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Sanal yaşamda kadın...

02 Şubat 2019 - 09:11

Geçtiğimiz hafta ‘hayat, kısa ve öz ifade ile düştü sosyal ellere’ diyerek ‘özlü söz devri’nden yola çıkmıştık sanalda. Şimdi de kadının-yeni nesil kız çocuklarının sosyal medyada şekillenen yerini irdeleyelim.
*
Önce günümüzde yaratılan 'ideal beden' algısı, ‘itaatkar beden’ algısı dayatıldı kadınımıza.
Sonra bir yer edindirildi.
Şartlanmalarla, günümüzün fenomenleri ile bütünleştirildi ve tüketen, sadece güzellik odaklı kadın-kızlar profili ortaya çıktı.
Algılar oluşturuldu.
*
Peki bu algı nerede şekilleniyor?
‘Sosyal medya’da ne yazık ki.
'Örnek kadın' nerede oluşturuluyor?
‘Sosyal medya’da tabii ki.
Ölçüler nerede sergileniyor?
Sosyal medya da.
*
Kadının bazen yenildiği bazı davaranış biçimleri kullanılıyor sosyal medya da.
İşte bu nedenle maalesef  ki ‘kadın’, ideal olmak için çabalamaya başladı.
Nasıl bir yer edindirildi kadınımıza, kızlarımıza?
Kalıplar içinde, ölçüler içinde şekillenmiş olarak toplumda yerini aldı.
 
*
Aralıksız çekilen fotolar istekleri beraberinde getiriyor ve tabi ki tüketim endüstrisinin de bu durum dikkatinden asla kaçmıyor.
Ve pompalanıyor da pompalanıyor tüketim malzemeleri.
‘Var mı yokmu, çok mu?’ Diye aldırılmadan boyuna al al al.
Sadece güzel görünmek için büyük bir pay var bu endüstride.
*
Tüketim kültürünün dayattığı o kadar çok seçenek var ki. Neresinden tutsanız bir ip ucu boş kalıyor.
İşte sosyal medya da ne yazık ki buna büyük çanak tutanlardan.zemin hazırlayanlardan.
Peki kullanılan ne?
Kadınların güzellik idealleri.
Satın alınmaya çalışılan ne?
Güzellik.
*
Açığı, kapalısı farketmez boya küpüne dönmek doğallık değildir. Kadının özü değildir.
Kadın boya küpüne girmeden de özeldir. Güzeldir.
“Makyaj” abartısı karşındakini aldatmadır.
Ve aldatmayı başta kapitalizm kozmetik endüstrisi ile yapıyor. Ve ona maalesef ki tıp dünyası da çanak tutuyor.
Ve rekabet de arttıkça artıyor.
Artan rekabet ne yazık ki kimi vuruyor?
Kadını.
*
Uzun zamandan bu yana başladı bu savaş.
Kadının kendinle savaşı.
Önce balık eti dendi.
Sonra sıfır beden.
Önce ince kaş dendi, sonra kalın kaş, şimdilerde de dövme kaş.
Bronz teniydi, kalıcı makkajıydı derken kadın kandırıldı.
Ve bu kandırmalar maalesf ki sosyal medya sayesinde en tepede.
En artışda.
*
Ellerdeki cep telefonuyla çok güzel çekimler yapılarak doğallıktan yoksun haller etkileyici.
Baştan çıkartıcı.
Ancak almak için onca çaba.
İndirim günleri, kaoslar.
Değer mi?
Bilin ki sizin için değmese de onlar için değer.
Bunu bilen tüketim sektörünün de inanın umurlarında değil kadınlarımızın bedenlerinin kapitalizim ve endüstri tarafından kullanılması.
*
 
Peki ne olur söyleyin kadınlara neler oluyor?
Nedir bu beni beğenin sevdası?
Nedir bu giyim kuşam yarışı?
Nedir bu görünme isteği?
Nedir bu  kendinden uzaklaşma ve kendine yabancılaşma?
 
*

Beğenilme peşinde koşulan yaşamlar, anlar nasıl bir daha geri gelecek?
Neden tek tip kadın olmak zorundasınız?
Aynı kaşlar, aynı ifadeler, aynı burunlar, aynı makyaj, aynı ifadeler, aynı bakışlar ile birbirinize tıpatıp benzemek zorunda mısınız?
Özel olmanın tadı nerede kaldı?
Nerede kaldı gökkuşağının farklılığı?
*
Kadının sosyal statüsü sadece beğenilmek olmamalı.
Bedeni  aracı olarak kullanılmamalı.
Güzellik, kimliğiniz olmamalı.
Kusurlarınızla da güzelsiniz siz.
Siz anasınız.
Siz sırdaşsınız.
Siz şevkatsiniz, merhametsiniz.
Bunlar sizin meziyetleriniz, güzellikleriniz.
*
Ve siz geleceğin anne adaylarısınız.
Çocuğunuza ‘güzel- bakımlı olmazsan, beğenilmezsin aman ha’ düşüncesini ekmeyin. Bunu öğretmeyin.
Saygın olmak bu mudur?
Asıl bu şekilde saygın olamazsınız!”


*
 “Görünmek” peşinde olan sosyal medya canavarlığına ve bunu kullanan çıkarcı endüstrilere ‘dur’ denilmediği taktirde tüketim toplumu olmaktan kurtulamayız.
 “Güzel isen, giyimli isen, son derece şık isen” mutlusundur değil hayat.
Beğeni sayısı güzelliği belgeliyorsa buna kanmak veya kanmamak da sizin zekanıza kalıyor artık.
Tüketim endüstrisinin sizi istediği gibi şekillendirmesi de yine sizin zekanıza kalıyor.
*
 
Çıkmazda olan bu durumdan, zorlayıcı güzelliklerden, tüketim kültürünün size dayattığı güzellik anlayışlarından bir an önce kurtulmak sizin lehinize.
20’li yaşlara düşen botoks ve dolgu gibi estetiksel uygulamaların kurbanı olmayın.
Güzellik, şöhret ve zenginlik sizi cezbetmesin.
*
Daha büyük göğüs mü, daha kalın kaş mı?
Kırışıksız suratlar mı?
Sonu yok bunların.
Tüm bunlara yenilen kadın mı olmak, yoksa gücü ile zekası ile kendini bir adım ileriye taşıyan kadın mı olmak istersiniz?
Düşünün.
Kendinizi keşfedin.
 
*
Umudum; bir gün gelecek kadın özgürleşecek.
Doğallığına dönecek.
Ve o zaman cinsel beden, itaatkar beden, bağımlı beden olmaktan kurtulacak.
Kendini kurtaracak ve ruhunu keşfedecek.
*
Bilin ki; siz kusurlu değilsiniz!
Siz yücesiniz...
 
 
Dip notlar;
Üzücü...
Bir kişisel bakım markası, 2017 yılında Türkiye'de “özgüven” araştırması yapmıştı. Ve sonuç aslında biraz üzücü...
Aslında dünyada da sonuç üzücü. Dünyamız da kadınların yüzde 4'ü kendini güzel buluyor iken bizde ki oran da düşük seviyelerde.
Sonuca göre özgüvende baya gerilerdeyiz.
Bu araştırmaya göre ülkemizde;
-Genç kızların sadece yüzde 11'i kendini güzel buluyor.
-Genç kızların yüzde 72'si ‘güzel olunmalı’ baskısı hissediyor.
-Kadınları yüzde 80'i her kadında bir güzellik olduğunu düşünüyor ancak bunu kendinde görmüyor.
Şimdi yüksek sesle düşünelim:
Bu şekilde düşünen bireyler nereye yönlenir.
Güzellik endüstrisine.
Yani yenik düştükleri kapitalizme.
Güzellik beklentisi para ile, estetik ile, kimyasallar ile sağlanmaya çalışıldıkça bunu başaramayan bireyler ise ruhen çöküşe geçer. Ve ülkemizde de bu arayış çoktan başladı...
 
Zaman dediğin...
 
- 10 yılın değerini anlamak için, yeni boşanmış çifte sorun.
- 1 yılın değerini anlamak için, sınıfını geçemeyen bir öğrenciye sorun.
- 9 ayın değerini anlamak için, yeni doğum yapmış bir anneye sorun.
- 1 ayın değerini anlamak için, dünyaya prematüre bebek getiren bir anneye sorun.
- 1 haftanın değerini anlamak için, haftalık derginin editörüne sorun.
- 1 saatin değerini anlmak için, buluşmak için birbirini bekleyen aşıklara sorun.
- 1 dakikanın değerini anlamak için, uçak, tren veya otobüsü kaçıran birine sorun.
- 1 saniyenin değerini anlamak için, kaza geçirmiş bir insana sorun.
- 1 milisaniyenin değerini anlamak için, olimpiyatlarda gümüş madalya almış birine sorun.
 (alıntı)
 
Mutlu kalın...
 
Fıkra;
Kızın babası:
"Eee , damat bey oğlumuzun işi nedir?"
Damatın babası :
"Facebook'da 56.034 kişi’lik sayfası var!"
Kızın babası:
"O nasıl bir iştir?"
Evin ufak çocuğu atlar:
"Baba 56.034 kişiyi yönetiyo, sorunlarıyla ilgileniyo, paylaşımlar yapıyor…"
Kızın babası:
"Siz şuna müdür desenize! Verdim Gitti"
 
 
Günün sözü;
Bir erkeğin yumruğundan daha serttir bir kadının son sözü: Çünkü biri dişlerini döker, diğeri düşlerini... William Butle
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum