Uykumuz mu kaldı?
Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Uykumuz mu kaldı?

03 Mart 2019 - 10:39

Son günlerde bir çok kişiden şunu duyar oldum; ‘uyuyamıyorum. uykusuzluk çekiyorum.’ 

Bizi derinden etkileyen o kadar çok şey var ki şu yeryüzünde ve ülkemizde. 

İnsanlığı bile bile paranoyak ettiler. 

Eee bu paranoyak durumlar uyutmuyor ki insanı.

Bu nedenle her birimiz de sağlıklı uyku mu kaldı? 

Kalmadı.

*

Hayatın gidişatı bir çok kişiyi tedirgin etmekte.

Ekonomik bozukluklar, hayat pahalılığı, işsizlik uyku bırakır mı?

Ekmek derdi her kesimin derdidir. 

Bunun fakiri zengini yoktur. 

*

Birey olarak yaşadıklarımız, toplum olarak yaşadıklarımız ve ülke olarak yaşadıklarımız hepsi bir bütün bizim için.

Bu bütünlükte endişelerimiz çok.

Gün boyu çalışan bir sürü merkezimiz var beynimizde. 

Endişelerden gece boyunca da mesai bitmiyor ne yazık ki.  

Kargaşa doğuyor, büyütülüyor ve salıveriliyor.


*

Tabi bir sürü yan sebep de var uykusuz kalmaya dair.

Örneğin; Canınız sıkılır, tepeniz atar. 

Gider uyku, geçer saatler. 

Gece yarısından sonra da uyunacak uykudan da hayır mı gelir?

Gelmez elbet.

*

Sebepler çok. 

En gereksiz vakitlerde meydana gelen ve insanı çileden çıkaran olaydır uykusuzluk.

Yaşama dair bir kaygıdır.

Unutulan bir konuşmadır.

Canınızı sıkan kişidir.

Manyetik alanınızın kirlenmesidir.

Tabletler, telefonlar, bilgisayarlar ile düzeninizin bozulmasıdır.

Ancak çoğu zamanda çocuk iken söylediğimiz ‘uyku trenini’ kaçırmanızdır.

*

Tren kaçtığında ki haliniz, kime ve nedeni belli olmayan bir öfke halidir.

Kafaya takılan anlamsız soru ve sorunlara çözüm aramak halidir.

"Nereye saklandın” diye onunla konuşmamızı sağlayan hadisedir.

Kimi zaman sebebsiz de olabilir.

Ancak, her ne olursa olsun bu sizin oynadığınız, yazdığınız filminizdir.

*

Bu filminizde saatlerce debelendikten sonra kalkıp oturmak mı?

Kitap okumak mı?

Hatta yemek yemek mi?

Siz hangi guruba giriyorsunuz bilmiyorum ama, bir 

çok kişi maalesef  ki ‘yemek yeme’ eylemini gerçekleştiriyor. 

Gidilen yer çoğu zaman buzdolabı önü.


*

Uyku moduna çabucak geçip o tatlı rüyalara dalan yok gibi artık. 

Hayat karmaşık çünkü.

O karmaşıklıkta, elbette gece sessizliğinde sizi bulacak.

Gecenin sessizliğinde çıkar ortaya gün içindeki tüm düşünceleriniz.

Gündüz bir şekilde unuttuğunuz onca şey gelir akıllara bir bir.

Gecenin sessizliğinde çıkar beyninize üşüşen onca karmaşık fikirler, sorunlar.

Bin bir düşünce ile ortaya çıkan problemleri çözme eylemlerini bir bir sıralarsınız. 

*

Uyuma moduna geçebilmek için yapılmayacak şey yok. 

Uzanırsın, kıvrılırsın, ceset gibi kıpırdamazsın, cenin pozisyonunda kalırsın sonra da doğrulur kalkarsın. 

Sonra da süren giden saatler sonucunda sabaha doğru sızarsın. Tam da uykunun en güzel yerinde iş zamanı geldiğini sana söyleyen onlarca uyarı altında ezilir gidersin.

Günümüz metropol düzeni bu işte.


*

Bu metropol düzende uyku, zihnin unuttuğu bir şey mi yoksa?

Hele ki teknoloji ile iç içe yaşadığımızı düşünürsek galiba öyle.

Yaşamlarımızın üçte biri uykuda geçiyor deniliyor.

Ancak, bu günün teknoloji bağımlılığı ile artık böyle değil.

Bedensel olarak da yenilenme zamanıdır uyku zamanı ama bağımlılıklar yenilenmemize olanak sağlamıyor.

*

Tüm organlar saat saat kendini yeniler, onarır. 

Bu bağımlılıklar kendimizi onarma fırsatı dahi sunmuyor bize.

O nedenle, bu kadar çok rahatsızlıklar arttı.

Psikolojik sorunlar arttı.

*

Günlük uyku ihtiyacınız nedir biliyor musunuz?

Ortalama 7-8 saat civarı. 

Bu nedenle normal bir insan 48 saatten fazla uykusuzluğa dayanamaz.

48 saatden fazla uykusuz kaldığı taktirde ise metabolizmik bazı bozukluklar ortaya çıktığı için psikolojik sorunlar oluşmaya başlar. 

Her şey beyinde başlar ve biter ya. 

Uykusuzluk neticesinde beyinde başlayan organik veya psikolojik bozukluklar oluşturdukları ‘uykusuzluğu’ işkence haline getirirler.

*

Bir de mevsimsel değişikliler de üstüne pekişti mi ‘uykusuzluğa’ itilirsiniz kolayca. 

O nedenle, karmaşık dönemlerde uykusuz kalmamaya gayret gösterin, önleminizi alın. 

Ancak, önlem alın diyorum da nasıl?

Kolay mı ki?

Hiç değil. 

*

Toplumun bu denli kargaşa içinde olmasında bir küçük de pay  kendimizi hiç dinlendirmediğimizden olabilir mi?

Çünkü, uykusuz kalmak sağlıklı düşünememek demektir. 

Oysa ki, kaçırdığımız uyku bize ne yapar?

Hafıza güçlenir.

Yaratıcı iç güdü ortaya çıkar.

Sezgiler güçlenir.

Duygular düzenlenir.

Hayal kurma yeteneği artar.

Rüya ile istediklerin gerçekleşebilir. 

Sahip olacağın seçeneklerin sonsuz çeşitliliği önüne sunulur.

Yenilenirsiniz.

İşte, kaçan uykuda bir de bunları da kaçırırız.

*

Birde söylemeden geçemeyeceğim, gece hayatını gündüze çeviren ışıkların bizi ne denli bozduğunu da idrak edin artık.

Aslında bedeninizin rahatlığı, sağlığı ve temizliği için sağlıklı uyku şart iken, sağlıksız uyku ile ne kadar dinç kalabilirsiniz ki?

*

Teknolojinin amansız büyümesi bizi uykumuzdan etmesin.

Yoksa toplumda kargaşa hiç bitmez.

Işıklar ve teknoloji ile uyanık kalmaya zorlanan insanlık o kargaşadan çıkamaz.

O nedenle de kirletmeyelim. 

Kendimizi kirletmeyelim. 


*

Bir de, son olarak tam zıt konudan bir farkındalık yaratmak isterim. Bilin ki; yaşam içinde ‘uyanmak’ zorunda olduğunuz ‘uyku’ da vardır ki, bazen uykusuzluklar bu uyanmaya da işaret ederler.

 ‘Zamanın geldi bu illüzyondan uyan’ çağrısıdır.

 ‘Kendini hissedebilmen’ için yapılan bir çağrıdır.

 ‘Ruh’un bedene; seslenmesidir...

*

Ancak, ruhun bedensellik içindeki en büyük seslenişini maddesel duyarız biz hep. 

“Benim dinlenmeye ihtiyacım var.” Ve “gece oldu dinlenmeliyim” mesajıdır bu.

Kısaca özetleyecek olursak ‘iki hayat’ yaşıyoruz.

Gece ve gündüz gibi.

Hem birey, hem toplum, hem ülke, hem de dünya olarak...

*


Dip notlar;


Uyku kaçıran şeyler

Bedenin  ve zihnin dinlenmesi için gereken en önemli şey olan uykunun kaçmasına yol açan nedenleri sıralayalım;

Sınavlar, stresler...

Manyetik alan bozulması...

Teknoloji sebebi ile alınan mavi ekran ışığı... 

Korkular, fobiler...

Üzüntü...

Işıklı alanlar...

Geç vakitlerde televizyon izlemek...

Geç vakitli uzun telefon görüşmeleri...

Deprem gibi yer hareketleri...

Sıcaklık veya soğukluk...

Takıntılar, çözülmemiş problemler...

Tartışma kaynaklı sorunlar...

Belirsizlikler ve kararsızlıklar...

Kafamızı meşgul eden her türlü düşünce, iş sebebiyle yoğun düşünceler...

Parasızlık...

Toplumsal karmaşalar...

Düşüncenin dehlizlerinde kaybolmak...

Gelecek kaygısı...

Vicdan azabı...

Gürültüler...

Reflü ve allerji gibi rahatsızlıklar...

Nefes problemleri...

Büyük porsiyon yemekler...

Fasulye, brokoli, karnabahar, çikolata gibi yiyecekler ve bazı baharatlar...

Alkol...

Vücutta 12 saat boyunca kalan kafein. 

Uyku sorunu olanlara çay, çikolata, kola ve öteki kafein içeren içecekler...

Vs vs saymakla bitmez.


Uyumak için yatak sağlığı... 

Yaşamın kalitesi evinizde başladığı için en önemli odamız yatak odasıdır ve uyku kalitesi için kaliteli yatak da çok önemlidir.

Uzun saatler geçirdiğiniz yatağınız ne kadar hijyen? 

Ne kadar sağlıklı?

Özellikle alerji hastaları yatak hijyeni konusunda titiz olmalı. Çünkü, yataklar gizli tehlikeler olan toz akarları, uyuz böcekleri, bakteri ve küf içerir.

Sağlıksız ve hijyensiz bir yatakta uyanmak;

Kızarık şişmiş göz, nefes darlığı, ciltte kızarıklıklar, öksürük, akan ve kaşınan burun demektir. 

Bu nedenle; yataklar anti-alerjik ve anti-mayt, nevresim takımları, pike ve yatak örtüleri ise pamuklu ve keten dokuma olarak tercih edilmeli.


Mutlu kalın...


Fıkra;


Temel otobüse binmiş, şehirler arası yolculuk yapıyormuş. 

Bir ara telefonu çalmış, arayan Fadime. 

Başlamışlar konuşmaya. 

Hemen muavin gelmiş ve uyarmış:

- Beyefendi otobüste telefonla konuşmak  yasaktır. 

Bunu duyan Temel, Fadime’ ye:

- Fadime otobüste telefon ile konuşmak yasakmış daaa, sen konuş ben dinliyrum...


Günün sözü; 

‘Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.’ Eflatun


YORUMLAR

  • 0 Yorum