Recai Şeyhoğlu

Recai Şeyhoğlu

Ayna!

07 Mayıs 2019 - 07:00

Ocak, şubat, mart yerine evvelden muharrem, safer, rebül-evvel, rebül ahir, cemeziyel-evvel, cemeziyel-ahir, recep, şaban, ramazan, şevval, zilkade ve zilhicce diyormuşuz.

Yeni yetişen bir grup kafa bile artık bu sözcükleri kullanmıyor. Artık şimdi beachler var, trendimiz var, bakkal değil de marketlerimiz var. Bu gidişle berber sözcüğü de kullanım dışı kalırsa şaşırmayacağım. Arap uşağına dönmüş bu yeniler neden konuşurken cemeziyel- evvel değil de ‘mayıs‘ der, buna da şaşmıyor değilim. Caddelerde, sokaklarda, brifinglerde, resepsiyonlarda neden göbeğine kadar sakalla ve Arap uşakları gibi terlik ve çuvala benzer giysilerle değil de papyon, kravat ve takım elbiselerle boy gösterdiklerine de şaşmıyor değilim… Pastaneye gittiğinde hangi birisinin hurma istediğini de merak etmiyor değilim. Profiterol ya da dondurmalı süpangle veyahut benzeri bir tatlı yediklerine şüphem yok! Çocuklarını okumak ya da doktora yapmak üzere Malezya’ya, Mısır’a da gönderdikleri yok bu yeni’lerin!

Sevmeden/ babasının zoruyla tıpta okuyan Tarıklar gibi… Sevmeden/ anne zoruyla  keman bölümünde okuyan Sevgi, Deniz ve Şükranlar gibi… Mutsuz bir kuşak yetişiyor! Biraz da  fikriyle zikri bir olmayan…

Dünyanın en mutsuz ülkeler sıralamasında derece yapmış bir toplum olup gittik.

Başkentin dibinde ana muhalefet liderine linç girişimi yaşanıyor. Taşlar havada uçuşuyor. Küfürlerin bini beş para, elinde demir sopalarla ağzından salyalar saçarak saldırıda bulunanlar varken, biri de ana muhalefet liderinin yüzüne yumruk atıyor. Bu olayın araştırılması için meclise soru önergesi veriliyor. İktidar sahipleri, olayların araştırılıp aydınlığa kavuşturulmasını istemiyor olmalı ki önergeyi reddediyor. Oysa, olay araştırılsa, suçlular ortaya çıkarılsa iktidar da rahatlayacak belki.

Bir ara cezaevlerinde FETÖ’den 39 bin, PKK’den 10 bin, İŞİD’ten 1500 hükümlü ve tutuklu yatıyordu. Uyuşturucudan ise 52 bin! Hırsızlıktan 42 bin, cinsel suçlardan ve tecavüzden de 18 bin…

Şimdi bu sayılar daha da çoğaldı ki yeni yeni cezaevleri yapılmakta. Din dersleri zorunluyken  ve her Ramazan ayında bir ay boyunca milyonlarca lira ücret karşılığında müminlere güzel ahlâk ve sevgi- saygı konusunda öğütlerin verildiği Türkiye coğrafyasında bu kadar terörist ve  ahlâksız- hırsızın varlığını anlamakta zorlanıyorum ben. Rakamlar teröristten ziyade uyuşturucunun çoğaldığını gösteriyor. Yani, en büyük tehlike uyuşturucu! 

Karşıyaka’da bir ay önce aldığım kilosu 20 lira olan pancar zeytininin bugün neden 24 lira olduğunu anlayamadığım gibi… Günde 16 – 18 saat çalışan, nedensiz korkuları olan, kimselere güvenmeyen, kendisini Alman mimarların en büyüğü olarak gören ve kendisine karşı çıkılmasını devlete karşı işlenen bir suç gibi değerlendiren Hitler’in peşine takılan milyonlarca Alman’ı anlayamadığım gibi… 10 – 15 yıl önce Aziz Kocaoğlu’nun Tayland’ta açılan Bahçecilik Fuarındaki bir hafta sürecek olan Türk Günü’ne neden üç beş kişiyle değil de 242 kişilik bir kafileyle katılmak istediğini anlayamadığım gibi… Mecliste yer alan milletvekillerinin ideolojik konularda birbirlerinden biraz farklılık gösterseler de maaşa zam konusunda neden hepsinin bu konuda hemfikir olduklarını anlayamadığım gibi… Madam Bovary’nin yazarının eğitim konusunda ‘Lâik, parasız ve zorunlu eğitim aptalların sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramaz’ sözünü anlayamadığım gibi…

Ülkemin kimi siyasetçilerini ve ikide bir gerekli- gereksiz konularda fetvalar veren din adamlarını anlamakta zorlanıyorum. Partisinden aday gösterilmediğinde bir anda partisini  bırakıp karşı tarafa geçen siyasetçileri de anlamış değilim.

Gelelim yazının sonuna…

Brüksel’de, ikisi metroda biri havalimanında üç bomba patladı. İçişleri Bakanı Jan Jambor ve Adalet Bakanı Koen Geens istifa ettiler. Bükreş’te bir gece kulübünde yangın çıktı. 32 kişi öldü. Romanya Başbakanı Victor Ponta, “İşin siyasi sorumluluğu bana ait” diyerek istifa etti. Portekiz Maliye Bakanı, ekonomik krizi iyi yönetemediği için suçlandı. İstifa etti. 27 Şubat’ta Kahire’de Ramsey Garında bir tren kontrolünü kaybedip rayların sonundaki bariyerlere çarptı. 25 kişi öldü. 50 kişi yaralandı. Olayın ardından hemen Ulaştırma Bakanı Hisam Arafat istifa etti. Güney Kore’de üniversite giriş sınavında iki soru hatalı çıktı. Milli Eğitim Bakanı özür diledi. Soruları hazırlayan kurulun başkanı Kim Sun Hoon derhal istifa etti. Evinde sigortasız işçi çalıştıran İsveç Ulaştırma Bakanı istifa etti. Japonya Tarım Bakanı, okullara ve huzurevlerine küflü pirinç verildiği ortaya çıkınca istifa etti. Danimarka Kalkınma Bakanı Christian Friis Bach, emrindeki fonlardan 360 bin lira fazla ödeme yaptığı için istifa etti. Letonya’da, başkentte bir alışveriş merkezinin çatısı çöktü. Başbakan Valdis Dombrovski hemen istifa etti. Tunus’ta 11 bebek öldü. Sağlık Bakanı Abdurrauf Şerif istifa etti.

Bence biraz düşünelim. Biraz vicdan muhasebesi yapalım. Sokrates’in ‘Kendini tanı!’ sözünü de oturduğumuz odanın bir köşesine asalım ki aynaya bakmış gibi olalım. Aynaya bakmaktan da korkmayalım. Yüzleşmek iyidir zira!

YORUMLAR

  • 0 Yorum