PORTRE: HİDAYET KARAKUŞ
Recai Şeyhoğlu

Recai Şeyhoğlu

PORTRE: HİDAYET KARAKUŞ

29 Ocak 2019 - 10:37

Yayımlanmış bir kitabım için dergilerde tanıtım yazıları çıktığında, gazetelerden birinin köşesinde yer aldığını gördüğümde  çok mutlu oluyorum doğrusu. Kitabımı konu edinen kişiyi sarılıp kucaklayasım, bana değer vermiş diye sarılasım geliyor.

  Öykülerden oluşan ilk kitabım  1995'te çıktığında  beni bir görmeliydiniz. Kanatlarım eksikti sadece. Uçuyordum mutluluktan… Bakalım, yazdıklarımla ilgili kim, ne diyecekti? Beni kim ciddiye alacaktı? Özgüven sorunu yaşadığım muhakkaktı. Bunu da itiraf etmiş olayım.

İşte o günlerde, biri elimden tuttu. Kitabımı okudu ve dört sayfalık bir değerlendirmeyle bana dostluğun âlâsını gösterdi. Yazdıklarını ve söylediklerini hazmetmek kolay olmasa da kullandığı dil ve yaklaşım nedeniyle o kişinin bana büyük bir dostluk yaptığının farkındaydım. Bana değer verdiğini, sevdiğini biliyordum. Söylediklerinin, yazdıklarının da çok samimi olduğundan kuşkum yoktu. Bana düşen, onun uyarılarına kulak vermek, eleştirilerinden yararlanmaktı.

Hidayet Karakuş’tu o değerli dostum.

Bir ay kadar önce evine gittim. 24. ve 25. kitabımla.. Aradan iki üç gün geçmişti ki bir telefon: ''Recai, anlatımın çok güzel. Beğeniyle okudum.''

  1995'te eleştiren, 2019'da da kutlayan aynı kişiydi. 1995’te gücenseydim bu güzel sözleri duymayacaktım.

*

Uzun yıllar boyunca çalıştığım her okula davet ettim o dostu. Öğrencilerim ve öğretmen arkadaşlarım kendisine ne kadar yakın olduğumu bilir. Hiç unutmam, biri şöyle demişti yıllar önce: ''Recai Muzaffer İzgü, Hidayet Karakuş ve Hüseyin Yurttaş'tan başka şair-yazar bilmez.”  Evet, üçünü de çalıştığım her okulda ağırlamışımdır. Üçü de İzmirli çocuklar için bir zenginliktir bana göre. Okuma sevgisine onların kitaplarıyla erişmiş çok sayıda  öğrencinin olduğunu bilenlerdenim. Bu olayın en yakın tanıklarındanım dersem hiç de abartı olmaz.

*

Yalvaç'ın Kurusarı köyünde doğmuş Hidayet Karakuş. Isparta Gönen İlköğretmen Okulu ve Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitirmiş. Adana, Manisa ve İzmir'de Türkçe öğretmenliği yaptığını biliyoruz. Şiirleri, romanları, anı/anlatı ve çocuk edebiyatı kitapları, radyo oyunlarının yanı sıra  aldığı ödüllerle de İzmirlilerin yakından tanıdığı bir edebiyatçı. Cumhuriyet okurları ise onu gazeteye yazdığı öykü, röportaj ve yazılarıyla daha yakından tanıyor.

Cumhuriyet Okurları Yürütme Kurulu Başkanıyken ben de kendisini düzenlediğimiz etkinliklere davet ediyordum konuşmacı olarak. Centilmenliği ve güzel Türkçesiyle hep aramızda bulunmasını arzu ediyordum.

    Hidayet Karakuş sadece bana değil,  başka şair ve yazar adaylarına da yol gösteriyor, düşünce yazıları ve eleştirileriyle  paylaşımcılığını sürdürüyor.

Çalışkanlığı, üretkenliği Konak Belediyesinin de dikkatinden kaçmadı elbette. Onların, İzmir'de edebiyatın gelişmesi için yaptığı öneriye “Evet” deyip 'Hidayet Karakuş'la Yazarlık Serüveni'nin başına geçtiğinde, takvimler 2000'lerin başıydı. Konak Belediyesi Yazarlık Kursu'ndan sonra  öykü atölyeleri, yaratıcı yazarlık seminerleri gibi etkinlikler çoğaldıysa, bunda Hidayet Karakuş'un rolünü unutmamak gerek. Bu işe emek veren birkaç edebiyatçıdan biridir o.

Bu konuda söyledikleri de benim için kayda değerdir. “Yazarlığın kursu mu olur, yazarlığın işliği mi olur?” sorularına verdiği yanıtı çok önemsiyorum: “Bunların hepsi haklı sorulardır.” Hidayet Karakuş’ça bir yanıt… İçtenlikli ve doğru!

Dile kolay, 2015 genel seçimlerine değin on beş yıl sürdürdü bu çalışmalarını. Bir yıl Demirtaş Ceyhun Kültür Merkezinde, bir yıl da İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kütüphanesinde yürüttüğü işliği son iki yıldır Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneğinde sürdürmekte.

On dokuz yıl boyunca işliğe 400-500 dolayında okurun, yazma sevdalısının geldiğini söylüyor. İçlerinden 15-20’si öykü, roman, şiir kitapları yayımlamışlar. Bu kurslara katılanların Türkçenin kullanımıyla ilgili yeni şeyler öğrendiklerini düşünüyor. “Dilimizin inceliklerini, oylumunu, anlatım olanaklarını, sözcüklerin çağrışım alanlarını görmeleri, düşünmeleri bir kazançtı hepimiz için.” diyor. İşliğe katılanların zamanla birer dergi okuru olduklarını görünce de mutlu olmuş.

Daha önceki dönemlerinde yazdıkları öyküleri, şiirleri beğenmez olmuş öğrencileri. Edebiyat ahlakının toplumsal ahlakın önemli bir yapıcısı olduğunu sezmeleri ve anlamalarından da mutlu olmuş. Diyor ki, “Eleştirirken de öğrendiler, eleştirilirken de… Birbirimizin deneyimlerini paylaşırken hep öğrendik.”

Bir tümcesi var ki, kendi adıma söylemiş olayım, iki kez okudum. Şöyle: “Yazarlık işliğine gelen arkadaşlarımız en azından bilinçli bir okur oldular.”

Hidayet Karakuş ile Aydın Şimşek’e bu konuda söylenecek tek söz ‘teşekkür’ olmalı bence.

Arkadaşı olmanın ötesinde öğrencisi de olmayı isterdim Hidayet Karakuş’un. O benim gözümde iyi bir öğretmen çünkü. Diğer çok sevdiğim, hep danıştığım iki öğretmenim gibi. Kütüphane açılışlarında, düzenlediğimiz etkinliklerde onu yanımda görmek istemişimdir hep. Fahir Işıksız gibi, Öcal Uluç gibi, Mehmet Atilla gibi… Ağzından çıkacak bir çift sözün birilerini etkileyeceğine inanmışımdır bir kere.

Yazarlık işliklerinde büyük başarılar sağladığını şu tümcesinden anlamak olası: “O işliklerde yalnız edebiyatı değil; sanatı, sanatın ilgi alanına giren her toplumsal, siyasal, bilimsel, ruhbilimsel olayı nasıl yazabileceğimizi konuştuk, konuşmayı sürdürüyoruz.”

Hidayet Karakuş şair-yazar olarak yaşamını sürdürüyor. Öğretmenliğine de ara vermeden…

YORUMLAR

  • 0 Yorum