Portre: İlyas Kalay
Recai Şeyhoğlu

Recai Şeyhoğlu

Portre: İlyas Kalay

15 Ocak 2019 - 08:52

1965- 66 yıllarında Salihli Ortaokulu'nda İngilizce dersime Altan Aykar, müzik dersime İlyas Kalay, El-İşi dersime de İbrahim Çiçek giriyordu.

Altan Hanım'la Karşıyaka'da hâlâ görüşüyoruz. İbrahim Çiçek'le de zaman zaman...

Geçtiğimiz günlerde İlyas Kalay'la buluştuk. Haldun Cezayirlioğlu'nun sahaf zenginliğindeki dükkanında.

Hocam, Salihli'den çıkıp gelmişti. Yağmur çamur demeden... İlyas hocam; dedemi tanıyan-bilen, annem ve babamla da arkadaş olan biri aynı zamanda.

Ben onu dersimizde çaldığı mandolinden ve bize öğrettiği şarkılardan biliyorum. Müziğe olan yatkınlığı babasından geliyor. Babası, frenk gömlekli, ütülü pantolonlu bir Demircili. Kalaycılığın ve ufak tefek ziraat işlerinin dışında zamanını Demirci Mevlevi Dergâhında geçiren biri.

Abisi de Demirci Halkevi'nde darbuka çalan bir genç.

Salihli'de evlerimiz de birbirine çok yakındı İlyas hocamla. Amcamın ilçe başkanı, babamın da aktif görevler üstlendiği CHP'li yıllarımızda ben de bir ara gençlik kolunda yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştum. Aynı partide daha sonra sevgili hocamı da yönetici olarak gördüm.

Ben onu her zaman kararlı, lider ruhlu biri olarak bildim.

Kızılçullu Köy Enstitüsü'ne 1 Haziran 1940'ta girmiş. Nişanda- düğünde zeybek oynadığını görürseniz şaşırmayın... Bu, enstitü günlerindeki usta öğretici Hasan Çakı Efe'den bir miras ona.

İkili görüşmemizde olsun, Salihli'deki particilik günlerinde olsun hocamın yakından bildiğim bir özelliği şu: Kimseyle ilgili dedikodu yapmamak, yanında bulunmayanlar hakkında konuşmamak... Yüksek sesle ve dobra dobra konuşmak...

Enstitüdeki günleri hep saygı ve sevgi ortamında geçmiş. Aşağılama, dedikodu, ötekileştirme, kin, garaz ve öfkeye bulaşmamışlar hiç. Okula kaydolduğu günden bu yana da hep sadık bir Cumhuriyet okuru olmuş.

Mandolin çalmayı Kızılçullu'da öğrenmiş. Öğretmenlik yıllarında da kemana merak salmış. İlkokul öğretmeni olan birinin mutlaka bir müzik aleti çalmasını istiyor. Müziğin matematik kadar önemli olduğunu düşünüyor.

Okulda önce Reşat Nuri Güntekin'i okumaya başlamış. Sonra da Behçet Kemal'in şiirleriyle tanışmış. Okulda demirciliği de öğrenmiş. Mezun olduğunda da demirci atölyesindeki gerekli her türlü alet kendisine verilmiş. Demircilikten ciddi paralar kazandığını da duymuştum kendisinden.

Okuldan mezun olurken müdür Hamdi Akman, kendilerine şöyle demiş: '' Arkadaşlar görev yerinizde 20 yıl kalacaksınız. Yani mezarınız orada!''

Görev yaptığı köylerde köylülerin lükslerini, dikiş makinelerini tamir etmiş. Akşamları da köy kahvesine gelenlere kitap okumuş.

Ege Bölgesi Köy Öğretmenler Derneği kuruluşunda yer almış.

Salihli'de Türkiye Öğretmenler Sendikası kuruluşunda öncülük yapmış. Sonra da TÖB-DER'de sürdürmüş örgütçülüğünü.

1944 yılında enstitüden mezun olan İlyas Kalay, 8 yılı köylerde olmak üzere toplam 28 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1973'te emekliye ayrılmış.

65 yaşında ehliyet almış. Açıköğretim Fakültesi 2 yıllık programını başarı ile tamamlamış. 2008 yılında bilgisayar alıp, halk eğitim merkezine gidip bilgisayar kullanmayı öğrenmiş. Bugün, aktif bir facebook kullanıcısı olan hocamla yazışmalarımızı sürdürüyoruz. Facebook'ta öğrencileri ve arkadaşlarıyla olan yazışmalarını okudukça da mutlu oluyorum doğrusu.

Salihli'de evi, Dikili'de yazlığı ve arabasıyla kimselere muhtaç olmadan yaşamını sürdürüyor. Çok iyi bir aile reisi olduğunu hem Salihli'den biliyorum hem de Dikili'den... Dile kolay, bir oğlu, iki kızı ve torunlarıyla o 28 kişilik bir ailenin sevgili baba/ dedesi!

Öğretmenlik yaptığı yıllarda köylere elektrik ve su getirilmesiyle ilgili çabaları olan İlyas Hocam, görücü usulüyle evlenmiş. İki yıl önce kaybettiği eşinin halı dokuma ustası olduğunu da belirtmiş olayım. Onun beni etkileyen birkaç sözünü paylaşmış olayım. Diyor ki;''Günümüz eğitim sistemi çocuklara hiçbir şey kazandırmıyor. Çünkü amaç, araç oldu.''

Bir başka sözü de: ''Siyasetten hiçbir gelecek beklemedim ve gençlerin siyasete girmesine öncülük yaptım.''

Hocam sık sık da diyor ki; ''İbadet, Allah rızası için yapılır. Gösteriş ve çıkar için yapılmaz.'' Kimi, kimleri kastediyor bilmiyorum ama bir cümlesinin altını çizmekte yarar var. ''Dini, siyasete ve ticarete alet ederek halkı kandırmaya çalışıyorlar. '' Ben de bir sözcükle eklemede bulunayım: ''Maalesef!''

İlyas Kalay, Dünya ve Türk Klasiklerinin bulunduğu, Behice Boran- Niyazi Berkes, Nihat Erkilet gibi bilim insanlarının yazılarının bulunduğu dergiler ve kitaplar arasında geçirmiş enstitü günlerini. Öyle ki, tarım ve inşaat çalışmalarına giderken öğrenciler yanlarında şiir ve roman götürüyor, fırsat bulunca da okuyorlar. O günlerin yöneticileri, kitap okumayan insanların çağdaş olamayacağına öyle inanmışlar ki... Hergün kitap okuma saati var enstitüde.

Enstitüde; öğretmenler öğrencilere arkadaş gözüyle bakıyor ve konuşuyor. Büyükler küçüklere şefkat gösteriyor, küçükler de büyüklere 'abi', 'abla' olarak hitap ediyor.

Özetle şu denilebilir: ''Köy Enstitüleri, köy çocuklarını ağaya ırgat, cehalete köle, şeyhe mürit, politikacıya kurban olmaktan kurtaran eğitim kurumlarıydı. ''

İlyas Hoca ve arkadaşları, köyleri aydınlığa kavuşturma adına çabalıyorken günümüz Türkiye'sinde taşımalı sistem adına köylerdeki okullar öğrencisiz, köyler ışıklı insanlardan mahrum bırakıldılar. Binbir zahmet ve parayla yapılan o okullar şimdi çürümeye terkedildiler. Öğrencilerin; matematikle, fizikle, biyolojiyle ilgili sorularını yanıtlayabilen öğretmenler artık yok. Köyler sadece imama kaldı.

Köy Enstitüleri toplam 17 bin mezun verdi. Türkiye, onların elinde aydınlandı. O okullardan şairler, yazarlar, besteciler, ressamlar, heykeltraşlar yetişti.

94 yaşında olmasına karşın hergün düzenli yürüyüşler yapan, alkol ve sigaradan uzak duran, okuyan ve anılarını yazan, eğitim sistemine kafa yoran ve öğrencilere yararlı olmak adına 'Tarihsel Gerçekler' kitabını yazan ve şu sıralar bu kitabın ortaokullu çocukların eline geçmesi için çabalayan baba dostu / değerli öğretmenimi saygıyla selamlıyorum.

Salihli'ye İlyas Kalay Kütüphanesi ne de güzel yakışır. Salihli Belediyesi, bu konuda gereğini yapar diye düşünüyorum. Ona destek olacak çok sayıda öğrencisi olduğunu biliyorum. Eczacı Levent, general Süha, edebiyatçı Perihan, işadamı Yaşar, doktor Okçu...

Ona sahip çıkan ve kitabını yayımlayan Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği ve genel başkanları Kemal Kocabaş'a da saygıyla...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum