Sıfat düşkünlüğü
Recai Şeyhoğlu

Recai Şeyhoğlu

Sıfat düşkünlüğü

26 Mart 2019 - 09:26

20 yıl önce yolum Münih’e düşmüştü bir grupla. Meydanlar, heykeller ve parklar arasında gelip giderken bir sokakta bizden birilerine ait gibi görünen bir kahveye / pup’a rastladım. Tahminimde yanılmamışım. Münih’e 30 yıl önce yerleşmiş bir Anadolulu.

“Epeydir Türk çayı içmemişsindir sen, otur çay söyleyeyim sana” deyince ben de görgüsüzlük hakkımı (!) kullanıp çaysızlığın acısını çıkarmıştım hemşehrimden.

O gün öğrenmiştim buradaki sokak ve caddelerde rütbeli askerlerin dolaşmadığını, adım başı polis göremeyeceğimi. Neden dediğimde, ‘’Burada böyle hemşehrim!‘’ dediği dün gibi kulağımda.

İsveç’in Malmö’sünde de ‘Dialog Polisi‘ ile tanışmıştım. Herhangi bir sorunu diyalog yoluyla çözen polis grubuymuş. Dünya Sosyal Forumu’nun davetlisi olarak gitmiştim İsveç’e. Barış temalı bir mitinge katıldığımızda görmüştüm sırtında ‘Dialog Police‘ yazan o genç güvenlikçiyi. Yanımda, ikizlerini bir çocuk arabasında taşıyan İsveçli karı koca vardı. ‘Anlaşmazlık olduğunda onlar konuşur göstericilerle‘’ diye bana bu polislerin görevlerini açıklamışlardı. Miting boyunca da  bizimle birlikte yürümüştü o diyalogçular.

Sokağında, caddesinde albayın- generalin üniformayla dolaşamadığı Münih ile İsveç’teki güleryüzlü polisleri hiç unutamadım. Münih’teki kahveci bir de şunu demişti. ‘’Buradaki berber de Bakan da senden farksız hemşehrim.’’ Mesleğine göre ilgi, saygı gösterilmez herkese eşit davranırlarmış. ‘’Asla ben doktor Hans’ım demezler. Mesleğini sorarsan söylerler neci olduklarını‘’ diye de eklemişti.

Ben gördüğüm diğer ülkelerde de tanık oldum buna. Karşıma ‘’Ben Yüzbaşı Murat!‘’ ya da ‘’Ben Avukat Nuri‘’ der gibi konuşan kişiler çıkmamıştı hiç.

Bize gelince… DYP Milletvekilliği yapmış bir tanıdığım kartvizit bastırmış, üstüne de ‘Emekli Milletvekili‘ yazdırmıştı. Güzel şiirler okuyan biri, Bornova’da Dıgıl’da bana kim olduğunu anlatırken üzerine basa basa ‘Şair, yazar, gazeteci, ekonomist‘ olduğunu söylemişti.

Bizim memlekette avukatlık yapan biri de kartvizitine, o günlerin Maliye Bakanının sınıf arkadaşı/ bilmem hangi Bakanın yakını/ falanca milletvekilinin de akrabası olduğunu yazdırmıştı. Ben de bu kartviziti Hasan Pulur’a göndermiş, o da Milliyet’teki  köşesinde yayımlamıştı.

Bir başkası… Kendisini tanıtırken şöyle yazıyor. Türkiye’nin ilk halkla ilişkilercisi / Uçan Organizatör /  Kentbilimci / Tecrübeli Bürokrat / İzmirli STK’lerin Önderi /Hayır Dernekleri ve Vakıflarında Başkan.

Devrimci, 68’li, Türkçü, Sosyalist olduğunu söyleyenler de yok değil. Hem Türkçü hem Sosyalist nasıl olunuyorsa…

Yazar, eğitimci, gazeteci olarak kendisini anlatanlar olduğu gibi ‘doktor- aktivist - yazar‘ kartvizitli olanlarımız da var.

Kendisinin ‘aydın‘ olduğunu söyleyenler… Bütün bunlara illâ da ihtiyaç duyanlar…

Bana kalırsa bu toplumun bir kimlik sorunu var.

Abidin Dino’nun ‘Ressam- Karikatürist- Yazar-Film Yönetmeni ‘ olduğunu bilmem bilir misiniz?

Esat Mahmut Karakurt’un öğretmen, yazar, milletvekili olduğunu bilir miydiniz?

Ömer Hayyam’ın Şair- Feylesof - Matematikçi- Astronom olduğunu biliyor olmalısınız.

İbn-i Sina’nın matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik alanında seçkin biri olduğunu duymuş olmalısınız.

Vedat Milor’un ünlü bir Gurme olduğunu biliyor olmalısınız. Galatasaray Liseli olduğunu, Koç Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptığını, Stanford Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldığını, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olduğunu, sosyoloji doktoralı olduğunu da biliyor muydunuz?

Ünlü yazar Anton Çehov’un doktor olduğundan haberiniz vardır. Herkes ondan yazar olarak söz ederken o hep doktor olduğunu söylerdi.

Sizin kim ve neci olduğunuzu inanın  biliyor insanlar. Yorulmanıza gerek yok.

Televizyonda bir yarışma programında bayanın biri programın sunucusuna ‘’ Çok mersi, çek teşekkürler, çok sağ olun!‘’ deyince akılıma geldi bunlar. Bu sözcüklerin hepsi aynı anlamı taşımıyor mu? Ağzımızdan çıkanı mı kulağımız duymuyor, yoksa ne dediğimizi mi bilmiyoruz?

Dönelim başa… Kim olduğunuzu uzun uzun anlatmayın. Kullandığınız sözcükler kim olduğunuzu anlatıyor. Bırakınız gereksiz uzatmaları! Fakir Baykurt şöyle demişti Bergama’da Eğitim- Sen’de. ‘’Çok lâf geri zekâlıya anlatılır.’’

Ben öğretmen Recai Şeyhoğlu.  NOKTA

Sorsaydınız, 48 Kütüphaneli Rasime- Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri’nin kurucusu olduğumu da anlatırdım içinde yaşadığımız şu 55. Kütüphane Haftası’nda.

Sormadınız ki…

 

                                                                                   

YORUMLAR

  • 0 Yorum