Ders çıkarmak akılcılığı önemli
Tayyar ÖZDEMİR

Tayyar ÖZDEMİR

Ders çıkarmak akılcılığı önemli

23 Ağustos 2014 - 00:00

Anılar...Anılar...Güzeli de var çirkini de var anıların...

Meslek yaşamı içinde insanın belleğinde yer eden ve uzun yıllar hiç çıkmayan anılar vardır ya...İşte böylesine bir güzel anıyı sizlerle yeniden paylaşmak istedim.

Milliyet Gazetesi İzmir bürosunda yaklaşık 60 kişi kadardık. Merhum İsmail Sivri dönemi ile diğerlerinin dönemi epeyce farklıydı.Yönetim farkları personeli de değiştirmeye yeterdi. Habere ve olaylara bakış açıları da bu konuda farklılık gösterirdi.Neyse; bu uzun ve tartışyılacak bir konudur ama gerek de yoktur.

Telefoto'nun yeni yeni hizmet verdiği yıllarda Aydın'a Aydınspor'un bir maçına görevli olarak gitmiştik. Eskisinden farklı olarak maçı resmini çekip, ardından postaneye gidip hattı (Telefonu) bağlatıp, istediğiniz yere yarım saat içinde geçebiliyordunuz. Resim işi bitince işlerde bitti diye bakardık ve 1,5 saatlık Aydın-İzmir otoyolunu huzur içinde tamamlardık. Bu diğer iller içinde geçerliydi. THA (Türk Haberler Ajansı) üç büyük gazetenin kuruluşu olduğundan bizim için bu sistem çok rahattı.

Bir süre sonra bu kez de Denizlispor'un herhangi bir maçına gidilir resimler aynı sistem içinde geçilirdi. Ne zaman THA'sında kadro sorunu çıkmaya başlayınca bizim de işlerimiz eskisi gibi olmaya başlamıştı. Yani maçın ilk 5-10 dakikasından çekilecek resimle sayfalar yetiştirilecekti.O da araç sorunu yaratıyordu ki, zorunlu olarak rakip gazetelerdeki meslektaşlarımızla bu konuda anlaşarak tek arabayı İzmir'e dönderip, diğeriyle birlikte sıkış-tepiş İzmir'in yolunu tutardık. Bu zorunlu ve teknilojinin yeni, yeni geliştiği dönemlerde olması da belki bizi epeyce etkilerdi. Sonraki yıllarda fotoğraf makinaları gibi, daktilonun yerini bilgisayarlar da alıncaya kadar epeyce zaman geride kalmıştı.Bu konularda sizi fazla sıkmadan bir konuyla sizi biraz rahatlatayım. Denizlispor-Beşiktaş maçına gitmiştik.Maçın öncesinde Altaylı Ayfer Elmastaşoğlu "Yusuf Tunaoğlu da gelmiştir. Yusuf'u özledim, bir kaç dakika görelim mi?"deyince "Hemen"yanıtı ile kendimizi Beşiktaş'ın kamp yaptığı otelde bulmuştuk.Yusuf otelin lobisinde tek başına oturuyordu,bizi görünce yerinden aklkıp Ayfer ile kucaklaştı. Ayşfer ile sıkı bir futbol sohbeti devam ederken Yusuf "İyi oyuncular var ama kendilerine profesyonelce bakmıyorlar"diyerek Ayfer'e şikayette bulununca Ayfer kıs, kıs gülerek "Senin gibi yani "deyince ortalıkta bir gülmedir başladı. Merhum Yusuf'u bilenler,bilir.Öyle bir yetenik acaba şimdi var mı? Onu izlemek bir zevkti,büyük bir oyuncuydu kısacası...Şunu söylemek istiyorum.Genç oyuncular yaşları gereği zamanın bitmeyeceğini düşünerek, hünharca hatalar yaparlar. Ne zaman yaş ilerler o zamanda zamanı yakalayamazlar, olan olmuştur. Yusuf böyle bir örnekti.

Gazetelerde de çalışan muhabirler vardır.Onlarda zamanında kendilerini yetiştirmeliri gerekir ki ileride yazarlık da yapabilsinler. Yani usta konumuna gelsinler.Ama bu duruma gelmek içinde mesleğin altyapısındaki teknolojiyi ve zornluğu öğrenmeleri gerekir.Aksi halde usta olunmuyor.Biz belki de bu alanda şanslıydı iyi ustalarla tanıktık ve öğrenmeyi öğrendik.darısı genç muhabirlerin ve sporcuların başına...

Anılar..Bitmez her insanın anılar farklıdır mutlaka...Bizim dünyamızda gazetecilik ve futbol olunca anılar hiç bitmiyor...

Zaman Tüneli           

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum