Eskiye “mazi” diyorlar
Reklam
Tayyar ÖZDEMİR

Tayyar ÖZDEMİR

Eskiye “mazi” diyorlar

28 Temmuz 2014 - 00:00

İsmail Özelçinler'in hafta içinde yazdığı “Ogün bugün”başlıklı yazısını okuyunca belleğime neler takıldı neler...O çocuk yaşlarda insanın yavaş ama etkin konulardaki duyarlılığı gerçekten çok güzeldir. Her konuda olmasa da kendisini ilgilendiren konularda o küçük beyinler öylesine ezber yaparlar ki, onu yıllar bile temizleyemez. Çünkü o yaşanan olay kendisiyle ilgilidir ve onun açısından çok önemlidir.Neyse;

döndük dolaştık Özelçinler'in anısına takılıp belleğimize ilk gelen olayı aktaralım dedik;

1964'lü yıllardı. Namık Kemal Lisesi'nde öğrenciyiz. Ama bu arada da okul futbol takımında oynuyoruz. Bizim sınıftan 8 kişi aynı takımda yer alıyordu ki, bu pek rastlanacak durum değildir. Ben, Şaban, Alim, Ersin, M.Ali, Ati, Doğan, Şeref (Boltoka) vardı. Karşıyaka Lisesi ile de maçımızı da merhnüm İbrahim Fırla yönetiyordu. Uzun boylu ve kıvrak bir hakemdi. Maçın içinde gençliğin de verdiği hırsla sahada mücadele verirken rakip oyuncu bana sert girince “Dikkat et”diyerek uyarmıştım. Ama rakip bu uyarıma dikkat etmemiş bir başka pozisyonda bu kez kasıtlı olarak tekme atmıştı. Maçının gidişi içinde ben de rakibime fiziki bir hareket yapmadan dilimle gereken uyarıyı bu kez sertçe yapınca hakem İbrahim Fırla yakınımızdaymış görmemiştim. Yanıma geldi ve “Sana hiç yakıştırmadım”demiş ve maça dönmüştü. Bu sözden sonra ne yapacağımı şaşırmıştım. Öyleasine utanmıştım ki, maç müddeti içinde sürekli kendimi hakem Dilek'ten saklamayla çalışmıştım. Maçın sonunu merak ettiniz biliyorum Namık Kemal Lisesi o maçı 2-0 kazanmıştı. Zaten aynı yılın sonunda da İzmir şampiyonu olmuştuk. Gerçi bizim dönemimizde Namık Kemal Lisesi eski yıllarda olduğu gibi şampiyonluk alışkanlığını yine sürdürmüştü.

Böylesine sıcak bir havada bir anımı daha aktarayım. Okul ,futbol ve askerlik insan yaşamında sanırım farklı yerlerde durur. Merhum Beden eğitimi hocamız Mustafa Plevneli ilginç bir insandı. Temiz kalpliydi. Namık Kemal Lisesi'nin maçlarına her öğrencinin katılmasını istemezdi. Elindeki makbuzla öğrenciyi çağırır “Okula kaç gün gelmedin?”diye sorar ardından da 20 gün ve üstünde gelmemişse maça bilet vermezdi. Ama 20 günün altın devamsızlık yapanlara makbuz keser ve maça gönderirken maç hasılatını erkenden alırdı. (Yöneticilerin dikkatine !) Ve okul maçlarımızı her zaman öğrencilerin dışında çok sayıda yönetici ve meraklılar izlerdi. Şimdi mi? Bildiğim kadarı ile maçın tarihini bilen bile yokmuş. Yani futbolun okullardan başlayıp gelişeceğini bilenler bile maçlara gitmiyormuş...Sonra bekleriz biz ne zaman Dünya Kupalarına gideriz?diyerek.. Ne ekerseniz onu biçersiniz derler ya çok doğru bir söz bende öyle düşünüyorum.

NOT:Herkesin bayramını kutluyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum