Oyunla spor birlikte
Tayyar ÖZDEMİR

Tayyar ÖZDEMİR

Oyunla spor birlikte

29 Ekim 2014 - 00:00

 

1950 ile 1970 yılları arasında bu kentin gençleri de bir çok yerde olduğu gibi en büyük zevkleri futbol oynamanın yanında saklanbaç ya da koşturmaca gibi geleneksel oyunlarla yaşamlarını sürdürürlerdi.

 

Hele hele futbol, her sokakta popülerdi ama mahalledeki evlerin alt katlarında yaşayan aileler için bu tutku hiç de hoş sonuçlar vermezdi. Çünkü top bir o evin duvarına bir diğer evin duvarına giderken alt katlardaki pencerelerin önünde demir korkuluklar yoksa işler sarpa sarardı. Nedeni basitti zira o evin camı kırılır ardından maç sona erer, camın kırılmasını sağlayan o vuruş ve vuruşu yapan kişi iki gün mahalleye gelemezdi. Nasıl gelsinki o sabıkalı çocuk. Camı taktıracak parası bile olsa camı kırılan o kadının sözleri insanı yerin dibine sokardı. Ne anası ne babası ne de sülalesi kalır, o maçın kahramanı ilan edilen çocuk ciddi şekilde damgalanırdı.

 

Bizim mahallemizde de küçük de olsa benzer olaylar yaşanırdı ama, mahallemizin ortasında yani üç yolun birleştiği noktada meydan vardı. Bu da evlerden uzak şut atmamıza neden olduğundan pek cam kırmazdık ancak bir süre sonra bazı evlerin sıvalarını dökerek sessiz hasar yapmayı becerirdik. Yaz mevsiminin bitmeyen güzellikleri içinde balık avlamak da bu kentin gençleri ve çocukları için önemli bir eğlence noktasıydı. Yüzme bilmeyen yok gibiydi ve o yıllarda Alsancak semtinin insanı, Altay Denizüstü Lokali'nde denizle iyice samimi olur, sporun bir başka merkezinde uyuşukluğunu atardı.

 

O yıllar tabii ki geriye gelmeyecek ancak dün ile bugün arasında önemli değişimlerin yaşandığını istemesek de kabul etmek zorundayız. Ne var ki bugünün çocukları ya da gençleri deniz kıyısında yetişmelerine rağmen acaba balık tutmanın tekniğini biliyorlar mı? Yada da futbol denen oyunu için hiç terlediler mi? Yoksa bilgisayarın başında kalıp yaşamını bu alete mi endekslediler? Kısacası çocukluğunu yaşayıp gençlik rutbesine nasıl ulaştılar? Ben değil, bir çok insan bu yaşam biçimini inanıyorumki merak ediyor. Çocukluğunu yaşamak... O kadar önemli ki...Bunu ilerleyen yaşlarda daha iyi anlarız...

 

Kordonda o yaz gecelerinde geç saatlere kadar tur atan insanlar gözlerini sürekli olarak denizin karanlıklarına odaklarlardı. Biz de aynı kulvarda oturan bir arkadaşımızın evinden denize küçük taşlar atıp, o insanları aldatırdık. Karı-koca kol kola girip yürürlerken bizim o karanlığa attığımız küçük taşları görmezler ve denize düşen halka, halka hareler yapan suyu izleyip, "Balık...Bak gördüm mü Balık"deyip karısına bilgelik taslayan adamın haline hep birlikte katıla, katıla gülerdik.

Yanisi şu; sporda, yaşamda, herşey değişti... Ancak iyi mi oldu kötü mü bilemiyoruz. Ama şurası bir gerçek ki, bizim nesil çocukluğunu da gençliğini de iyi yaşadı. Belki sporu bilinçli olmasa da eğlence ile birlikte yapmayı başardı. Diyesim şu ki, yaşamda spor çok önemli...

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum