Sporun etkin rolü
Tayyar ÖZDEMİR

Tayyar ÖZDEMİR

Sporun etkin rolü

05 Ocak 2013 - 00:00

Namık Kemal Lisesi'ni bitirmiş milyonlarca insanın sadece minik bir bölümü her yıl okulun belirlediği tarihlerde yine okulun bahçesinde bir araya gelip geçmiş yılların özlemiyle sohbet ederler.¶ Diğer okulların yanında NKL'nin bu birlikteliğine liderlik edenler haklı gururu yaşarken bir diğer yılın organizasyonu için planlar bile yapalır. Bu alanda bizim iki liderimiz vardır. İlki meslektaşım Gürkan Ertaç, ikincisi ise Dr. Şaban Acarbay'dır. Ama bir de okulun dışında yıllarca birlikte olduğumuz sınıf arkadaşlarımızdan oluşan bir başka minik grubumuz daha vardır ki, onun da liderleri herkestir. Yani sorumluluğu her birey alır yapılan listeye göre görevini tamamlamaya çalışır.

'Bir sınıfın ya da okulun 50 yılı aşkın geçmişine rağmen hala yaşamakta olan insanlarla bir araya gelmek için verdiği bu güzel mücadelenin sırrı ve cazibesi nedir?' diye hep düşünmüşümdür. Mutlaka benim gibi her okullu bu birlikteliğin hesabana yapmıştır. Başkasını bilemem ama benim belleğimde sporun önemli bir rolü vardır. Zira spor insanları bir araya getirdiği gibi kader birliği içinde mücadele etmeyi de ögrettiğinden bu alandaki rolü de unutulmamalıdır. Zira bizim sınıfın içinden çok sayıda sporcu çıkmıştı. Okul futbol takımında bu sınıfımızdan bakın kaç oyuncu bulunuyordu; Alim Güngör, Ati Göksu, Şaban Acarbay, Doğan Mengütimur, Şeref Coşkun, Ersin Asutay ve ben vardım. Şuraya bakın bu sınıf okulun en dikkati çeken sınıfıydı. Yenilgilerde de galibiyetlerde de bu sınıf ön planda dururdu. Gerçi bizim takımın yenilgisi olmazdı ya...

Bunu neden yazıyorum? Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi yazarlarından Ertuğrul Özkök, “bu sınıftan satanist çıkmadı” başlığı altında NKL 2-C sınıfının resmini de koyarak iktidara bir uyarı yazısı yazmıştı. Özkök 2-C sınıfının kaçı ile irtibat halindedir bilemiyorum ancak o resimdeki arkadaşlarımın çoğu ile bizler sözünü ettiğimiz birlikteliklerle 1960'lı yılları günümüze kadar taşımayı beceriyoruz. Ancak yineliyorum ki, bunun en büyük nedenlerinden biri de o futbol takımının içinde de yer almamızın rolü büyüktür. O yıllarda herkesin yaşam kesiti sınıf içindeki durumu ile orantılı sayılırdı. Ancak ilerleyen ve yaşamın o hızlı kesitindeki hayat kıvrımlarından sonra kimin nerede ve nasıl yaşayacağını bilemezdik. Ancak aynı kentte ve ilçede yaşamak da ayrı bir şanstı. Bazen de aramızdan ebediyen ayrılan arkadaşların bu kaderlerini birlikte ama üzülerek izlerken ise şanssızdık.

Ama sözün özünde ben güzel ve renkli güzelliklerin sınıf arkadaşlığı kadar takım birlikteliklerin de olduğuna inananlardanım. Bir maçı kazanmanın derin nefesini maç bittikten sonra da alırdık. Bitmedi ikinci bir maça kadar geçmiş maçın içinde yaşananları anımsar ve sevinir hem de gülerdik. O nedenle bizleri yine birlikte tutun sporun sihri bu yıl da özelliğini gösterecek. Alim Güngör, İlhan Yapıcılar, Cengiz Güven, Önder Samancılar ve Nejat Mertadam bu sınıf onganizasyonu içinde kondisyonu yüksek sporcular gibi koşturup özlem duyduğumuz arkadaşlarımızı bulacaklar. Yaşasın bizim takım ve sınıfımız...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum