"Aksaçlılar" oluşumu yola çıktı
Yunus Karakaya

Yunus Karakaya

"Aksaçlılar" oluşumu yola çıktı

11 Şubat 2019 - 10:05

Siyaset ve spor dünyasının yakından tanıdığı uzun yıllar Şehit Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyaset yapmış Eski İl Başkanı Ahmet Bereket'inde içinde bulunduğu" Aksaçlılar" oluşumu kuruluş aşamasını tamamladı. "Aksaçlılar" kimdir sorusunu yönelttiğimiz Ahmet Bereket Aksaçlılar Yüce Türk Milleti'nin kendisidir. Aksaçlıları tanımak isteyenler şanlı tarihimize göz atsın" dedi. Başlı başına Ahmet Bereket ismi bile bu yeni oluşumun çok ses getireceğin habercisi.

EY AYDINLAR NEREDESİNİZ?

Çin zindanlarında iki yıldır tutsak olan Doğu Türkistanlı Ozan Abdurehim Heyit, Çin'in 'Uygurlu kardeşlerimizi adam etme' kamplarında, zindanlarında Hakk'a yürüdü . Kim bilir ne işkenceler gördü... 

Ama Doğu Türkistan’da yaşanan işkencelere, zulme dünya sessiz, sözde aydınlar sessiz.

EYT’LİLER MUTLU SON İSTİYOR

Emeklilikte Yaşa Takılanlar kısaca EYT.

Bu durumda olanların yüz binlerce mağdur hükümetten gelecek mutlu haberi bekliyor. Yüz binler günlük olarak EYT hakkında herhangi bir gelişme olup olmadığını kontrol ediyor. Yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinden seslerini duyurma gayretinde olan emeklilikte yaşa takılanların gözü kulağı yerel seçimimler öncesinde hükümetten gelecek güzel haberde.

EYT’lilerin serzenişini duyanlar sanırlar ki bu durumdan AK Parti hükümeti sorumlu. İşin aslına bakarsanız işin temeli CHP’ye geçen Eski Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan döneminde atıldı. İşsizlik Sigortası Kanunu olan 4447 sayılı Kanun ile emeklilikte yaş şartını da Okuyan’ın getirdiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Âmâ umarım AK Parti Hükümeti hayata geçireceği bir uygulamayla da EYT’liler derdine derman olur.

ADRESE TESLİM HİKÂYE

KUYRUK ACISI...

Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış.

Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı (yılan bile olsa) yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış.

Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş; ''Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim'' demiş.

Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.

Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!'' demiş.

Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.

Ailesi dâhil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.

Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.

Bir gün oduncu ağır hastalanmış.

Kuyunun başına gidemez olmuş.

Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış.

Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ''Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş.

Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.

Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ''Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş.

Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış.

Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.

Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor.

Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş.

Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan da yaralı...

''Hatalı olan oğlum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş: ''Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş.


YORUMLAR

  • 0 Yorum