Yırtık Donlu Çocuk İzmir'i yönetmeye talip
Yunus Karakaya

Yunus Karakaya

Yırtık Donlu Çocuk İzmir'i yönetmeye talip

16 Ocak 2019 - 09:40

Ak Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nihat Zeybekci, İzmir’de yayın yapan yazılı, görüntülü ve dijital medya kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantı sırasında sık sık "İzmir'in kendi hikâyesini yazması gerekiyor"sözüne vurgu yapan Nihat Bey’in hayatı aslında başarı hikâyeleriyle dolu. Zeybekci’nin hayatından ilginç aneknotlara geçmeden önce, yaptığı bir harekete dikkat çekmek istiyorum.

Meslek hayatım boyunca birçok siyasetçinin düzenlediği yemekli toplantılarına katıldım. Ama Nihat Bey’in asil davranışını sergileyen birini göremedim.

Peki, nedir bu davranış?

Hemen anlatayım, yemeğin ardından menüyü hazırlayan şefi salona davet ederek, hem kendisini tebrik etti, hem de alkışladı. Bu belki küçük bir ayrıntı olarak sizlere gelebilir ama benim için Nihat Bey’in emeğe ve insana verdiği değerin bir göstergesiydi.

ZEYBEKCİ’NİN HAYATINI KİM DEĞİŞTİRDİ?

Denizli'de 5 çocuklu çiftçi bir ailenin en küçük oğlu olan Ak Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nihat Zeybekci ile yaşam hikâyesi üzerine de sohbet etme imkânı buldum.

Ben sizlerle Nihat Bey’in siyasetçi kimliği ve projeleri üzerine uzun uzun yazı kaleme almak yerine, hayat hikâyesini sizlerle paylaşacağım.

Sayın Zeybekci, maddi imkânsızlıklar nedeniyle tütün işçiliğinden salyangoz toplayıcılığına kadar birçok işi yaparak eğitimini tamamladı.

Zeybekci, zorluklarla geçen çocukluk yaşamını, ailesini ve köyüne tutkusunu anlattı.

Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Pınarlar Köyü'nde 5 çocuklu çiftçi bir ailenin en küçük oğlu olarak 1961 yılında dünyaya gelen Zeybekci, ismine yönelik "Mehmet mi, Mustafa mı olsun?" tartışması çıkınca Nihat adını almış. Zeybekci,  İlkokulu bitirdikten sonra ortaokula gitmeyi çok istemiş ama ailesinin imkânları kısıtlı olduğu için okula ancak son gün kayıt yaptırabilmiş. Zeybekci, ortaokula kayıt olmak için nasıl çabaladığını şu sözlerle anlattı:"Rafettin hoca vardı, onun babama 'Nihat'ı okula kaydet' diye tembihi vardı. Babam galiba okutamayacaktı. Kayıtların son günü, bir cuma günüydü. Pazartesi günü okullar açılacaktı. Benim kaydım yapılmamıştı. Okulun etrafında dolaştım, belki beni görür hoca diye. Hoca beni gördü, el ele tutuştuk bizim eve gittik. Babam bahçedeydi. Hoca 'Şükrü amca söz vermiştin.' deyince babam içindeki şimdilerde atlet yerine geçen çamaşırını gösterip 'Hoca bu kirli göyneği satacağım, okutacağım.' dedi. Tavas'a vardık, kayıtlar kapanmıştı. Terzi Salih'i bulup okul müdürüne ulaştık. Ortaokulun müdürü 'kaydolmuş say kendini, pazartesi okula gel.' dedi."

SALYANGOZ SATTIM

Ortaokulu da maddi zorluklar içerisinde tamamlamayı başarıldığını dile getiren Zeybekci, para kazanmayı da topladığı salyangozları satarak öğrendiğinin altını çizdi. Köyünde, diğer çocuklarla birlikte bahar aylarında salyangoz toplayıp sattıklarını, kendisinin de bu şekilde aile ekonomisine katkıda bulunduğunu ifade eden Zeybekci, "Köyde onu bizden alan biri vardı, tartardı. Üç beş kilo olurdu, parasını verirdi. Dağlarda keklik, tavşan avlardık. Mantar toplardık. Bağdaki armutlarımızı, kavunlarımızı at arabasıyla komşu köyümüze götürür satardım. Çocukluğunda herkesin hayali vardır ama ekonomi bakanı olmayı hayal etmek ne haddine, okula gitmeye çalışıyor sadece. İyi bir tütüncü olmayı hayal ederdim." ifadelerini kullandı.

Zorluklar içerisinde tamamladığı ortaokulun ardından babasının "seni artık okutamayacağım" sözleri üzerine kendisi çözüm bulmaya çalışan Zeybekci, "son şans" olarak nitelendirdiği parasız devlet yatılı lise sınavlarını kazanarak Kütahya'da eğitim hayatına devam etti. Daha sonra Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünde lisans eğitimini de tamamlayan Zeybekci, yine okul yaşamı ile iş yaşamını birlikte yürüttü ve bu süre zarfında bir dış ticaret şirketinde çalıştı. "Okuma aşkından" vazgeçmeyip İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde yüksek lisans da yapan Zeybekci, daha sonra memleketine dönerek bir tekstil firmasının ihracat müdürlüğünü üstlenmiş.

Eğitimi ve hayata ilişkin deneyimlerini kullanarak 1994 yılında kurduğu Turkuaz Tekstil ile iş yaşamında zirveye çıkan Zeybekci, bu dönemde iş adamı ve sanayici kimliğiyle sektörü yakından tanıma fırsatı da buldu. Denizli Platform Sözcülüğü'nden Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği Başkanlığına birçok görevde bulunan Zeybekci, 2004-2011 arasında Denizli Belediye Başkanlığı yaptı. 2011 yılında Denizli milletvekili olarak TBMM'ye giren Zeybekci, Ekonomi Bakanlığı koltuğuna 61, 62 ve 63 hükümetlerin ardından Başbakan Binali Yıldırım tarafından kurulan 65'inci hükümette de oturarak, 4 kez Ekonomi Bakanı oldu.

Ve bir zamanların yırtık donlu çocuğu bugün İzmir’i yönetmeye talip.Bu arada onun İzmirliliğini kimse sorgulamasın kendisi bu şehir’de en yüksek vergi veren isimlerinden birisi

Verdiği mesajlarla kavgadan uzak bir seçim çalışması yapmak istediğinin bir sebebi olup olmadığını sorduğumda Yunus Emre’nin şu sözleriyle cevap verdi;

Ben gelmedim kavga için, Benim işim sevi için. Rabbim evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum