Ekmek yolculuğu…
Yusuf VANGÖL

Yusuf VANGÖL

Ekmek yolculuğu…

26 Ekim 2018 - 07:31

Fırıncı değilim, bir fırınım yok ve ekmeğimi ekmekten kazanmıyorum…

Ancak, bir mühendis olarak şimdiki adıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’nda çalıştığım süre içinde başta denetimler olmak üzere, fırın çalışanlarına yönelik; ekmek üretim teknolojisi, ekmek hataları ve hastalıkları, fırınların asgari teknik ve hijyen koşulları ve ekmek ile ilgili mevzuat hükümleri konusunda eğitim çalışmaları yapan bir kişi olarak, sektörün hep içindeydim.

Emekli olduktan sonra da bu çalışmalarım, tabii ki denetim hariç aynen devam etti…

Başta 1996 yılında Bakanlık adına başladığım ekmek ile ilgili ilk tebliğ çalışmaları olmak üzere, fırıncılık mamulleri üretimi için iyi hijyen uygulamaları rehberi ve bunların yanı sıra, ekmek mevzuatı konusundaki diğer çalışmalarım ve şu son 6 yıldır fırın çalışanlarına yönelik verdiğim temel gıda hijyeni eğitim çalışmalarım oldukça zamanımı aldı.

Ekmekte çıktığım bu uzun soluklu yolculukta beni en çok mutlu eden iki çalışmam oldu.

Bunlar; 1999 yılında yayımladığım “ Ekmek Teknolojisi ve Mevzuatı ” isimli kitabım ve 2014 yılında Ege Üniversitesi tarafından yayımlanan “ Ekmek” isimli ders kitabımdı.

Böylece sektörde geçirdiğim uzun yılların birikimini, fırın çalışanları ve öğrencilerimizle paylaşabildim…

Bu uzun yolculukta beni tabii ki mutsuz eden şeyler de oldu…

Bunların başında; 38 yıl önce görüp tespit ettiğim sektördeki sorunların, tüm çabalarımıza rağmen bugün halen devam ediyor olması gelmekte…

Peki, nedir bu sorunlar?

Sorunların başında; tüm ekmek üretim girdilerine sürekli olarak zam gelmesi ve bu zamlar karşısında fırıncılarımızın, haklı olarak talep ettikleri zammı alamaması gelmekte…

Kazanamayan, borcunu ödeyemeyen, haksız rekabet karşısında eli kolu adeta bağlı kalan fırıncılar, bu nedenle başta 5996 Sayılı Kanun olmak üzere, tüm yasalara uyum konusunda sıkıntı çekmekte…

Onların yaşadığı bu sıkıntıları gören kişi olan ben, tarım ve gıda sektöründe yaşanan sıkıntılara çözüm bulmak amacıyla kalkıp milletvekili aday adayı oldum… Olurda vekil seçilirsem diye, fırıncıların tüm sorunlarına çözüm olacağı düşüncesiyle, “ Ekmek Kanunu ” adı altında bir kanun taslağı hazırladım…

Ancak tarım ve gıdanın bu ülke için çok ama çok önemli olduğunu, TBMM’nde tarımın ve gıdanın temsilcilerine daha fazla yer verilmesi gerektiğine inanmayanlar yüzünden, aday olamadım…

İşte bu beni, fırıncılık dolayısıyla tarım ve gıda sektörüne hiç olmazsa bir vekil olarak yardımcı olayım diye çıktığım yolda, politik oyunlar yüzünden yalnız kaldığım için ziyadesiyle mutsuz etti ve halen etmekte…

Bu nedenle, bazen kendi kendime, nereden çıktım ben şu ekmek yolculuğuna, keşke bu sorunlara çözüm konusunda elimden bir şey gelseydi, bari bir vekil olarak sorunlara kalıcı bir çözüm üretebilseydim diye söylenip durmaktayım…

Her şeyden önce, sektörde uzun yıllar emek veren bir kişi olarak ve siyasi bir kimlikle ben üzerime düşen görevi fazlasıyla yaptığıma inanıyorum…

Ancak sektörde gördüğüm olumsuz tablo beni gerçekten ziyadesiyle üzmekte…

Fırıncı haksız rekabeti mi, artan girdi maliyetlerini mi, borcunu nasıl ödeyeceğini mi düşünsün, ilgili Bakanlığın yok ekonomik konjontür, yok döviz artışı diye uygun görmediği ekmek zammı, nasıl alınır onu mu düşünsün…

Çoğu kez içimden, keşke yıllar önce bu yolculuğa çıkmasaydım hiç olmazsa bu mutsuzlukları görmez, kahrolup üzülmezdim diyorum…

Umarım bir gün, bu sektördeki sorunlara ilgili bakanlıklar el atar, çözer ve tüm fırıncılarımız mutlu olur benim de bu yolculuğum mutlu biter…

Umarım…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum