Nükleer güç santrali şart mı?  
Reklam
Yusuf VANGÖL

Yusuf VANGÖL

Nükleer güç santrali şart mı?  

28 Aralık 2018 - 03:32


Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Başkanı Sayın Emin Koramaz’ın Akkuyu Nükleer Güç Santrali konusunda geçen hafta basına yaptığı açıklama oldukça düşündürücüydü…
Açıklamaya baktığımızda bir vatandaş olarak ister istemez aklımıza şu sorular geldi.

  • Almanya, tüm nükleer santrallerini peyderpey kapatmaya başlamışken,
  • İngiltere, yapımına karar verdiği iki nükleer santralden vazgeçmişken,
  • İspanya, nükleer santrallerden çıkma konusunu görüşmeye başlamışken,
  • Fransa, 2035 yılına kadar nükleer enerjiye olan bağımlılığını, % 72’den % 50’nin altına düşürme kararı almışken,
  • Dünya Nükleer Birliği ( WNA ) gibi dünyada nükleer santrallerin en önemli savunucu olan kuruluşun bile nükleer enerjiden elde edilen elektriğin kwh bedeli olarak en pahalı elektrik üretim yöntemi olduğunu açıklamışken,
Biz neden ülke olarak nükleer güç santralleri kurma konusunda bu kadar ısrarlıyız?
Birçok Avrupa ülkesi bu kararı durduk yere mi aldı?
Yoksa korktukları, çekindikleri bir şey mi var?
Adı geçen Avrupa ülkeleri böylesi radikal kararlar almışken, biz hangi akla hizmet nükleer güç santralleri kurma peşindeyiz?
Nükleer güç santrali gerçekten şart mı?
Hadi Dünya Nükleer Birliği bu kararını, yöntemin çok pahalı olması nedeniyle aldığını belirtiyor… Ya diğer ülkeler? Onlarda mı maliyeti gerekçe gösteriyor? Yoksa bizim de bilmediğimiz başka nedenler mi var?
İnsan ister istemez bu soruların cevabını arıyor…
Hadi diyelim ki nükleer güç santrallerinin sera gazı salınımı diğer fosil yakıtlarına göre daha az ve tarım arazilerine fazla zarar vermiyor.
İyi de, bu santralleri kuran Rusya’ya Akkuyu’daki santral için 15 yıl, Sinop’taki santral için 20 yıl boyunca vereceğimiz toplam 60 milyar dolar tutarındaki para az bir para mı?
Ve buradan elde edilecek olan elektriğin piyasa bedelinin şu anki bedelin 2,5 katı olması kabul edilebilir bir şey mi?
Dünya Nükleer Birliği, bu elektrik üretim yöntemi en pahalı yöntem diye boşuna mı açıklama yapıyor!
İşin bir diğer ilgi çeken boyutu, ülkemizde yakın gelecekte elektrik açığı gibi bir durumun oluşmayacağı açıklaması…
Bu açıklama, devletimizin hazırlamış olduğu talep tahmin raporlarında yer almakta. Açıklamaya göre; ülkemizin Ekim 2018 sonu itibariyle elektrik kurulu gücü 88.177,5 MW. 2017 yılında tepe ( puant ) güç ihtiyacı 47.133 MW olmuş.  2018 yılında ise şimdiye kadar bu rakamın üzerine çıkılmamış. Dolayısıyla mevcut kapasitemiz talebi fazlasıyla karşılamakta…
 Aynı şekilde, TEİAŞ tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin tek elektrik talep tahmin çalışması olan 10 yıllık Talep Tahmin Raporunda, 2026 yılı tepe(puant) güç talebi yüksek senaryoda 66.809 MW olarak verilmiş.
Bugünkü kurulu güç, 2026 yılında ihtiyaç duyulandan % 32 daha fazla…
Hâlihazırda ülkemizde rezerv kapasite % 85 oranına çıkmış durumda. Bu ise büyük oranda bir atıl kapasitenin olduğuna işaret etmekte…
Görüleceği üzere, bugünkü kurulu gücün bile önemli oranda talebi karşılayabileceği ve tüketimi karşılama açısından önemli bir risk taşımadığı apaçık ortadayken, elektrik talebini karşılamak için bu nükleer güç santrallerine ihtiyaç duyulmasını anlamak mümkün değil…
Tüm bunların yanı sıra; olası bir kaza halinde telafisi mümkün olmayan can ve mal kayıpları, atık sorunu, söküm maliyeti, yapıldığı yerdeki deniz yaşamının yok olması, yaydığı radyasyon nedeniyle insan sağlığı için çok ciddi tehlike teşkil ettiği tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçek iken, biz neden bu konuda ısrarcıyız?
Avrupa’nın birçok ülkesinde bu santraller kapatılırken, biz niçin açıyoruz?
Bunun makul ve mantıklı bir izahı var mı?
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum