29.07.2020, 08:53

Yazma nedeni

Merhabalar Yenigün’e, merhabalar sizlere…“Merhaba” kelimesinin anlamını duymuşsunuzdur. Arapça kökenli bu kelime, yeni karşılaştığınız insana “benden sana zarar gelmez” anlamı taşıyor. İnanın benden de gelmez.

Merhabalar Yenigün’e, merhabalar sizlere…

“Merhaba” kelimesinin anlamını duymuşsunuzdur. Arapça kökenli bu kelime, yeni karşılaştığınız insana “benden sana zarar gelmez” anlamı taşıyor. İnanın benden de gelmez.

Efendim yazılarımla bugünden sonra Yenigün Gazetesi’nin bu köşesinde sizlerle olacağım. Yenigün ailesine katılmak ve onlarla birlikte topluma ışık tutmaktan onur duyacağım.

Hani Nazım Usta demiş ya şiirinin birinde,

“Nazım ne mutlu sana

Can nü gönülden

Ferah ve emin

“Merhaba” diyebildin.”

Ben de öyle işte. Gamze ne mutlu sana diyebiliyorum, merhaba diyebildin bu yolda; ferah, emin ve gururla Ata’nın yolunda…

*

Bir televizyon programının sunucusu bana “neden yazıyorsunuz?” diye sormuştu. Bu soruyu yazarlara çok sorarlar. Ve o kadar derin bir mevzudur ki bu, saçma sapan cevaplar verilir, yazan insanların dışında kimse anlayamaz sorunun cevabını…

Konuşamadığım için yazıyorum ben. Öyle dili tutulmak gibi değil. Bir anda gelen hisleri anlatabilmek için yazıyorum. Beynimi irdelemek, kalbimi süzgeçten geçirmek ve hatta yaşadığımı kanıtlamak için yazıyorum. Toplumdaki haksızlığı, insanların unutuşlarını, dünyadaki güzelliği, sevgiyi, yaşama sevincini…

Böyle hislerin esintisinin verdiği sorumlulukla kelimeleri boncuk gibi dizip sunuyorum onlara…

*

Ama soruyu soran bilmiyor ki ne yapsın, yazan kişilerin kaleminin çektiği doğum sancısını. Aslında yalnızlığını paylaşma çabası olduğunu. Yüreğinin bir yerlerinde dalgalanıp taşmak isteyen tek kelimenin okunmasının ne denli özgürlük hissi olduğunu. Ne denli yalnızlığını törpülediğini. Sorulan soru karşısında hiçbir yazar bunu itiraf etmez. Yalnız olmak, yalnız hissetmek çıplak dolaşmak gibi, çaresiz. Böyle açıklayıp kimse karizmayı çizdirmek istemez tabii.

*

İlk kitabımı yayınevine teslim ederken gördüm insanların iç dünyasında ne kadar çok yalnız olduklarını. 'Tanrım' dedim. Editörde ne çok dosya var, bu kadar mı yalnız herkes!

Sosyal medyadaki arkadaş guruplarınızda aldığınız beğenilerden bahsetmiyorum ben. Sakın bana takipçi sayınızla hava atmayınız. Darda olduğunuzda, boşluğa düştüğünüzde, önyargısız sizi dinleyebilecek, acınızı hissedip, sizinle konuşacak arkadaş listenizde kaç kişi var acaba? En önemlisi başarılarınızı, mutluluğunuzu da hazzedip kolunuza girebilecek listeniz kaç kişi?

Bilirim; Özdemir Asaf’ın dediği gibi “yalnızlık paylaşılmaz" - ama  anlaşılabilir bence!

*

Yazmanın haricinde iki kat da okumak gerekir. Hatta fazla okumak gerekir.

Koklaşa koklaşa anlaşmanın ötesidir okumak da. Yazmanın sentezidir kendisi.

Okumayan toplumlar, bu yüzden anlaşamaz.

Sadece yazmak, sadece konuşmak gibi karşısındakini dinlemeden, anlaşılma isteği, duyarsız bir bencillik örneği…

Demek ki yalnızlığın reçetesi okumak!

Yazmanın da okunmak...

O zaman selam olsun, hoşgörüye, sevgiye ve tüm okuyanlara…

Yorumlar