Yeni bir dönemde İzmir’e yeni tenor

İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü olarak atanan Aydın Uştuk müzik merakının hayatının her döneminde olduğunu ifade ederek hakkında merak edilenleri cevapladı

Güncel 16.08.2021 - 07:00 23.09.2021 - 10:28

Peyvend ÖKSÜZ/YENİGÜN - Peyvend'le İş Dünyası'nın bu haftaki konuğu İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü Sanat Yönetmeni Tenor Aydın Uştuk oldu. Uştuk, Efes Antik Tiyatrosu’nda gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali ile ilgili detaylı bilgi verirken yine aynı zamanda gençlere de tavsiyelerde bulundu.

P: Aydın Bey hayırlısı olsun yeni göreviniz. Biz İzmirli olduğunuzu ve bir İzmir aşığı olduğunuzu biliyoruz ama biraz ailenizin gelenek göreneklerinden, değerleriniz ve kültür yapınızdan Aydın Uştuk olmanızı sağlayan etkenlerden biraz bahseder misiniz?

A: Küçük yaştan beri herkesin de söylediği gibi müziğe hep merakım vardı. 3 erkek kardeşiz biz bunu bize aşılayan rahmetli babam olmuştur. Küçükken bize mandolin ve gitar almıştı. Onları çalarak büyüdük. Müzikle iç içe olarak orkestralarda çalıştık. Kardeşim de Ayhan Uştuk, Ankara Opera ve Balesi’nde tenor benim gibi. Eşi de soprano. Benim eşim de soprano olarak çalışıyor. Kökten aslında aileden müzisyeniz. Annemin de sesi çok güzeldir. Diğer abimin de sesi tenor ses. Eğer yapmış olsaydık 3 tenor kardeş olarak biz 3 erkek kardeş dünyada yer alabilirdik. Tenor sesi dünyada en çok kazanan insanlar olmuşlardır.

OPERAYLA ALAKAM YOKTU

P: Eğitimleriniz nasıl devam etti?

A: Ben Dokuz Eylül Üniversitesi’nde okudum. Buca Eğitim Fakültesi’nde. Tam bitirdiğim yıl İzmir Operası 1982’de açıldı. Orada bana ‘opera sınavı açılıyor, girmek ister misin’ dediler. Benim de hiç operayla alakam yoktu. Gitar çalıp pop müzik söylüyordum. Pink Floyd’lar, Deep Purple’lar. Herkes gibi. Sınava girdim. 39 sene evvel. Piano ile alıştırma yaptım, bir parça seçmişim, aşağılarda peslerde sesim çıkmadı. Egzersizlerde tizlerimin inanılmaz açık olduğunu gördüler. Bu operanın kurucusu Necdet Aydın vardır rahmetli, ne sesine çıktı dedi oradakilere. Fa dediler oradan, Tenorların fa’sı çok zordur. Do tutmak bile zordur. Beni yedeğe yazdılar. İlk önce ücretli çalıştım sonra kadroya geçtim. Askerdeyken de ‘’Aşk İksiri’’ operasını bodrumlarda söylerdim. Bütün bu emeklerin sonucunda güzel şeyler oluyor.

P: Aydın Bey herkesin kendine ait farklı bir kişiliği var, siz de tenor olmanızdan kaynaklı farklı ve özel birisi olduğunuzu düşündünüz mü zaman zaman?

A: Arkadaşlarım öyle söyler. Çünkü 39 yıldır hep başroller söyledim ben. Buraya bir sürü yabancı şef de geldi, onlar da bakın bu çocuk çok iyi dediler. Ben kendimi sanata ve geliştirmeye adadım bu yüzden. Küçük paralar kazandım o paralarımı şan öğretmenlerine yatırdım hep çok daha iyi olayım diye. Sonra da İtalya yolculuğu başladı. Bilgi, görgü bursu kazandım. Eski İtalyanca’yı yeni İtalyanca’ya çevirip onları Türkçe olarak yayınladım hep. Aryaların tek tek ne demek olduğunu hep çalışarak öğrendim.

ÜLKEMİ SEVİYORUM

P: Gerçekten hayatınızdaki dönüm noktanız neresi oldu Aydın Bey?

A: 92-93 İtalya turum oldu.

P: Türkiye’de de olmasını istediğiniz ülkemizin gençlerine yol açacak neler olmalı sizce?

A: Bütün sanatçıların İtalya’ya gidip eğitim alması mümkün değil. Ama oradaki 2 kişiyi buraya getirip buradaki gençlerimize eğitim vermeleri, buradaki kültür yapısını geliştirmek mümkün. Bu orkestra şefi olur, şan pedagogu olabilir, peditör, piyanist olabilir. O zamanlarda devlet bize bilgi, görgü kursunu veriyordu, aslında hala daha o kanunun olduğunu biliyorum. Uzun yıllardır kimse katılmıyor sanırım bu kursa. Eskisi gibi bu kurs olsa çok güzel olur. Adı üstünde zaten gidip- görme-gezme-yeni insanlarla tanışma ve ülkene geri dönüp kendi ülkeni kalkındırma güzel bir şey olurdu. Ben eşimle ve oğlumla İtalya’ya gitmiştim. Ama ben kendi ülkeme dönmem lazım artık dedim. Çünkü kendi ülkemi çok seviyorum.

TEK HEDEFİM KALİTELERİNE KALİTE KATMAK

P: Şimdi burada yeni bir göreve başladınız Aydın Bey, iyi bir tenor, vizyoner bakış açısına sahip olmanızdan ve bence İzmir’e katkı sağlayacağınız bir çok güzel ve kaliteli projenizden de kaynaklı İzmir Devlet Ve Opera Balesi Müdürü oldunuz? Ben inanıyorum ki bir çok yeni, güzel, kaliteli ve gençlerimize yol açacak çalışmalar yapacaksınız. Burada yapmak istediğiniz işlerinizden de biraz bahsetmeniz mümkün müdür?

A: Daha önce burada yapılan işleri görüyorsunuz. Tüm geçmiş müdürlerimize, Genel Müdürümüz Murat Karahan’a teşekkürlerimi bir borç bilirim. Ama bizler dışarıdan bir çok şeyi eleştiriyorduk. Şimdi bunları toparlama zamanı işte, sanatçılarımız bizim için çok önemli, onların kalitesine kalite katmak tek hedefim. Onun dışında müzik kalitesi nitelik, nicelik çok önemli. Bizim orkestralarımız neden dünyada A sınıfı bir müzik yapmasın, Akdeniz ülkesiyiz biz, mevsimsel hareketleri yüzünden çok yetenekli sanatçılarımız var. İyi müzik yapmak istiyorum. Şansım 39 yıldır burada herkesi tanıyorum. Burada beni destekleyen ve yönlendiren çok yanımda çalışan arkadaşımız var. Pandemiden kaynaklı durduğumuz noktada bizler çok üzüldük ama şimdi açılma esnasında tam gaz çalışmalarımıza devam ediyor olacağız.

GÖRKEMLİ BİR KAPANIŞ FESTİVAL OLACAK

P: Pandemi sadece sizleri değil, her sektörü çok etkiledi Aydın Bey, ama dediğiniz gibi tam gaz çalışmalara da başlamışken şu anda önümüzdeki günlerde hepimizin özlediği Efes Antik Tiyatrosu’nda gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Efes Opera Ve Bale Festivali başlıyor. 24 Ağustos-3 Eylül tarihleri arasında, bizlere biraz detaylı bilgi verebilir misiniz?

A: Şimdi 24 Ağustos’ta daha önce de yaptığımız Giuseppe Verdi’nin La Traviata adlı müzikali var. Hem seyirci hem de bizim açımızdan daha iyi olacaktı. Bunun için coşkulu eserler seçtik. Carlos Vilan bence bir deha, Rejisini ve balesini yaptı. Kendisi zaten İspanyol Flemenko kültüründen geliyor, Carmen de öyle, yaptığı her eseri çok güzel yapıyor. Zaten solistlerimiz gerçekten çok iyi, biraz önce Akdeniz’den bahsettik ya soprano inanılmaz, Levent arkadaşımız bu sefer yapacak Efes’te. 5 Ekim’de de üst üste başlayıp devam edecek. 26 Ağustos’ta Prag Ensemble var. 3 Çek müzisyen arkadaşımız bir de bizim dünyaca ünlü flütçü arkadaşımız Hürkan Ayvazoğlu onlarla bir Quartet oluşturulmuş. 28 Ağustos’ta Carmen balemiz var. Orkestra şefimiz Tulio Gagliardo Türkiye’ye getirttiğim bir arkadaşımdır. Çok rahat söylüyorsunuz eli havada sizi bekliyor, her operayı kendi söyler. 1 Eylül’de de Ankara Devlet Opera Ve Balesi Modern Dans Topluluğu Gangster müzikaliyle karşımıza çıkacak. En son temsilimiz 3 Eylül’de opera dünyasının iki tenoru Ender Arıman ve Erol Uras anısına İzmir Devlet Opera Balesi Orkestrası ve Korosu Solistleri tarafından sunulacak. 13 solistimiz var. Koronun çok güzel eserlerini seçtik. Güzel ve görkemli bir kapanış festival olacak.

P: Bu festivalin bir de tabii iştirakçileri var, bunlardan da biraz bahsedebilir misiniz?

A: Tabii, öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Tunç Başkanımıza, Kuşadası Belediyesi’ne, Selçuk Belediyesi’ne, Mavibahçe Avm’ye, Konak Best Western Oteli’ne ve Genel Müdürümüz Murat Karahan’a da teşekkürlerimizi iletmek isterim.

P: Bilet satışlarımızdan biraz bahsedelim:

A: Elhamra Sahnesi, Bornova Kültür Sanat Merkezi, Mavibahçe Alışveriş ve Yaşam Merkezi, Efes Antik Kent Girişi ve Kuşadası Kervansaray’dan biletlerimizi temin edebilirler.

P: Aydın Bey tekrar hayırlısı olsun, çok güzel projelerde İzmir’e ve genç sanatçılarımıza vereceğinizden değerden dolayı da şimdilik binlerce teşekkürler.

A: Ben teşekkür ederim desteğinizden dolayı.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@