22.08.2014, 21:00

Yeni bir hastalık ‘Nomofobi’

Duydunuz mu bilmem ama ben ilk kez duyduğumda yok artık dedim...

Tabii teknoloji arttıkça hastalıklar da değişir oldu...

Yeni çağın hastalıkları da bir başka...

Eeee kafamızı telefonlara gömersek olacağı buydu...

Gelişen teknoloji sayesinde her elde bir telefon ve hemen ulaşılabilirlik söz konusu...

Hatta abartmalarımız da aldı başını gidiyor...

‘Sms’ler... Kontörler... İnternet vs. vs...

Bunun sonucu da ulaşılabilirliğin getirdiği, ulaşamamazlık durumu ardından yaşanan panik...

Abartılarımızın sonucu yakınlarımızdan 1 saat haber alamadığımızdaki panik hali, ne şarj bitimine, ne kontör bitimine aldırış etmeden kötü düşüncelerin salınmasına yol açıyor...

*

İşte tam da bu noktada yapılan araştırmalar bir hastalığı ortaya çıkarmış.

Yeni çağın hastalığı “Nomofobi”yi...

İngilizce “no mobile phobia” cümlesinden türetilen bu hastalık bir bağımlılık...

21. yüzyıl bağımlılığı...
İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 13 milyon İngiliz bu bağımlılıktan şikayetçi...

Amaç; Sürekli temas halinde olmak...

İstek; Hiç bağ kesilmemesi...

Endişe; Şarjlarının bitmesi, kontörlerinin tükenmesi, telefonlarını kaybetme...

*

Ve bu da ciddi bir rakam erkeklerin yüzde 58’i, kadınların ise yüzde 48’i endişe halinde...

Teknolojiye, cep telefonuna o kadar büyük bağımlılık var ki, kapandığında veya çekmediğinde, şarj bittiğinde büyük bir strese gebeler...

Her iki kişiden biri telefonunu ‘asla’ kapatmayanlardan...

Her 10 kişiden biri ise iş sebebiyle bağımlı...

Yüzdeliğe vuracak olursak, cep telefonu kullanıcılarının yüzde 53’ü nomofobi...

Gelişiyoruz....

Bu rakamlar gelişmemizin bir göstergesi mi yoksa aslında ruhen mi geriliyoruz?

Ancak tek bildiğim şey, her ferdin bağımlı olduğu gerçeği...

 

Dip not;

Çocuklarımız tehlikede...

 

Geçtiğimiz günlerde yeğenim birkaç gün benimle kaldı...

14 yaşına yeni girdi...

Fakat gelişimi 18 yaşındaki bir gençle eş... Boy ve en gibi...

Hormonlu gıdaların, yenmeyecek ne varsa yenilen gıdaların, içeceklerin ülkemizde ne kadar çok tüketildiğine onunla bir kez daha şahit oldum...

Ve engel olunamadığını deneyimledim...

Reklamlardaki albenili, janjanlı yiyeceklerin onları ne kadar etkilediğine şahit oldum...

Fakat alımı engellemek için çabaların boşa olduğunu deneyimledim...

Bütün bu deneyimlerim, onların ne kadar çabuk kandırıldığına, tatlarla beyinlerinin oynandığına kadar gitti...

*

Aldıkları, yedikleri hep zehir... Şekerli besin çok fazla tüketiliyor... Yedikleri ve içtikleri her şey birbirlerinden gördükleri...

Defalarca katkı maddelerinin zararlarından söz ettim yazılarımda...

Janjanlı yiyeceklerden, cipslerden, şekerli, gazlı içeceklerden kaçının dedim...

Ancak gördüm ki, gençleri ve çocukları bu tür zararlı ürünlerden korumak oldukça zor...

Dev zincir fast-food restoranlarından koparmak zor...

Bu konuda reklam, medya, internet hepsi birbirine bağlı...

*

Bilgisayar ve oyun bağımlılığının ne kadar arttığına şahit oldum...

Fakat engel olunamadığını deneyimledim...

Bilgisayar ve telefon bağımlılığı artık yerini oyunları para ile oynamaya kadar götürdü...

Çocuklar tehlikede...

Ve onlar aslında bu tehlikenin ta içindeler...

Fakat aileler nedense çocuklarına söz geçiremez oldu...

Zoru başarmak isteyen aileler olduğunu da biliyorum...

Biz de onlardan biriyiz...

O halde mücadeleye devam...

Ancak bilin ki, yol zorlu...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Her gün işten eve ıslak olarak gelen Temel'e karısı Fadime sorar:
- Ula Temel nedur pu halin hercun aynu sey eve ıslak celiyorsun.
Temel:
- Falla ben de anlamayrum karucum. Sandalla eve celurken cigaramu denize atayrum tam sönsün diye bide ustune basayrum sonra boyle ıslanayrum.

 

Günün sözü;Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. EIbert Hubbard  

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@