02.01.2017, 08:08

Yeni yol...

2001 yılında yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan ekonomik bir kriz vardı. Krizin etkilerini hep beraber derinden çok derinden hissettik, çok sarsıldık.

O dönemde haberler boy boydu medyada.

İşler bozuldu. İnsanlar kızgındı, öfkeliydi.

Şimdi de aynı. O dönemin asık yüzleri şimdilerde boy boy sokakta.

Koca bir ülke sıkışmıştık.

Şimdi de koca bir ülke sıkıştık kaldık.

*

Bugün ülkemizde, hepimizi ayrıştıran, bölen derin bir çatışma hali var.

Bugün ülkemizde, sadece bir doğrunun peşinden gidenler var.

Bugün ülkemizde, sizden taraf olmanızı isteyenler var.

Bugün ülkemizde, ateş ile oynayanlar var.

Bugün ülkemizde, kardeşe ateş açanlar var.

Bugün ülkemizde, bir de milyonlarca masum var ki, ne olup bittiğinden haberi bile yok.

*

Jeopolitik konumumuz bizi tüm krizlere sokuyor. Memleketin bugünkü manzarasına bakınca bu topraklar üzerinde yaşayan sade bir vatandaş olarak ümitsizliğe kapılmamak mümkün mü? Tabii ki değil.

Kendimizi lütfen kandırmayalım. Evde bilgisayar başında oturup, ‘elimizden ne gelir ki’ demeyelim.

Çıkış yolu arıyoruz aylardır.

Bize yeni bir başlangıç lazım.

Bize yeni bir yol lazım.

Yeni bir başlangıç yaparken de genç, umut dolu beyinler lazım.

Altını çiziyorum. Umut dolu beyinler lazım.

Çünkü bu yeni yılda 2017’de en çok umuda ihtiyacımız var bizim ülke olarak.

Çıkış yolumuzun başıdır umut.

Bugün o umuda en çok ihtiyacı olanlar bu ülkenin geleceği olan çocuklar, gençler.

*
 

Umudu hep içimizde taşıdık biz. Ancak şu zor günlerde artık o umudu sadece içimizde taşımak yetmiyor. Gün yüzüne çıkarmamız gerekiyor.

İster teşkilat, ister yargı, ister ordu, isterseniz düzen ne olursa olsun umudun içinde yeşermeli.

Eğitim bu umut ile yoğrulmalı. Güvenmeliyiz geleceğimize.

Bu ülkenin gençleri yine bir umutsuzluk girdabının içinde dönmemeli.

*
 

Peki biz çatışma içinde iken dünyada neler oluyor biliyor muyuz?

Onlar da ayrıştırılıyor. Bir çok ülke de bölünme yolunda hızla hırslar uğruna ilerliyor.

Birlik ve beraberliğe yani, ‘toplumsal birlikteliğe’ bugün her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var ülkemin güzel insanları.

Peki nasıl geleceğimizi kurtarabiliriz? Taraf olmadan nasıl gelişebiliriz? Diyorsunuz. Biliyorum.

*

“Haktan, eşitlikten, kardeşlikten, sevgiden” yana taraf olarak gelişebiliriz.

“Kutuplaşmayı, bölünmeyi” reddeden taraf olarak aşabiliriz.

Bu yol bizim yolumuz.

Bu yol, yeni bir yılda, yeni bir yol olarak kapımızda.

2017 bize bu yolla barışı,kardeşliği ve güzel geleceği getirsin.

Aydınlık ülkemizi geri getirsin.Yeter ki sevgide yolumuzu umutla birleştirelim.

*

Ve sesler büyüdü de büyüdü.

Tükendik, ancak “umut” da aniden alevlendi.

Uğultular dinecek, evet bir gün aniden dinecek.

Garip bir şekilde herşey şekillenecek, anlamlanacak.

Duygularımız da filizlenip büyüyecek.

Ve en önemlisi renklerimiz kendini bulacak. Asıl renklerinin içinde dans edecekler.

Ve umutlar yeşerecek. Soluk heyecanlar bitecek. Korkular gidecek.

Hayatımıza geri gelecek söküp attığımız herşey.

Evet. Şimdi ağlıyoruz belki. Ancak bizim bu dik duran ağlayışımız umut demektir.

Özgürleşip ruhumuz kanat açacak hayallerine.

Daha güzel günlere.

Yarınlara.

Zamansız algılayalım herşeyi. Duru ve pak.

Yeni hayatımıza geçiş yapalım sırtımızdaki yükleri atarak.

Geleceği şekillendirelim birlikte ve o ışık ile, sevgi ile, barış ile yürüyelim, barış ile uyanalım.

Ve unutmayalım!

Bugün bu topraklarda ne ekersek yarın da onu biçeceğiz...

 

 

Dip notlar;

 

Alışacağız korkusu...

‘Depremle yaşamaya alışacağız’ denmişti zamanında hatırlarsınız.

Bu dönemde hep bir teröre alışacağız korkusu sardı bizi.

Aşabilecek miyiz bu korkuyu? Alışmış görüneceğiz de içimizde ki bu kaos bitmeyecek mi?

Eğer bitmesse bilin ki, zamanında alınan yaralar derinleşir. Hislerimiz alışamaz bir kere dayatmalara. Biz alıştıkça korkularımızdan hislerimiz de körelecek.

Bu bastırılan korkudur. Ve giderek artıyor ülkemizde bu korkular hastalık misali...

Ancak biz yeni yolda buna alışmayacağız.

 

Kardeşlik...

2017’de hepinize sağlık, mutluluk, huzur ve aşk diliyorum. Yeni yıl sıkıntısız geçsin, güzel güzel kitaplarımız olsun, arkadaşlarımız, dostlarımız olsun yeter.

Yeni yılın kardeşlik hikayesi bize yol göstersin...

“Duvar takvimi ve duvar saati duvarda yan yana asılı durmuş. 2016 yılı yani başlamış. Takvim, duvar saatine: "Ben senden daha önemliyim. Bak yapraklarım ne kadar çok, günleri, ayları, yılı gösteriyorum.İnsanlar hangi ayda ve günde olduklarını bana bakarak takip ediyorlar." deyip, hep böbürlenirmiş.Saat:"Tabiki çok önemlisin takvim arkadaşım, ama bende çok önemliyim insanlar gün içinde saatin kaç olduğunu benden öğreniyorlar." dese de takvim:
"Hadi canım, akşama kadar yelkovanla akrebin dönüp duruyor başka ne yapıyorsun ki" deyip saati küçümsemiş.Evin annesi, hergün takvimden bir sayfa kopartır, takvimin sayfasında yazılanları okur, saatinde arada sırada tozunu silermiş.Takvim:"Görüyor musun bak, benim sayfalarımı her gün okuyorlar.Senin ise ancak arada sırada tozunu alıyorlar." diye kendini övmeye devam edermiş.Saat ise ona birşey demez, sadece gülümsermiş.Aradan aylar günler geçmiş, takvimin sayfaları azalmaya başlamış.Takvim artık eskisi gibi saatle uğraşmıyormuş.
Saat:
"Ne oldu takvim kardeş, eskisi kadar konuşmuyorsun, seni biraz zayıflamış görüyorum." dedi.
Takvim:
"Haklısın saat kardeş, sayfalarım azaldıkça üzülüyorum.Yakında tamamen bitecek, oysa sen hep aynısın durmadan çalışıyorsun; ama sende bir değişiklik olmuyor.Oysa seni ne kadar küçümsemiştim.Şimdi yanıldığımı anlıyorum.Sende çok önemliymişsin.Lütfen beni affet seni kırdığım için özür dilerim” dedi.
Saat:
"Üzülme takvim kardeş, ben sana kırgın değilim, ikimizde çok önemliyiz.Bunu ben zaten biliyordum” dedi.Birkaç gün sonra takvimin son yaprağı da kopartıldı."Hoşçakal." dedi 2016 takvimi saat arkadaşına.
Ertasi gün yeni bir takvim asıldı duvara, gelen 2017 takvimiydi.
"Hoşgeldin" dedi saat.
"Hoşbulduk" dedi 2017 takvimi, birbirlerine gülümsediler.

Kardeşce yaşayacağımız günlere...

 

 

Sağlıkla kalın...

 

Fıkra;

Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’ yi gören komiser, hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyet kemeri takmış olarak görünce:
-Beyefendi bugün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 Türk Lirası ödül veriyoruz. Ama merak ettik, bu parayla ne yapacaksınız?

Temel sevinçle cevap vermiş
-Ne mi yapacağum. Hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum demiş.

-Ne ne ehliyetiniz yok mu, demiş komiser. Fadime olayı toparlamak için:
-Kusura bakmayın memur bey, temel içince ne dediğini bilmez, der. Komiser daha da şaşkınlıkla:
-Ne bir de içkili misiniz, diye bağırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve :
-Ben demuş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye.

Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdris de koşa koşa gelerek.
– Ne oldi,geçtuk mi sınırı daaa :)

 

 

 

Günün sözü;

Bazen akışına bırakmak gerekir;
Yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları, insanları.
Ve bekleyip görmek gerekir sonuçları.

Ralph Waldo.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@