02.01.2015, 22:00

‘Yeşil devrim’ mi sonumuz?

Yeşil devrim şimdilerde kara devrime dönüyor...

Yıkım yıkımdır...

Kabullenilemez...

Tarım sektöründe başlatılan "Yeşil devrim" sayesinde yıkımımız hızlandı...

Yüzyılın başında gerçekleşen 4 çok uluslu dev şirket birleşti ve bu birleşim son yılarda oldukça hız aldı bana göre...

Petro-kimyasal gübre arttı...

Gübrelere bağımlıyız, petrole bağımlıyız...

Hibrite bağımlıyız...

Ele geçirilen pek çok temel besin var...

Saymak gerekirse; Buğday, pirinç, mısır, soya fasulyesi, pamuk ve bazı sebze ile meyveler...

Kontrol kimde?

Ele geçirilen nedir?

Sadece ürün mü?

Yoksa bir devlet mi?

Birçok yaşam mı? Bir ulus mu?

*

Genetiği değiştirilen ürünler sizi değiştirmeyecek mi sanıyorsunuz?

Zamanında dev şirkete Fransa, Almanya, Yunanistan ve Avusturya gibi AB ülkeleri, GDO’ya, bilimsel ve sağlık nedenleriyle karşı çıksalar da, AB'nin toplu GDO üretimi için Dünya Ticaret Örgütü (WTO), 2006 yılı başlarında bu ülkelere kapılarını açmaya zorladı.

İşlenen suçtur?

Tarımsal verimlilik düşmanlığıdır.

Dünyanın yiyecek sorunlarını çözmek değildir...

Asıl amaç farklıdır...

*

Hedef ne?

20 yıl içerisinde tüm verimliliği bitirmek mi?

Para ve kar mı?

Güç mü?

Dünyaya hükmetmek mi?

Profesör Ray Golberd, ‘gen değişimi’ için şunu demişti;

"Küresel ekonomi ve toplumu değiştirmek için insanlık tarihinin görmüş olduğu en dramatik olayıdır".

Nasıl katılmayalım?

*

"Dünyadaki açlık için teknolojik gıda çözümü son derece yanlıştır...

Son derece güvensizdir...

Son derece tehlikelidir...

İşgaldir...

Bu tarım sistemi işgaldir...

Şirket tarımcılığı işgaldir...

Zamanında Iraklı çiftçilere yapılan ‘tohumlar teklifi’, ‘kölelik’ değil midir?

İşgal değil midir?

"Tohum köleliği" yaşanmıyor mu şimdi dünyada, ülkemizde?

Çiftçiler bağımlı değil mi?

Dev şirketlerin bağımlısı değil miyiz?

Çiftçiler sıkışmadı mı?

Kısır bir döngü içinde değil miyiz?

Patentli tohumlar aldatmacası içinde çırpınmıyor muyuz?

"Dünyanın açlık sorununu çözme" adı altında yok ediliyoruz…

Artık görün...

Son zamanlarda sıkça ‘tarım ve bizi’ yazıyorum.

Neden mi?

Büyük bir ‘aldatmacanın içindeyiz, şişmanlatılıyoruz, hasta ediliyoruz’ görün diye...

 

Dip notlar;

 

Bir plan var...

 

Bir plan vardı... Marshall Planı...

2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948–1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketi...

Bileniniz vardır...

Koşul neydi?

Türkiye'nin ABD’den ‘mısırözü yağı’ almasıydı...

Sonuç: Binlerde ‘zeytin ağacı’ sökülmüştü...

Mısırözü yağı göklere çıkarılmıştı...

Kullandıkda kullandık iyi diye...

Peki, zeytinliklerimiz şimdi ne oluyor?

Ya tarımımız ne alemde...

Varın siz düşünün...

 

Bir araştırma var...

110 günden fazla bir süre GDO'lu patateslerle bir gurup fare beslenirken, bir gurupta normal patatesle beslendi...

Sonuç ise şu; bağışıklık sistemleri zayıf, farklı, faraler GDO ile beslenenler...

Biz koyun sürüsü müyüz? Düşünün...

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı:

- "Baba" dedi, "bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?"

Bektaşi yanıt verdi: - Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum.

- Şunu öğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor?

Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş: - Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim.

- Neden?

- Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan!

Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş.

Adam: - "Hadi" demiş "söyle bakalım. Allah şimdi ne yapıyor?"

Bektaşi: - "Ne yapacak" demiş, "atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor". Ve çalakamçı uzaklaşmış.

 

Günü sözü;

"Petrolü kontrol edersen, ülkeyi kontrol edersin; gıdayı kontrol edersen, insanları kontrol edersin" Henry Kissinger. (Düşünün diye…)

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@