Fadime Kuzu Altanhan / YENİGÜN - Ege Denizi'nde İzmir'in Urla ilçesi açıklarında dün sabah 07.00 ve 07.09 saatlerinde 5.1 ve 4.3 öğlen ise saat 13.32'de 4.2 büyüklüğünde depremler ve yirmiyi geçen artçı sarsıntı meydana geldi.  Deprem, İzmir ve bölgesinde paniğe neden olurken İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, depremde herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını bildirdi. 30 Ekim'de yaşanan İzmir Depremi'ne neden olan Samos Fayı'na benzer bir fay hattında meydana gelen deprem, daha büyük depremin habercisi mi? Afetlere hazırlık durumu, kentin yapı stoğunun kalitesi ve tüm bunların toplamını oluşturan afet bilincimiz bulunuyor mu? sorularını akıllara getirdi. 

Konuyla ilgi görüşlerini aldığımız İzmir Afet Bilinci ve Risk Farkındalığı Derneği Başkanı Servet Ertaş, " İzmir'in 13'e yakın fay hattı üzerinde olması nedeniyle depremlere her zaman hazırlıklı olması gerekli. Öte yandan İzmir'in yapı stoğu kötü durumda, bu yapıların yenilenmesi ve iyileştirilmesi gerekiyor"dedi. Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Profesörü Hasan Sözbilir ise, devletin ve yerel yönetimlerin Afet Risk Azaltma Planları'nın bir an önce uygulamaya alınması gerektiğini söyledi.

30 Ekim depreminden sonra deprem farkındalığının artırılması için savaşını birçok kolda birden sürdüren Servet Ertaş, "30 Ekim’de yaşanan İzmir Depremi’nden sonra Deprem Danışma Merkezi kuruldu. AFAD’ı temsilen orada bulundum. Yaklaşık 3 bine yakın depremzedeyle mülakat yaptım. Şimdi de bir davet üzerine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde kurulan Afet Şube'de geçici olarak çalışıyorum. Sivil Savunma Koleji'nden bu yana yaklaşık 20 yıldır bu faaliyetlerin içindeyim" dedi.

servet-yenigün

yenigün gazetesi 4

"AFET BİLİNCİ OLUŞTURMALIYIZ"

“İzmir Depremi'nde yaşanan sorunları, eksiklikleri görerek içerisinde benim gibi AFAD emekçilerinin ve avukat, psikolog, sosyolog, yerel yönetim çalışanları, itfaiyeciler gibi birçok meslekten arkadaşlarının bulunduğu bir dernek kurduk” diyen Ertaş, "Dernek üyelerimiz afet öncesi ve sonrasında katkı koymaya hazırlar. Derneğimizin adını da toplumun en önemli eksikliklerinden olan afet bilinci ve risk farkındalığı olarak belirledik. Ne yazık ki bunun eksikliğini biz Marmara Depremi'nde de yaşadık ve İzmir depreminde de birçok acı yaşandı. Deprem uzmanı rahmetli Ahmet Mete Işıkara, 1999 Marmara depremi döneminde toplumu bilinçlendirmek için çalışmalar yaptı ve ölünceye kadar da devam etti. Onun çabasıyla toplum biraz bilinçlense de gündemin çok hızlı değişmesi nedeniyle bu bilgilerin hepsi unutuldu. Birçok arama kurtarma derneği olduğu için biz de derneğimizde Ahmet Mete Işıkara'nın rehberliğinde afet bilincini ve risk farkındalığı konularıyla toplumu aydınlatmak istedik. Bu alanda bizden başka dernek yok" dedi.

yenigün gazetesi 1

30'A YAKIN AFET VAR

Türkiye'de afet denilince akıllara sadece depremlerin geldiğini ifade eden Ertaş, "Literatürde 30‘a yakın afet türü var. Bunların 28'i meteorolojik afet olarak adlandırılıyor. Küresel ısınma, iklim değişikliği, çevre tahribatı bunların hepsi afet olarak görülüyor. Sadece depremle yetinmeyen meteorolojik afetleri de dikkate alan bir vizyonla derneğimizi düzenlememiz gerekiyor. Bu nedenle Derneğimizin adının İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı olarak değiştirilmesi için başvuruda bulunduk. Çevre, iklim değişiklikleri, iklim felaketleri konularında ilgili meslek odaları, bilim kuruluşlarıyla beraber paneller sempozyumlar düzenlemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

"YAPILAR YENİLENMELİ"

İzmir'in deprem açısından çok riskli bir bölgede olduğunu belirten Ertaş, "İzmir'de 13 tane fay hattının olduğu jeoloji bilim uzmanları tarafından söyleniyor. 30 Ekim'de gerçekleşen deprem kimsenin beklemediği pasif bir faydan kaynaklanmış. Ama asıl deprem beklenen fayın daha büyük şiddette depreme neden olacağı söyleniyor.  Ne yazık ki İzmir'de yapı stoğumuz çok kötü. Yüzde 80’e varan stoğun yenilenmeye, iyileştirilme ihtiyacı var. Tabi ki bu bir süreç meselesi hemen gerçekleşmesi mümkün değil" şeklinde konuştu.

İnsanların çürük yapılarda oturmalarına rağmen binalarını yenileme gereği duymadıklarını ifade eden Ertaş, "Bu konuda ne yazık ki bilinç eksikliği var. İnsanlar yeni bina yapmanın maliyetine katlanamıyor. Bu da işin ekonomik boyutu ancak depremde yıkılan binaların ne yazık ki depremde can kaybına yol açmadan çok önceleri yıkılıp yeniden yapılması gerekiyormuş. Binanın statiğinin değiştirilmesi, kolon ve kirişlerin kesilmesi, yumuşak kata dönüştürülmesi gibi sorunlar binaların depreme karşı dayanıklılığını azaltan faktörler. Bu konuda bilinçsizlik var" dedi.

yenigün gazetesi 3

"KOLİ DAĞITMAK YETMEZ"

Deprem konusunda önlem alma ve riski azaltma anlamında çok büyük eksikliklerin olduğunu söyleyen Ertaş, "Hem Türkiye'de hem de İzmir'de eksiklikler var. Yerel yönetimler de bu konuda o kadar eksik ki. Afetlerde risk yönetimi, dirençli olma anlamında hiçbir şey yapmıyorlar. Afetle ilgili çalışmayı sadece depremden sonra depremzedelere yardım kolisi dağıtmak olarak görüyorlar. Bunu sosyal medyaya, internet sitelerine koyarak sanki afetlerle ilgili bir şey yapıyormuş gibi gösteriyorlar. Her yerel yönetimde, afet denetim koordinasyon ve eğitim merkezi kurulması gerekiyor. Her ilçe belediyesinin afetlere karşı halkı bilinçlendirmesi gerekiyor. Bir afet anında afeti koordine edecek bir kriz merkezi kurması gerekiyor. Ama bunlar yapılmıyor çünkü afetler için  yapılan işler gelir getiren işler değil. Buraya yatırım yapmayı, para harcamayı uygun görmüyorlar. Bu işler sadece göstermelik yapılıyor. Oysa yerel yönetimlerin asıl işi risk yönetimi, afetlere karşı toplumu bilinçlendirme konusunda bunların yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"AFET BİLİNCİ KALICI OLMALI"

İzmir'in afet bilinci konusunda diğer iller gibi eksik olduğunu ifade eden Ertaş, "Afet bilincini insanlar afet yaşandıktan sonra insanlara yardım etme zannediyorlar. Japonya'nın dünyada afetlere karşı en dirençli ülke olmasının sebebi risk yönetimidir. Bu konuda toplumu bilinçlendirmek gerekir. Tüm bireyler ilkokuldan başlayıp afet bilinciyle ilgili ilk yardım, yangın önleme gibi eğitimler alması gerekiyor. Ne yazık ki bizim toplumumuzda bu yok. Afetten sonra yardım etmek afet bilinci değil, en fazla yardım bilincidir. Afet bilinci bir afet anında, öncesinde, sonrasında ne yapılmasının bilinmesidir. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nde 600 kişiye eğitim verdim. Daha öncesinde verilen eğitimi insanlar unutmuş, kalıcı bilgiye dönüşmemiş. Deprem anında ne yaptıklarını sorduğumda aldığım cevaplar hiç tatmin edici değil. Kalıcı bilgiye dönüşmesi için eğitimlerin sık sık tekrarlanması gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

hasan yenigün gazetesi 5

EGE DENİZİ'NDE DEPREMLER SÜRECEK

Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Profesörü Hasan Sözbilir, Ege Denizi'nde İzmir'in Urla ilçesi açıklarında sabah 07.00'de ve 07.09'da meydana gelen 5.1 ve 4.3 büyüklüğündeki depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Hasan Sözbilir, "Samos Adası'nın batısında İkeria adında bir ada var. Bu adanın faylarından bir tanesi kırıldı. Bu fay Samos depreminin neden olduğu yerden 50 kilometre batısında bir yer. Samos Adası'na benziyor ve bu adanın da etrafında birçok fay bulunuyor. Ada etrafında bulunan bu faylar 6.8 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeline sahip. Kırılan fay, Doğu- Batı uzanımlı ve 30 Ekim'deki depreme neden olan Samos fayına benzer bir fay. 30 Ekim'de yaşanan deprem sonrasında yapılan çalışmalarda adanın doğusunda ve batısında birçok yerde gerilim biriktiğine dair veriler edinmiştik. Bu depremle batısındaki kısım kırılmış oldu. Samos depreminin tetiklediği bir deprem olduğunu düşünüyorum. Samos depreminin oluşturduğu ses transferi ile oluşan yeni bir deprem" dedi.

6.8 DEPREM ÜRETEBİLİR

Yaşanan depremin İzmir kıyılarına uzak olduğunu belirten Sözbilir, "Sabah yaşanan deprem 5 büyüklüğünde olduğu için sıkıntı yaratacak bir deprem değil. Ancak bu fay kendisine ait gerçek anlamdaki depremi üretirse 6.8 büyüklüğünde ki, geçmişte ürettiği için gelecekte de üretebilecek bir potansiyele sahip, fayın doğu batı uzantılı bir özelliğe sahip olmasından dolayı Çeşme kıyılarında tsunami oluşabilir. Bu konuda halkın değil, devletin ve yerel yönetimlerin yapacağı şeyler var. Tüm ülke için İl Afet Risk Azaltma Planları yapıldı. İzmir için de bu çalışma yeni bitti. Bizim depremden az zararla çıkmamız için bu çalışmaların uygulanması gerekiyor. Bunun en başında da kentsel dönüşüm geliyor" dedi.

Samos depremi ve sabah saatlerinde yaşanan depremlerin İzmir için iyi olmadığını söyleyen Sözbilir, "Deprem olduğunda bizim faylarımız gerilim biriktiren faylar olduğu için onları boşaltması gerekiyor. İzmir'de eninde sonunda deprem olacak, oluşan depremler fay hatlarındaki gerilimi arttırıyor. Bu nedenle yapılması gerekenler bir an önce yapılmalı" açıklamalarında bulundu.