Av. Ahmet Tamer'in 13 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

“Bir hükümdar köylüden haksız olarak yumurta alırsa, adamları ve yandaşları köylünün bütün tavuklarını almaya başlar. Maalesef durum budur. Yolsuzluk tepeden aşağı doğru sarıyor. Kendileri bir alıyorsa, yandaşları köyde tavuk bırakmıyor demektir.”

Bu hikaye Erdoğan'a yönelik... Bir zamanlar kendisine en sert muhalefeti yapan şimdiki ortağı Sayın Devlet Bahçeli’den.. Yeni mi dile getirmiş diye heyecanlanmayın sadece maziden bir kesit...

Hikaye maziden bir kesit ama günümüz hikayeleri de maziyi aratmıyor; Nasıl mı?

Son hikayeye göre,  Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre önce görevden aldığı Tarım ve Orman Bakanı’nın 4 bakan yardımcısını da aynı anda görevden alıp, yerlerine Ebubekir Gizligider isimli bir hukuk fakültesi mezununu, İbrahim Yumaklı isimli bir işletme mezununu, Veysel Tiryaki isimli bir siyasal fakülteler mezununu ve Nihat Pakdil isimli bir veterinerlik fakültesi mezunu atamış.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na atanan dört bakan yardımcısından üçünün ihtisas alanı tarım değil, hayvancılık değil, ormancılık ise hiç değilmiş. Erdoğan, yeni atadığı bakanın yaşayacağı hukuki süreçlerle alakalı yardımcı bir avukata, devranı döndürmek için bir işletmeciye, siyasi kariyerini yönlendirmesi için de bir siyasalcıya ihtiyacı olduğunu düşünmüş ki hayırlı olsun demiş.

Ancak, yeni atanan bakan yardımcıları için bakanlığın bunca hukuki, siyasi ve işletmesel sorunları var, bunca sorunu çözmek kolay mı, o kadar mesai harcayacak yardımcılara 39,537TL maaş yeter mi??? diye hayıflanmış Erdoğan... Bir maaş daha lazım ki evlerini rahat geçindirsinler diye düşünmüş. O zaman devam etsinler at yarışları ve müşterek bahisleri düzenlemeye;  Yüksek Komiserler Kurulu Üyelikleri'nden istifa etmesinler, 20,016 TL de oradan gelsin toplamda etti mi 60.000 TL civarı maaş, demiş muktedir...

Bir yandan da bakan yardımcıları için asgari ücretin neredeyse 15 katı maaş yeter mi acaba, diye içini bir endişe de kaplamış. Sonra kendi kendine   'Eh biraz çalışsınlar, geçinemezlerse üçüncü bir iş ve maaş kolay, dert etmesinler... Yeter ki bu çalışma azimleri devam etsin' diyerek hikayeyi tam mutlu sonla bitirecekken, aklına feryat figan çiftçinin hali gelmiş. Tabi çiftçi perişan, dertlerine çözüm arıyor, 'Ey benim sarı tamburam, Sen ne için inilersin, İçim oyuk derdim büyük, Ben onun'çüninileri'm misali bir dokun bin ah işit,  Ne yapmalı ne etmeli diye düşünürken dillere destan şifa tarifi aklına gelmiş muktedirin; manda yoğurdu, medine hurması, kestane balı ve yulaf tarifiyle de çiftçinin de gönlünü alıvermiş kendince...

Hikaye bu ama hikayeler biter mi harikalar diyarında!!!

Yine AK Parti’nin içi dışı fıkır fıkır gençleri ilahili, tefli, kahvaltılı bir sahur düzenlemek istemişler ama cepleri delik... Malum, ekonomik kriz tüm ülkeyi kasıp kavuruyor ancak o şehrin belediye başkanı kıyamamış bu gençlere; belediyenin imkanlarını AK Partili gençlere seferber etmiş, 700 kişi buluşmuş, rivayete göre kişi başı 28 TL'ye, yani bir tavuk dürüm parasına balı, reçeli, tereyağı, çeşit çeşit peyniri zeytini, yumurtası, çayı kahvesi ekmeği teknesiyle muazzam bir kahvaltılı sahurda bir araya gelmiş; yemiş, içmiş, eğlenmişler ve ücreti de devletin kasasından ödenmiş. Durum ortaya çıkıp tepkiler çoğalınca, gençlerin lideri kendilerini eleştirenlere, aynen kudurmaya devam edeceksiniz deyivermiş...

Hz. Ömer'in adaletiyle yola çıktık diyenlerin geldiği durum işte bu dostlar; Neredeeeennnnnereyeeee...

Mübarek Ramazan ayında nefislerin iflah olması ümidi ve duası ile hikaye ile başlayan ve devam eden yazımızı bu sefer kinayesiz ve örnek olması ümidiyle, bir Hz. Ömer kıssası ile bitirelim, belki birilerine örnek olur;

 -Kıtlık senesi Halife Hz. Ömer'e yağlı bir yemek götürülür.

-Hz. Ömer "Halk da bu yemeği bulabiliyor mu?" diye sorar.

-"Hayır" denilir.

-"Kaldırın o zaman bunu" der.

-Yemek götürülürken açlıktan karnı guruldamaya başlar ve kendi kendine;

-"İstediğin kadar gurulda ey karnım, halkın yiyemediğini sen de yemeyeceksin" der.