09.07.2021, 05:00

YKS ve LGS okulları etkisizleştiriyor…

Geçtiğimiz günlerde yapılan üniversite ve liseye giriş sınavları, lise ve ortaokulları sınava hazırlayan kurumlar haline getirip maalesef etkisiz hale getiriyor. Bu kademedeki okulların birçoğu, sanat, spor, sosyal etkinlikleri askıya alarak hafta sonraları dahil soru çözümleriyle tam bir dershane gibi çalışıyor. Haklı-haksız, doğru-yanlış uygulama değerlendirmesi yapmayacağım. Çünkü okulları büyük ölçüde bu hale getiren söz konusu kademelerde uygulanan geçiş ve giriş sistemidir.

Okullar, sınav başarısıyla anılırsa ve kaliteleri bu ölçütle belirlenirse ve ailelerde de iyi bir lise/ üniversite talebi ve de kaygısı varsa sonuç sınava hazırlayan kurumlar haline geliyor…

Oysa okullar, sınava değil hayata hazırlayan kurumlardır. Hayatta ne varsa okulda o olmalıdır, derim hep… Çocukların sosyal-duygusal gelişimlerine destek olan, yaratıcılık ve farklılıklarını geliştiren, girişimciliklerinin önünü açan ekosistemlerdir okullar…

Ülkedeki istihdam dar boğazı ve kültürü, aile ve okulları ister istemez öğrencinin niteliklerine uymasa da geliri ve toplumsal statüsü yüksek mesleklere yönlendiriyor. Bunun en önemli yollarından birini de söz konusu sıralama sınavlarında alınan puanlarla girilen lise ve fakülteler oluşturmaktadır. Oysa belki çok fark edilmeyen bir konu var ki o da okulun kalitesini belirleyen en önemli unsurun öğrenci olduğu gerçeğidir. Yani o okulun ekosistemindeki homojen öğrenci yapısı, başarının gerçek mimarıdır. Aslında büyük ölçüde öğrencisin kendisi belirliyor okulun iklimini… Elbette başka nedenler de var ama asıl neden budur… Tıpkı, öğrencilere yüksek burslar verip son bir iki yılda okula kaydedip sınavlarda derece yapınca da bunu “okul başarısı!” olarak lanse eden okullar gibi…

Yani söz konusu sınav sistemi; öğrencinin sınav başarısını okul başarısı gibi göstermeye, istihdam kültürü kendine uygun olmayan meslekleri seçmeye, okullardaki hayata hazırlama programlarını askıya almaya zorlamakta, sonra da “eğitimde bu kadar neden gerilerde kaldık, inovasyon neden yapamıyoruz, sporda neden gelişemiyoruz?” gibi yakınmalarla gün kaybetmeye hatta çağı kaybetmeye devam ediyoruz.

Peki dünyada böylesine giriş sınavı uygulayan tek ülke biz miyiz? Elbetteki hayır. Ama gelişmiş ülkelere baktığımızda birçok üniversite, giriş kriterlerini kendisi belirliyor, sadece sınav puanlarına değil, yaptığı projeleri, üyesi olduğu sosyal kulüpleri, çaldığı enstrümanları, spordaki başarılarını da belgelendirmelerini istiyor. Yani sosyal, sanat, bilim, spor gibi çok yönlü becerileri istiyor. Bizdeki gibi “Kaç net yaptın?” sorusunu sormuyor. Ya da lisedeki derslerini, katıldığı kulüpleri ve portfolyolarını da puanlayarak özel değerlendirme sınavları yapıyor.

Özetle; eğitim sistemi ve uygulamaları, ülkedeki genel ekonomik yapı, istihdam politikaları ve kültürel genlerden bağımsız düşünülemez. Buna karşın yine de sınavlardaki verilen yanıtlara göre değil, yetkinlik, beceri, sosyal katılım gibi ölçütlerle yerleştirmeler yapıldığında okulları sınava hazırlayan kurumlar haline getirmekten büyük ölçüde kurtarabiliriz. Unutmayalım, 21'inci yüzyıl; inovasyon, teknolojik yetkinlik ve sosyal becerilerle fark yaratanların olacaktır.

Yorumlar