Yoksulun kaderle sınavı

Kovid-19 salgını, eğitimdeki fırsat eşitliği sorununu daha da derinleştirdi. Salgın öncesinde okullar arasındaki imkân ve öğrenme farklılıklarının yerini, evler arasındaki imkân ve öğrenme farklılıkları aldı

Güncel 05.08.2021 - 07:07 05.08.2021 - 07:08

Nihat AK / YENİGÜN - Koronavirüs salgını ile mücadele tedbirleri kapsamında okulların geçen yıl Mart ayından kapatılmasının ardından dijital platformlara taşınan eğitim, ülkede giderek derinleşen fırsat eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye'de milyonlarca öğrencinin internete erişimleri ve cihazları olmadığı için Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sisteminden yararlanamadığı da yapılan araştırmalara yansıdı. Eğitim sendikaları ise zaten var olan eğitim eşitsizliğinin salgın sürecinde daha da derinleştiğini açıkladılar.

AKADEMİK BAŞARISIZLIK
Salgında eğitimdeki eşitsizliğin devasa bir boyuta ulaştığına dikkat çeken Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal,  ‘piyasacı eğitim’ anlayışının derhal terk edilmesini istedi. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının eğitim alınında önceden var olan ve devam eden fırsat eşitsizliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirten Vardal, tüm adayların girmek zorunda olduğu Temel Yeterlilik Testi'nde (TYT) puanı ölçü alındığında bu yıl çok büyük bir akademik başarı kaybı yaşandığını söyledi. Başkan Vardal, “2020 TYT’de 42.803 öğrenci 400 ve üstü puan alırken, bu yıl sadece 12.291 öğrenci 400 üstü puan alabilmiştir. Yüzdelik ağırlığa bakılırsa;
400 ve üstü puan % 1,86’dan % 0,49’a;
300 ve üstü puan % 10,62’den % 6,54’e;
200 ve üstü puan % 45,41’den % 35,82’ye düşmüştür.
Geçen yıl 1.042.710 aday 200 puan alabilirken bu yıl aday sayısı daha yüksek olmasına rağmen ancak 894.331 öğrenci 200 ve üstü bir puan alabilmiştir. Burada ki asıl sorun eğitimi yönetenler ve bu konuda sorumluluğu olanların ortaya çıkan bu durumdan rahatsız olmaması ve bunu normalleştirmeye çalışmasıdır” dedi.

 

PANDEMİDE DAHA DA KÖTÜLEŞTİ
Kovid-19 pandemisi içinde geçen eğitim ve öğretim döneminin sonunda ortaya çıkan 2021 YKS sonuçlarının geçmiş yıllardan çok daha kötü bir tablo yarattığına dikkat çeken Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal, “Milyonlarca gencimizi acımasız bir rekabete iten sınav merkezli eğitim anlayışının olumsuz sonuçlarını görülmektedir. Son 19 yılda kamusal eğitim için ayrılmayan kaynaklar eğitimin piyasalaştırılması için kullanıldı, özel okul sahiplerine, vakıf üniversitelerine aktarıldı. Kamu okulları ile özel okullar arasında, kamu okullarının da kendi arasında eşitsizlik daha da arttı. Yaşanılan bu eşitsizlik salgında devasa bir boyuta ulaştı. Merkezi, standartlaştırılmış sınavlar sermayenin ihtiyacına göre öğrencileri sınıflamanın en etkin aracı. Merkezi sınavlar her öğrencinin aynı süreçlerden geçtiği, aynı derecede imkânlara sahip olduğu ve sistemin eşit ve adil olduğu algısını yaratarak toplumsal eşitsizlik süreçlerini gizlemektedir. Yaratılmaya çalışılan; tüm öğrenciler aynı sınava girdiği için eşit oldukları algısı ve bu algı üzerinden yoksulluğu, yoksunluğu, eşitsizliği örtme, gizleme, yok sayma halidir” şeklinde konuştu.

‘PİYASACI EĞİTİM’ TERK EDİLMELİ
Öğrencilerin sadece yapılacak sınavlara hazırlamaya yönelik eğitimin yanlışlıklarına vurgu yapan Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal, “Mevcut eğitim sistemimiz çocukların ve gençlerin öğrenme olanaklarını çoğaltarak, yaşam için güçlendirmemekte, sadece yapılacak sınavlara hazırlamaktadır. Bilinçli olarak teşvik edilen ‘rekabete’ ve ‘yarışmaya’ dayalı ‘piyasacı eğitim’ anlayışı derhal terk edilmeli, öğrencileri birbiriyle rekabet eden değil, onları geliştiren, güçlendiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandıran nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Eğitim Sen, her öğrencinin kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda hangi alanda öğrenim göreceğini kendisinin belirleyeceği bir eğitim sistemi oluşturulması için gerekli çalışmaların en kısa sürede başlatılmasını, bunun için öncelikle ‘sınav merkezli eğitim’ anlayışının terk edilmesini savunmaktadır”dedi.

Pandemi döneminde öğrenme kayıpları oldu
Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Ali Kaya ise maddi olanakları iyi olan ve özel ders alabilme bütçesini karşılayabilen ailelerin çocuklarının rekabette öne çıktığını hatırlattı. Kaya, “Parası olanlar her zaman özel ders, derhane gibi ilave takfiye güç alıyordı. Tam olarak bir fırsat eşitliği olduğu söylenemez. Pandemi döneminde öğrenme kayıpları oldu. Bunun üniversite sınav sonuçlarına yansımaları özel ders alan, kursa gidebilenlerde daha az oldu. Bu tümüyle bugünün sorunu değil. Bu sorun vardı. Varlıklı olma hali, şehir merkezlerinde olma, internet ve teknik altyapıya sahip olmak bir imkandır. Bunlara sahip olanlarla olmayanlar arasında bir fırsat eşitsizliği var. Eğitimdeki eşitsizliklerle ilgili sendika olarak bir rapor hazırladık. Uzaktan eğitimin tam olarak yapılamaması, fırsat eşitliğinin herkeste olmaması gibi birçok değerlendirmemiz var. Bu anlamda bir eşitlik yok. Ciddi öğrenme kayıpları var. Buna göre bir yandan uzaktan eğitim için gerekli tüm araçlara ve ebeveyn desteğine sahip çocuklar dersleri daha düzenli takip etme avantajına sahipken diğer taraftan gerekli imkânlardan yoksun çocuklar önemli düzeyde dezavantajlı duruma düşmüşlerdir. Elbette uzaktan eğitim için gerekli imkânlardan yoksun çocukların dersleri düzenli takip etme ihtimali oldukça zordur. Bu durum ise eğitimsel eşitsizlikleri dezavantajlılar aleyhine artırmaktadır. Eğitimsel eşitsizlikleri azaltmak ve her çocuğa kaliteli eğitimi sunmak en temel hedef olmalıdır. Her çocuğa kaliteli eğitimi sunmak için tüm paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkili bir reform çalışması yapılmalıdır. Bunun giderilmesine yönelik kafa yormak gerekir. Bakanlık telefide bende varım kampanyası başlattı. Ancak kampanya telafi değildi. Yaz okulu kampanyası gibi öğrenciler sosyalleşsinler, resim yapsın müzik ve spor yapsın arkadaşlarıyla görüşsün tarzında oldu. Ciddi öğrenme kayıpları var. Geçtiği sınıfın müfredatını tam olarak yapamama. Bakanlık her dönem her dersten birer sınav yapılmasını duyurdu. Sadece tek bir sınav yapıldı. İkinci dönemde hiçbir sınavın yapılmaması nedeniyle öğrenciler dersleri bıraktılar. Tüm imkanlar seferber edilmelidir. Yüz yüze eğitimler yapılmalıdır”şeklinde konuştu.   

Uzaktan dersler yeterli olamadı
İzmir eski Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz, pandemi döneminin birçok sektörü olduğu gibi gerek özel gerekse de devlet okullarını ve öğrencileri olumsuz etkilediğini ifade etti. Yavuz, “Okulların kapalı olduğu dönemde uzaktan öğrenme yöntem ve araçlarıyla dersler yapılmaya çalışılsa da öğretmenlerin çok önemli bir oranı söz konusu uzaktan eğitimin dijital araçlarını üretme/tasarlama ve kullanma konusunda yeterli eğitimi alamadıkları için kendi imkanlarıyla özverili şekilde ders uygulamaları yapmaya çalıştılar. Elbette uzaktan dersler yeterli ve verimli olamadı ama bazı özel okullar kısa sürede süreci olumluya ve avantaja da çevirdiler” dedi.

3 MİLYON İNTERNETSİZ
Fırsat eşitsizliklerinin yansımasının net olarak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda görüldüğüne vurgu yapan tecrübeli eğitimci Behçet Yavuz, “Özellikle devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin dezavantajlı grupta olanların internet erişimi ciddi sıkıntılıydı, hatta 3 milyona yakın öğrencinin internet erişimi yoktu. Erişenlerin de etkileşimli olmayan videoları izleyerek verimli derse katıldıkları söylenmez. Bu durum ise fırsat eşitsizliği oluşturduğu gibi, bazı yaş gruplarında özellikle erken çocukluk dönemi ve ilkokul öğrencilerin de sosyal-duygusal kazanım eksikliklerinin oluşmasına neden oldu. Özellikle bu yıl üniversite sınavına giren adaylardan barajı aşamayanların sayısı geçen yıla oranla arttı. Bu sayılar bile geçen yıllara göre baraj altında kalan öğrencilerin ciddi oranda artması pandemi döneminin olumsuz etkilerinden biri olarak yorumlanabilir” şeklinde konuştu.

İstihdamda da sorunlar yaşanacak
Uygulama yapamadan mezun olmak durumunda kalan öğrencilerin kendi mesleklerini icra etmekte zorlanabileceğine ışık tutan Behçet Yavuz, “Yüksek öğretimde de 4 yıllık fakültelerde öğrenim gören öğrenciler, 2 yıl yüz yüze eğitimden yoksun kaldılar. 2 yıllık yüksek okulda öğrenim görenler ise hiç okula gitmeden mezun oluyorlar. Özellikle uygulama gerektiren disiplinlerde mesleki yetkinliklerin gelişmesinde ciddi açıklar oluştu. Bu durum gelecekte bazı meslek dallarının istihdamında da sorunlar oluşturacaktır”dedi.

 

OKULLAR AÇIK KALMALI
Eğitimdeki öğrenim kayıpları ve fırsat eşitsizliklerinin öncesinde okulların açılması ve açık kalmasının sağlanması gerektiğini belirten Behçet Yavuz, “Küçük yaş gruplarında sosyal duygusal gelişime yönelik uyuma yönelik  ve yoğun programlar uygulanmalı, etkinlikler gerçekleştirilmelidir. K12 düzeyindeki diğer sınıflarda oluşan akademik eksiklikleri çok dert etmiyorum doğrusu. Zaten ders yoğunluğu ve müfredat yükü fazlaydı, eksikliği de sorun yaratmaz diye düşünüyorum. Eğitimin temel sorunları pandemi döneminde ortaya çıkmadı. Daha önce de biliniyordu. Pandemi, dijital araçların gelecekte önemli olduğunu daha kısa zamanda bizlere hatırlattı, okulların yeni çağın koşullarına uygun şekilde dönüşmesinin önünü açtı, akademik kadroların kendini yenilemesinin ve geliştirmesinin ne denli yaşamsal olduğunun önemini hatırlattı, diye düşünüyorum”dedi.

 

Neler yapılmalı?
İzmir eski Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz'dan pandemi olsa da olmasa da eğitimde acilen yapılması gerekenlerinin reçetesini şöyle yazdı;

*İnternete tüm öğrenciler ve aileler ulaşabilmeli, eğitim için kullanılan internet tüm öğrencilere ücretsiz sağlanmalıdır.

*Tüm öğretmenler ve eğitim liderleri, dijital araç tasarlama ve kullanma alanında eğitilmelidir.

*Eğitimin diğer kök sorunları, okul alt yapıları, öğretmen yetiştirme politika ve stratejileri, okul eğitim liderleri yetiştirilmesi, okulların temizlik ve hijyeni, anaokulu eğitiminin zorunlu hale getirilmesi vb. konular elbette bütçe, yaklaşım ve zaman gerektirmektedir.

 

Adayların yüzde 68'i barajı geçti
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) hazırlanan 2021-YKS sonuçlarına ilişkin sayısal bilgilere göre, TYT'ye başvuran 2 milyon 592 bin 390 adaydan 2 milyon 416 bin 974'ü sınava katıldı. Bu adaylardan 2 milyon 416 bin 748'inin sınavı geçerli sayıldı.

AYT'ye başvuran 1 milyon 781 bin 678 adaydan 1 milyon 627 bin 145'i, YDT'ye başvuran 130 bin 491 adaydan da 104 bin 917'si sınava girdi. AYT'ye katılanlardan 1 milyon 627 bin 83, YDT'ye girenlerden ise 104 bin 909'unun sınavı geçerli sayıldı.

TYT'ye katılan adaylardan yüzde 68'i barajı geçerek 150 veya üzerinde puan aldı. Kadın adayların yüzde 71,75'i, erkeklerin yüzde 64,16'sı barajı geçti.

AYT'nin sayısal puan türünde ise adayların yüzde 42,85'i barajı geçerek 180 ve üzerinde puan alırken, sözelde yüzde 60,09'u, eşit ağırlıkta yüzde 48,04'ü barajı geçti.

YDT'ye katılan adayların ise yüzde 80,68'i 180 ve üzerinde puan alma başarısı gösterdi.

 

YKS PUAN DAĞILIMI

Ortaöğretim Başarı Puanı'nın sınav puanına eklenmesiyle elde edilen puanlara göre, TYT'de 58, AYT sayısalda 29, AYT eşit ağırlıkta 8 ve dilde 33 aday, 540 ve üzerinde puan aldı.

TYT'de sınavı geçerli olan 2 milyon 416 bin 748 adayın testlerdeki ortalama net sayıları şöyle:

"Türkçe 40 soruda 18,738 ortalama, sosyal bilimler 20 soruda 8,574 ortalama, temel matematik 40 soruda 5,546 ortalama, fen bilimleri 20 soruda 3,796 ortalama."

AYT'ye girip sınavı geçerli kabul edilen 1 milyon 627 bin 83 adayın ortalama net sayıları ise şu şekilde: "Türk dili ve edebiyatı 24 soruda 5,932 ortalama, tarih-1 10 soruda 1,777 ortalama, coğrafya-1 6 soruda 2,147 ortalama, tarih-2 11 soruda 1,092 ortalama, coğrafya-2 11 soruda 2,707 ortalama, felsefe grubu testinde 12 soruda 1,792 ortalama, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ek felsefe grubu testinde 6 soruda ortalama 1,537, matematik 40 soruda ortalama 5,294, fizik 14 soruda 1,564 ortalama, kimya 13 soruda 1,991 ortalama, biyoloji 13 soruda 2,502 ortalama."

Yorumlar