20.12.2013, 22:00

Yolsuzluk ne adı altında?

Manşetlerde...¶

Özel haberlerde...

Köşe yazılarında son gündem...

Ülkemiz değişkenliklerle dolu...

Ülkemiz her an her şeye gebe...

Bazen alıştığımız normal şey bize aniden değişip geri anormal bir biçimde dönebilir...

Hikayeler hep aynı sadece roller değişik...

Zamanlar değişik...

Merak edilen konu; Başbakan veya bakanların operasyonlar hakkında bilgi sahibi olup olmadığı?

Diğer bir merak edilen konu ise, cemaatin Ak Parti’nin ipini çekmiş olup olmadığı?

Buradaki siyasi amaç ne?

Her ne ise burada tartışacağım konu bu değil?

Tartışabileceğim tek konu çevrecilik kimliğim ile örtüşmeyen bir çevre katliamının her geçen gün daha da artar olması...

Betonun yüreğimize de serpilmesi...

Yaşadığım yerde dahi gözlemlediğim buz gibi beton duvarların yeşili yemesi ve yavaş yavaş yok ederek kazanması...

Ve beni sinirlendiren tek şey ise bunun bir rant uğruna yapılıyor olması...

Yolsuzluk var mı, kim yapmış?

Önemi var ya da yok kişisel değildir anlatmak istediğim...

Yolsuzluk var mı kardeş?

Var. Eee neler gitti?

Hangi yeşil betona kurban verildi?

Rezidanslar, kapıcılar, reklamlar...

Ooo ne kadar geliştik yahu...

Gelişime bir bakalım;

İmar değişiklikleri gırla...

Kılıflar gırla...

Devasa binalar gırla...

Şöhretler gırla...

Artan zenginlikler gırla...

Arabalar gırla...

Şimdi kentsel dönüşümler de mercek altında...

Bunları yapan müteahhitlerde...

Kentsel dönüşüm şehircilik için sosyal değişim için güzel.

Ancak çevre için güzel mi?

Sonuçları güzel mi?

Acaba kentsel dönüşümler rant, rüşvet vs vs kapısı mı?

Kentsel dönüşümün ekonomisi ne?

Vatandaş sorgular durumda olmalı...

Bir düzen ve bu düzenin içinde neredeyiz?

*

‘Betona hayır’ derken ‘rant’da gidecek...

‘Betona hayır’ dememiz gerekiyor...

‘Dev boyutlu’ inşaatlara hayır dememiz gerekiyor...

Müteahhitler her şeyi kapışıyor...

Bu sayede kapışanlara da hayır demiş oluyoruz...

Planlar, planlar, planlar...

Kapışılan projeler...

Rezidanslar, rezidanslarlar...

Ne kadar da modernleştik değil mi?

Kimse ekolojik endişeleri umursamıyor...

Her yere beton dökerek ruhumuzu da betonlaştırdık ne yazık ki...

Doğayı tahrip ediyoruz ve de ısrarla devam ediyoruz bu girişimlere...

Yaşam alanlarımız karışık...

Betonerme yaşıyoruz...

Denizle buluştuğumuz iskelelerimiz bile betonerme.

Evlerimiz betonerme.

Bitki varlıklarımız alt üst olmuşken, ruhumuzu da alt üst ettiniz...

 

*

 

Dip notlar;

 

Çin’de bir adam

Çin’de bir adam 25 katlı lüks bir binanın en üst katına yeşil sevdasını yansıtmıştı.

Nasıl mı?

Dairenin üstüne çimenler, ağaçlar kayalarla bir dağ oluşturdu...

Yeşile saygı hemen ortalığa dökülüyor. Şikayetler, gösteriler vs vs...

Keyif için yapılan dağ, adamın karşısına harbiden dağ gibi bir sorun olarak çıktı...

Kaçak yapılan bu girişim belediyenin yıkım kararı ile sonuçlandı...

Evin üstünde koca dağ...

Neyine senin ağaç?

Neyine senin dağ?

Neyine çayır çimen...

Yaşa sen betonlarda... Yüksek binalarda... Oh...

Lüks rezidanslarda...

Kapıcında var...

Neyine binanın tepesine ağaç dikersin...

Alem valla...

Alem de bu bir izdüşüm...

İçinin izdüşümü...

Beklentisi...

Düşü..

Özlemi...

İsteği...

Hepimizin özlemi yeşil.

Hepimizin özlemi ağaç.

Dağ, çiçek, börtü böcek.

Vay ve eski börtü böcekleri bile özledik yaaa.

Daha ne diyelim...

Bu istek, bu tepki nasılda şikayetlerle donandı... Vay sen nasıl evin tepesine dağ dikersin...

Göremediler ki, her zaman göremedikleri gizli izdüşümünü...

Ha dünya, ha evimiz, ha ülkemiz...

Nice izdüşümlerimiz var, rüyalarımız, özlemelerimiz...

Hangisi görüldü?

Çin mi? Ülkemiz mi?

Çin’deki gelişmelere yakından bir bakalım.

Ülkede 2012’de 30 bin kişi milyonerler arasına katılmış.

Yaniiiii Çin’deki milyoner kişilerin sayısı 1 milyonu aşmış durumda.

Ve kapılar açılır.

Yönetimde dostlar edinilir.

Girişimler artar.

Bu hikaye tanıdık geliyor...

Üst düzey dostların artması ne kadar güzel değil mi?

Alalım daha hemen aldığımızda bozulan Çin malları.

Plastikleri vs vs. Zengin edelim milyonerleri.

Ülkemizde de milyoneri daha da milyoner edelim ne olacak ki?

Ne önemi var ki yeşilin, doğanın, dünyanın.

Boş verelim gitsin.

Mutlu kalın.

 

Fıkra

Temel ile Dursun parasızlıktan ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Sonunda Dursun Temel'e:

Dursun

- Ula Temel haçen biz neden banka soymuyoruz? Kısa yoldan koşeyi doneriz.

Temel:

- Ula hakkatten de güzel fikir.

Neyse bunlar planlarını yaparlar. Artik herşey hazırdır. Bankayı soyarlar eve gelirler.

Dursun:

- Ula Temel sayalım mı ne kadar para var?

Temel paralara söyle bir bakar, çok para var en az 3 günlerini alacak. Dursun'a:

Temel

- Ula Dursun bu kadar parayı saymak uzun sürer biz en iyisi yarın bir gazete alalım orda yazar ne kadar para olduğu.

 

Günün sözü

Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir. (Cenap Sahabettin)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@