26.08.2019, 06:37

Yüzüne bakamıyorum!

Kadındılar, hep onlardan istendiAğırdı kaldırdılarTaşlıydı, bırakılsa elleriDüşer kalırdılar.

Kadındılar, hep onlardan istendi
Ağırdı kaldırdılar
Taşlıydı, bırakılsa elleri
Düşer kalırdılar.

İtilmiş gündüzlerde
Çoğu ancak gecelerde vardılar
Çağrıldıkça geçici
Fısıltılara kandılar.

Onlar bütün yatışlardan
Biraz korku biraz umut kalkardılar
Dendi istemiyorum güçleriydi oysa
Bütün yalnız kaldılar.

İstenseydi ağrılı bir sütü
Mutlu sevinçli sağardılar
Dölsüz bir süre eğrelti yeşili
Bakır sıcaklar geldi soldular

Kıskançtılar, onurlu
Baktılar başlar öne eğiliyor
Hırçın atların terkisinde
Yalçın dağlara kaçtılar.

Behçet Necatigil…

Önce vicdanlarımızı öldürdük biz. 
Sonra kalplerimizi kuruttuk.
Evdeki sabiye, sokaktaki köpeğe, ormandaki ağaca saldırdık.
Baktık ki ölmüyorlar, analarını bulduk. Kurusunlar, yokolsunlar diye onları öldürdük.
Şimdi çok şey yazmak istiyor ellerim, lakin ne gözümdeki yaşlara sahip olabiliyorum ne de beynimdeki uğultuyu dindirebiliyorum.
Bundan sonra hiçbir yeni sesin, hiçbir güzelliğin, hiçbir olağanüstülüğün dilimdeki “Anne ne olur ölme” acısını alabileceğini düşünemiyorum.
Bir çocuğun hayallerini, geleceğini, yüzündeki güzelliği çalan biriyle aynı havayı solumaktan nefret ediyorum.
Ve ben fotoğrafta dahi o çocuğun yüzüne bakamıyorum, utanıyorum.
Anneni koruyamadık küçüğüm.
Daha da önemlisi biz seni savunamadık!..

Yorumlar