Bu hafta konuğumuz Zade Vital Genel Müdürü Taha Büyükhelvacıgil. 135Yıllık köklü aile geçmişini arkasına alarak şirketi gelecek dönemde 5. ve 6. kuşaklara devretmeye hazırlandıklarını ifade eden Büyükhelvacıgil, aile tadında kurumsallığı ön plana çıkararak sağlam adımlar ile ilerliyor. Türkiye’nin tıbbi alanda ilk ArGe Merkezi’ne de sahip olduklarını belirten Büyükhelvacıgil, “Ülkenin cari açığını oluşturan en büyük kalemlerden bir tanesi ilaç. Biz artık ilacı ithal edebilen bir ülke değil ihraç edebilen bir ülke olmak istiyoruz” diyor 

Zade Vital Genel Müdürü Büyükhelvacıgil ''Kurumsallık ön planda'' yenigün (2)


P: İlk önce sizi biraz tanıyabilir miyiz Taha bey?


T: Beni burada görüyorsunuz ama arkamda 135 yıllık köklü bir aile geçmişimiz var. Ben 135 yıllık köklü bir aile şirketinin 4. nesil yöneticisiyim. Üç ayrı iş kolunda faaliyetlerimiz devam ediyor. Birincisi sağlık alanımız, 2012 yılından beri sürdürdüğümüz Zade Vital markası. Diğeri 1989 yılında sanayi girişimimizi ilk defa başlattığımız Zade markasıyla yağ sektörüne girdik. Şu an Türkiye’de öncü markalardan bir tanesi. Bir diğer iş alanımız ise dedemizin vasiyeti olan distribütörlük. Bugün yaşanan pandemi olayı distribütörlüğün ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Burası kurumsal bir şirket ama aile değerleri olan bir şirket. Yeni nesil farklı bir şekilde geliyor onların sahiplenmesini sağlayabiliyorsak ne mutlu bize. Yeni Z jenerasyonlarını görüyoruz. Onlar bizim için çok önemli. Şirketin ve bundan sonraki 15 yılın yönetimini bırakacağımız bir jenerasyon çünkü. Bu yüzden aile tadında bir kurumsallığı ön plana koyuyor olmamız gerekiyor. Babamların dönemi X ve Y jenerasyonları ile çalıştı daha çok. Biz ise şimdi ve bundan sonra Z jenerasyonuyla beraberiz.

10 YIL İÇİNDE 5. NESİL GELECEK

P: Şimdi bir aile şirketisiniz en önce ama kurumsal bir firmasınız da aynı zamanda, dışarıdan aldığınız profesyonel insanlarla da çalışıyorsunuz hepsi birbirinden değerli. Aile şirketinizi kurumsallaştırma yolunda nasıl karar alıp yol aldınız, biraz bahseder misiniz?


T: Tahir bey ve Mehmet bey de babam ve amcam Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’nde (TAİDER)   varlıklarını sürdürerek bizlere de bu vizyonu kattılar. Aile anayasasıyla ilgili çalışmalarımız var ve bu yolda ilerliyoruz. Şirketinizi 5.ve 6. nesillere taşımak istiyorsanız bunu şimdiden konuşuyor ve yapılandırıyor olmak lazım. Aldığımız bir çok danışmanlık da var. Çünkü her yönetimin, şirketin ve her sektörün ihtiyacı farklı. Mesela Zade Vital sağlık sektöründe olduğu için gittiğimiz yerler doktorlar ve eczaneler. Yapısı da çalışanlar da izlediğimiz yolda o sektöre ait olmalı. Kurumsallık aile şirketine sahip çıkıp yetkilerin belirli kısımlarını profesyonel yöneticilere bırakmak demek. Her yöneticimiz işine çok hakim her aile bireyi nerede durması gerektiğini ve görevlendirildiği alanları çok iyi biliyor. Şu an 5. neslimiz lise yıllarında. Çok geç değil 10 yıl içerisinde 5.neslimizi burada yönetici olarak görebileceğiz.


P: Bahsetmeden edemeyeceğim Taha Bey şirkete girdiğimde çalışanların hepsini sizin aileden sandım. Bu kadar aidiyet duygusu, bu kadar kendini aileden gören ve sizleri bu kadar düşünen bir personele sahip oluyor olmanız çok büyük şans bence. Ama bu aslında sizin öncelikle onlara değer vermenizden kaynaklı diye düşünüyorum.


T: Bu çok büyük bir nimet. Ben 2012 Zade Vital’in kuruluşundan beri sıfırdan başlayıp geldim. 2012 yılında başladığımızda 7 kişilik bir kadroyduk. Bugün yaklaşık 170 kişilik bir ekibe sahibiz. İşi onların da sahiplenmesini sağlıyoruz onlara sahip çıkarak. Mesai kavramı içerisinde çalışılmıyorsa o şirket her zaman daha çok büyüyecektir. Saha ekibime indiğimde 6 yıldır bizimle çalışan üç bölge müdürümle gurur duyuyorum. Şirketin başıyla sonu toplamı yedi yıllık. 2023 yılının sonuna doğru 10. yılımızı kutladığımızda, bu şirketin içerisinden yöneticileri atamak tek hedefimiz. Temelde geldiğimiz bir gerçek var, doğru kariyer planlaması yapıyoruz. O yüzden hep eğitim süreçlerinden geçiyorlar. Bu bize her zaman güç veriyor. Aile şirketinin başarılı olmasını istiyorsanız doğru yönlendirme çok önemli. Çalışanlarımızın şirketimize benim kadar sahip olduklarına eminim.

Zade Vital Genel Müdürü Büyükhelvacıgil ''Kurumsallık ön planda'' yenigün (3)
P: Zade Vital’in İlk çıkış ürünü neydi ondan sonra neyle devam etti? Birazcıkta ürünlerinizden bahsederseniz sevinirim.


T: Zade Vital bir sağlık markası. Zade Vital’in temelindeki bakış açısı şu; Çok güçlü bitki ve tohuma sahip olan ülkelerden bir tanesiyiz. Türkiye’de tıbbi olarak kaç tane bitkiye sahibizdir sizce?


P: 50 ya da 60 olabilir mi?


T: Türkiye 3000’e yakın bitkiye sahip. Avrupa kıtasından çok daha büyük bir zenginliğe sahibiz. Peki size bir soru daha, Dünya Sağlık Örgütü bazı verileri açıkladı. İlaç olarak aldığınız ürünlerin kaçında bitkisel içerikler var?

HEDEF BİN BİTKİYE ULAŞMAK

P: Hepsi diye düşünüyorum...


T: İlaçların yüzde 25’i bitkisel ürünlerden geliyor. dünyada en zengin bitkisel ürünlerin olduğu 7 ülkeden biri. bunlardan biri Çin. Geleneksel tıp kavramını koruyan ve hala geleneksel tedavilerin sürdürüldüğü bir ülke. Çünkü Çin tıbbında diye bir gerçek var. Zade Vital’deki bakış açımız şuydu biz 3000 tane bitkiyi nerelere taşıyabiliriz? Biz şu anda 145 tane ürün üretiyoruz. Yaklaşık 60 tane bitkiyi kullanıyoruz. Bizden sonraki çalışacak neslimizin önüne biz 2500 tane daha bitki bırakabiliyoruz. Ülkeye değer katabilecek inovasyona açık bir ürün kategorisi olduğu için Ve tüketici tarafında da karşılığını gördüğünüz için bu çok büyük bir fırsat. Zade Vital, ilk başladığında 15 ürünle başladı. Bugün 140 tane ürünü var. En büyük gelişim noktalarından bir tanesi de iki tane Ar-Ge merkezimizin olması. Ar-Ge merkezlerimizden bir tanesi Ege Üniversitesi içinde. “Doğal ürünler uygulama ve araştırma merkezi” diye geçiyor. ArgeFar ile çalışıyoruz, Türkiye’nin en büyük 5 markasından bir tanesi. İkinci merkezimiz İbni Sina ArGe merkezi. Bunu da Selçuk Üniversitesi ile birlikte çalışıyoruz. İki ArGe merkezimiz de 2019 yılında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından inovasyon ödülüne layık görüldü. Türkiye’nin 200. ArGe merkezi olarak geçiyoruz. Tıbbi alanda ilk ArGe merkeziyiz. Hedefimiz ne diye sorarsanız, ilk beş yıl içerisinde 1000’e yakın bitkiye ulaşmak. Özellikle çörek otunun klinik çalışmalarına baktığımızda geleneksel anlamda fazla kullandığımız ama biz asla gelenekselden gitmiyoruz. Çörek otu dünyada en çok araştırma yapılan bitkilerden bir tanesi. Bir omega 3 dediğimizde çörek otu ile birleştirerek çocuklara çok güzel bir vitamin elde ediyoruz. Çocuklarınızın bağışıklık sistemine hem göz hem de vücut fonksiyonlarına destek sağlıyoruz. Osmaniye’de yetişmiş bir yer fıstığını omega 3 ile birleştirerek iştah problemi yaşayan çocuklarda çok rahat tüketebileceği bir ürüne çevirdik. Zade Vital hep farklıdır ve farkını hep bitki ile ortaya koymuştur. Hangi ürünümüze dokunursanız dokunun Zade Vital’in bir imzasını görürsünüz. C vitaminini elinize alıp baktığınızda zeytin yaprağını görürsünüz. D vitamini bugün en çok konuşulanlardan bir tanesi fakat zeytinyağı ile birleştirdiğinizde, etkisinin yüzde 27 arttığını görürsünüz.


“İLACI İTHAL EDEN BİR ÜLKE OLMALIYIZ” 

P: Çörek otunu yağı ile birleştirmek vitamin açısından daha mı faydalı? Çörek otunu normalde yeriz, yemeklerimizde çok kullanırız, yağla beraber kullanıyor olmak ne gibi fayda sağlar?


T: Bir kere tohumdan alamazsınız. Tohumdan aldığınız faydayı ancak 1 kg’dan alabilirsiniz. Yapılan klinik çalışmalar şunu gösteriyor ki; çörek otu tohumu yağının bağışıklık sistemine ve alerji tedavisine iyi geliyor. Helvacızade Grubu, ulusal bir marka değil uluslararası yerlerde yer almış güçlü bir marka. Amerika’ya gönderdiğimiz her bir kutumuzun üzerine bağışıklık sistemini güçlendirir diye yazıyoruz. Çünkü FDA in vermiş olduğu izinlerin içerisindeyiz. Temeldeki bakış açımız şu, buradaki her bir bitki ülkenin değeri. Türkiye’nin en büyük cari açığını oluşturan kalemlerden bir tanesi ilaç. Biz artık ilacı ithal edebilen bir ülke değil ihraç edebilen bir ülke olmak istiyoruz. Bugün Türkiye’nin ihracat rakamlarına baktığımızda kg. başına 5 dolarlık bir oran görmüş oluyoruz. İlacı ihracat yapmaya başladığınızda kilogram başına 600 dolarlardan bahsediyoruz. Çünkü karşılığı inovatif bir ürüne dönüştürmek. Bu yüzden bitki bizim en güçlü alanımız. Bitki ile beraber yaptığımız kombinasyonlar en güçlü alanımız.


P: Hedef kitleniz nedir? Yani ben oğlum için sizin ürünlerinizi kullanabiliyor muyum?


T: Hekimlerimiz ve eczacılarımız her bir ürünle bizlere geri dönüş yapıyorlar. Hangi yaştan diye sorarsanız; 0-2 yaş önermediğimiz, güvenli tarafta kalmak istediğimiz bir alanlardan bir tanesi. Yapılan tüketici araştırmalarından her birinde 10 kişiden 9’u zade Vital’i tekrar tercih ediyor olması bizi mutlu ediyor.


P: Birazcık zeytinyağlarınızdan da bahseder misiniz? Zade Yağ’dan.


T: 1989 yılından beri faaliyetlerini sürdüren bir marka. Bu markamız da üniversitelerle beraber çok güzel işbirlikleri yapıyor. BurAdaki temel bakış açımız asla standart olmak değil, 90’lı yıllarda 60 ton kapasite ile başlayıp, 98 yılında 300 tona çıkardık. Türkiye’nin en büyük rafinasyon tesislerinden bir tanesi. Aromalı zeytinyağ grubumuz var. Hindistan cevizi yağı ürettik. Tüketici D vitaminini daha çok nasıl alabilir gibi arge çalışmalarımız var.


P: Bu keyifli röportaj için çok teşekkürler Taha bey.


T: Ben teşekkür ederim.