BM Dünya İklim Zirvesi, 26. Taraflar Konferansı, kısa adı ile COP26 İskoçya'nın Glasgow kentinde başladı ve bitti. 1995’den bu yana devam eden taraflar konferansına bu sene iki yüze yakın ülkenin lideri hükümet temsilcileri, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı ve 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması'ndan bu yana çözümsüz kalan sorunlara eğildi. 
Kararlar alındı, sözler verildi ve süreç masaya yatırıldı. Paris Anlaşması’ndan sonra güncellenmiş emisyon hedefleri üstünden son durum konuşuldu. Hedeflerden uzaklaşma tartışıldı. Enerjide son durum ele alındı.
İki hafta süren bu zirve sürecinde fosil yakıtlardan vazgeçmeleri ve küresel ısınmayı dengelemeleri gibi konularda dünya liderleri paylaşımlarını yaptı, liderler küresel ısınma konusundaki vizyonlarını paylaştı. Ve bizde bu paylaşılanları sorgulamaya başladık.
*
Devlet ve hükümet başkanları, 2015 yılında küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve 1,5 derecenin üzerine çıkmamasını sağlamak için Paris Anlaşması'nı imzalamıştı.  Zirve bu nedenle önemliydi. Geçmişe ve sürece dönüp baktığımızda devletler maalesef bu hedefe ters düşecek şekilde davrandılar. Fosil yakıtlar kullanmaya ve maalesef ki ağaçları kesmeye devam ettiler. Çıkan yangınlar bu süreci baltaladı. İçinde bulunduğumuz 10 yılda gezegenin ortalama sıcaklığı, bahsedilen yüksek sıcaklığın şimdiden üstüne çıkmış durumda. Yani mesele şu; hedefe ulaşma şansımız giderek azalıyor.
*
Basit yöntemle şöyle düşünün: Dünya sanayileşme öncesine göre 1,1 dereceden fazla ısındı. Ve bu ısınma 2100 yılında 2,7 derece artacak. Buzullar eriyecek, deniz seviyeleri yükselecek ve aşırı hava olayları olacak. Paris Anlaşması ile ülkeler niyet beyanlarında 2030 hedeflerini ortaya koymuşlardı hani. Ne oldu? 2010 yılından daha fazla sera gazı 2030’da salınacak neredeyse. Glasgow'daki zirvede ele alınan konular da kısaca bu tür başlıklardan ibaretti.
Yani aslında zirve bir dönüm noktasıydı. Bence talebi karşılamadı. 
*
İklim zirveleri hakkında bilmemeniz gerekenler var maalesef. Nedense zirve dendiğinde aklıma spekülasyonlar, manipülasyonlar gelir. Arena gelir hep. O nedenle siz hep sorgulayanlardan olun, önünüze sunulanı hep kabul edenlerden değil. 
Çünkü her zirvede sözler verilir. Konuşulur. Heyecanlanırız. Sonra biter.
Ama bilmeliyiz ki, işin içine siyaset girdiğinde durumlar değişir. Çünkü zirveler hep politiktir.
Haaa birde iklim fonu denen bir gerçek var. Gelişmekte olan ülkelere temiz enerjiye geçiş süreçlerini hızlandırmak için yardım etmek istediklerini dile getirenlerin dediği yardım ‘fon’mu acaba? Onu da bilin ki fon demek yine borçlandırılıyorsunuz demek.
*
‘Sera gazlarını azaltmak, yenilenebilir enerji üretimine hız vermek, küresel ısınmayı 2°C’nin altına indirmek, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmeleri için yoksul ülkelere maddi yardım yapmak’ başlıklarının değerlendirildiği. Seller, yangınlar ve kum fırtınalarının önüne geçmek için ağaçlandırma çalışmaları, karbon soğurma gibi çözümler üzerinde durulduğu ve ekosistemleri korumak için kömür kullanımından vazgeçmek gibi önerilerin tartışıldığı zirve de gelelim bu konularla ilgili verilen taahhütlere.
*
2060 yılına kadar sera gazı salımını sıfır yapma sözü olan Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin zirveye katılmadığı için eleştirilere maruz kaldı. Ancak 100'den fazla lider "Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Liderler Bildirgesi’ni imzaladı ve 2030'a kadar orman kaybını durdurmayı, orman kaybı için 12 milyar dolar kamu ile 7,2 milyar dolar özel sektör finansmanı sağlamayı taahhüt etti. Metan gazı salınımının azaltılması konusunda da 100'den fazla dünya lideri, 2030 yılına kadar metan emisyonlarını yüzde 30 oranında azaltmak için ABD ve Avrupa Birliği (AB) liderliğindeki Küresel Metan Taahhüdü ‘ne imza attı.  
*
Yoksul ülkeler ise zenginleri mali yardım taahhütlerini yerine getirmemekle eleştirdi ve İngiltere, bunun üzerine çoğunluğu Asya Pasifik ülkeleri olmak üzere yoksul ülkelere 290 milyon sterlin finansman desteği sözü verdi. Ancak bu sözlere rağmen yılda 100 milyar dolarlık iklim yardımı hedefi ancak 2023'te tutturulabilecek...
Dünyanın en büyük iki karbon emisyonu üreten ülkesi ABD ve Çin,  iklim değişikliğiyle mücadelede anlaştı. ABD, 2035 yılına kadar karbon kirliliği içermeyen yüzde 100 elektriğe ulaşma hedefi belirledi. Çin, ise beş yıllık plan kapsamında kömür tüketimini azaltabileceğini açıkladı.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 30 ülke, en geç 2040 yılına kadar karbondioksit salınımının sıfırlanmasını öngören anlaşmaya da imza attı. Anlaşma kapsamında, sıfır emisyonlu araçlara geçiş yapılacak.
*
Avustralya’nın 'net sıfır' karbon emisyonu hedefi 2050, yaklaşık 1,4 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık 2’nci ülkesi olan ve atmosfere en çok karbon salan ülkelerin başında gelen Hindistan’ın sıfır emisyona geçiş takvimi ise 2070.
Kısaca zirvenin ana hedefi; en geç 2060 yılına kadar ‘ net sıfır’ emisyonu sağlamak... Ancak, kömür üreticilerinin kömür kullanımını durdurma noktasında taahhüt vermemesi zirvenin en büyük hayal kırıklığı oldu.
*
COP26 İklim Zirvesi'nde verilen taahhütlere rağmen dünyanın küresel sıcaklık artışını kısıtlama hedefine yaklaşamaması analizlere göre maalesef korkutucu. Küresel sıcaklıklarda hedeflenen 1,5 derecelik artışın çok ötesinde, 2,4 derecelik artışa doğru gidildiği düşünülüyor.
Şu anda dünya tarihinde bir dönüm noktasındayız. 
Tek gerçek bu...
BM Genel Sekreteri Guterres "Karbon ile kendimizi öldürmeye, doğaya tuvaletmiş gibi davranmaya artık son verelim. Kendi mezarımızı kazıyoruz." dedi. İşte tek gerçek bu...
*
İşte bu gerçeğe istinaden kömür santralleri ne zaman kapanacak?
Betonlaşma bitecek mi? Petrole ne olacak? 
Süre az. Süre yok. Sonuç sadece konuşmak mı? 
Biz artık yalanlar ile oyalanmak istemiyoruz... Birde; dünya liderleri ve delegelerin özel jetleriyle zirveye katılması, bu özel jetlerin karbon ayak izi ve çevresel etkileri ne boyutta? 
Şimdi düşünelim; ‘İnsanlık doğa, gezegen ve iklim krizine çözüm bulabilecek mi?
Yıkıma, ekolojik çöküşe karşı gerçekten kalıcı çözümler üretilebilecek mi? Çözümler hayata geçirilebilecek mi?’

Dip not:
Yol Haritamız: 2053'de net sıfır...
Türkiye Paris İklim Anlaşması'na ilişkin kanun teklifini 7 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul ederek yürürlüğe soktu. Ancak hazırladığımız ulusal katkı beyanında karbon salınımını azaltma taahhüdü vermedik. Ancak karbon salınımını 929 milyon tonda tutmaya çalışacağımızı beyan ettik. Kısaca yol haritamız belli. Yol Haritası: 2053'de Net Sıfır. İlk iş olarak Paris İklim Anlaşması'na göre 2053'te net sıfır hedefiyle uyumlu orta ve uzun vadeli bir yol haritası belirlememiz gerekiyor. Ve hedeflerimizi de acilen güncellemeliyiz. (Türkiye, 2017 itibarıyla küresel karbondioksit emisyonlarının yüzde 1,2'sini salıyor.) Biz kendimizi de sorgulamalıyız. Ülke olarak 1990’da yaklaşık 220 milyon ton olan salımlar 20 yılda 180 milyon ton arttı. Sonraki 20 yılda hedef belli. 
Mutlu kalın...

Fıkra;
İki deli havuzun başında oturuyorlarmış. Biri kalkıp havuza şeker atmış.
Havuzdan bir yudum almış ve tükürmüş.
Arkadaşına: – Havuza şeker attım ama tatlı olmadı…
Arkadaşı: – Karıştırmadın ki salak!

Günün sözü; İnsana: "Kendini bil!" denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir. Cicero...