09.01.2016, 22:00

Zorla akciğerimize dayatma...

Ah o akciğerlerimiz yok mu?

Şu dönemde içeride, dışarıda tüm yükü onlar çeker oldu.

Alışmışız millet olarak bir kere o zehire, bırakamıyoruz şu sigara denen tiryakiliği.

Ve yasaklar da olsa türlü çareler arıyoruz onu içmek ve içirmek için.

Şimdi bu konuyu ele alma sebebim geçtiğimiz günlerde kapalı yerlerde sigara içme cezasının artırılması.

Ancak ben şu zamandır yasak olmasına rağmen bir kere bile görmedim ceza alanı, duymadım ‘ben ceza ödedim’ diyeni...

 

*

 

Sigara içmeyenler, zorla içmeye zorlanarak dayatma içinde yaşıyor ne yazık ki.

Sevdiklerimiz içiyor, sohbeti bölemiyoruz, mecbur biz de içiyoruz.

Yolda yürüyoruz, içmeyen yok.

Duraklar gırla sigara pisliği ile dolu.

Araçların egzozu sigaradan da üstün.

Alışveriş merkezleri, sinemalar ya da işyerlerinde temiz hava bulmak kolay mı oldu? Hayır. Klimanın verdiği değişik havayı koklar olduk.

Asıl şimdi, sizinle paylaşmak istediğim konu ise kafeteryalar.

Oralarda da içilmiyor değil mi sigara?

Yanılıyorsunuz...

İçiliyor ve hatta içmeyen bizler de içiyoruz buram buram içimize çekiyoruz o mis kokusunu.

Nasıl mı?

Türlü dolambaçlı yollarla.

*

Kafeteryalar, nargile salonları sigara yasağını o kadar güzel deliyor ki, adına da sigara içilmiyor diyerek bir de bizi kandırma yolunu seçiyor.

Biz de kandık. Pardon kandırıldık.

Hoş belediye de kandırılıyor mu, yoksa işine mi geliyor hala anlayabilmiş değilim.

Peki nasıl yapıyorlar bu düzeni?

Naylonumsu perdelerle...

*

Hepinizin bildiği gibi sözde bahçelerini naylonumsu, adı her ne ise onunla kapatıyorlar ve gelsin sigara, gitsin sigara, nargile.

Bir tanesi de mi açık bırakmaz mekanını?

Bir tanesi de mi bahçelerini naylonla çevrelemez?

Hepsi de tek düzen...

Gören görmüştür. Tabii bunun da bir rantı var, alanı, satanı var onu da unutmayalım.

Yapılmasın demiyorum, soğuktan korunma yolu için çözüm olabilir.

Ancak, her yeri kapatmak zorunda mısınız?

İkinci sınıf vatandaş olduk, bu ülkede onca yasak var iken.

Nasıl bir yasal düzenleme ile karşı karşıyayız?

‘Kordon’dan tutun da,’Göztepe’si vs. vs.'deki tüm kafelerin tek bir standartta naylon ile kapanması ve içmeyenlerin de o naylonlar içinde içenlerle birarada tutulması insanlık çerçevesinde olamaz.

Bir de, görselliğin dibini buldunuz güzelim sahillerde, ona yanıyorum.

*

Güzellik dipte.

Sağlık dipte.

Ne anladım ben bu sigara yasağından.

Akciğerlerimizi yeterince sokakta, İzmir’in misss gibi duman dolu havasında kirletmiyormuş gibi, bir de oturup kahve içeceğimiz, sohbet edeceğimiz, kış soğuğunda sığınabileceğimiz yerlerde dayatma ile kirletiliyoruz.

Sağlığımız bu kadar mı değersiz?

*

Olmaz, bu böyle olmaz.

Üçkağıtçılığın dibini buluyoruz vallahi ülkemizde.

Adam gibi bir yasak varsa uymak bize yakışmaz mı?

Neden hemen bir alavere-dalavere çözümü bulur ki bizim milletimiz?

Galiba zekamızı başka yerlere çalıştırdığımızdan olmasın.

*

Benim bildiğim gidersin bir kafeteryaya, oturursun, sigara yasağı var kardeşim, içiyorsan çıkarsın dışarıda içersin.

Estetik yoksunu, ne olduğu belirsiz, havasız naylonların içinde içmeyeni zehirlemeye ne hakkın var?

Bir de en çok kızdığım ve bu yazıyı yazmama sebep olan şey ise tavırlardır.

‘Neden sigara içiliyor, yasak değil mi’? dediğim bir kafeteryanın sahibi ilginçtir ki; ‘içmeyen az, içen çok, nasıl para kazanacağız’ demez mi?

*

İşte o anda dedim ki;

‘Bu ülkede ne yasak ise, biz bir kılıfını bulur, çaresine bakarız ki, çünkü insan değersiz’.

Kendi vatandaşını, insanını, sevmeyen bu ülkenin sözde insanları, dünyadaki hangi canlıyı sevebilir, koruyabilir ki?

İşte o zaman sığınmacıları denize atar da, içi sünger dolu can simidi satar da, para uğruna her şeyi yapar da yapar...

 

Dip notlar;

 

Bir bıraksak...

 

Sigarayı bıraktığımızda;

Önce rahat nefes alırız, akciğer esnekliği ve kapasitesi artar, öksürük biter.

Akciğer kanseri ve kalp krizi riskimiz düşer.

Bağışıklık sistemimiz güçlenir.
Tüm bedenimizin toksinlerden arınma kapasitesi yükselir.

Bir de size güzel bir tarif vereyim ki, sigara denen zehiri bıraktığınızda, akciğerlerinizi temizlemek istediğinizde veya soğukalgınlığında bağışıklığınızı güçlendirsin.

Tarifimiz keçiboynuzu çayıdır.

500 ml kaynamakta olan iyi içme suyu içine 7 tane keçi boynuzunu kırarak atın. Hafif ateşte 5 dakika kadar kaynatın. 15 dakika dinlendirin ve sabah-akşam tüketin.

Önemli bir ayrıntı, bu çayı içer iken lütfen sigaradan uzak durun.
Zor da olsa değer.

 

 

Yabancı ayrımı...

 

Sigara yasağını delmek gibi bir başka insnalık dıışı uygulama da bana göre bir ‘televizyon ve internet servis sağlayıcısı’ndan...

İsmi lazım değil bu servis sağlayıcısı, ‘yeni dönem’de yeni bir uygulama başlattı.

Bu uygulama aboneliklerdeki taahhüt ile ilgili. Ve aslında ‘ayrımcılığın’ da bir başka göstergesi.

Şimdi yeni uygulama ile Türkiye’deki yabancılar, eğer bu sağlayıcıya abone olacaklarsa ‘düz’abone olabiliyolar. Taahhüt ile indirimli abone olamıyorlar.

Bu uygulama ırk ayrımının ülkemizde daha da netleşmesi mi demek acaba?

 

Bu yeni uygulama için gerekli kişiler arandığında ise net cevap veren olmadığı gibi, ‘siz yabancısınız, taahhüt yapamazsınız. Geçtiğimiz dönemde bir çok yabancıya ulaşamadık’ cevabı tokat gibi yüzünüze geliyor..

Sözlükte "taahhüt" bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme demektir.

Eğer üstüne alınabiliyorsa demek ki firmada ‘gerekli araştırmayı yaparız’ demesine getirir. Kaçıp gitmeleri ise korkulan, kişilerin durumu, konumu, işi vs. vs. bakılır. Toptan iptal yapılmaz.

Sonra da bu ülkede ‘ötekileştirme yok’ diyenler oluyor.

Nasıl yok...

Olmasaydı bu tür uygulama olur muydu?

Yoksa bu tür cevaplar alınır mıydı?

Şimdi nerden mi biliyorum ötekileştirildiğimizi?

Eşim yabancı olduğu için biliyorum.

Ocak ayından bu yana ‘yabancılara taahhüt uygulayamıyoruz’ sözcüklerini işittiğimizden ve bu tür ayrımcılık ile uğraştığımızdan biliyorum...

 

 

 

Fıkra;

İngilizce dersinde öğretmeni çocuğa sordu,

Oğlum sana Türkçe bir cümle vereceğim, sen bunu İngilizce'ye çevireceksin...

Çevireceğin cümle, ‘çocuk koştu koştu, denize düştü, boğuldu...’

Öğrenci yanıt verdi,

The boy dıgıdık dıgıdık, culup, glu, glu...

 

 

Günün sözü;

"Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar...” Osho

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@